• 01 Eylül 2026
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Tekçi Tarih Anlatısı Turizm İle Ne Kadar Uyuşuyor: Almanya'da Yabancı Düşmanı Afd'nin Yükselişi Üzerine Turizmcilerden Yükselen İtiraz

Bu haberi dinleyin
01 Eylül 2026 Tekçi Tarih Anlatısı Turizm İle Ne Kadar Uyuşuyor: Almanya'da Yabancı Düşmanı Afd'nin Yükselişi Üzerine Turizmcilerden Yükselen İtiraz

Almanya’da turizm sektörünün deneyimli isimleri Günter Ihlau ve Wolfgang Isenberg, Almanya için Alternatif (AfD) partisinin turizm politikalarına ilişkin planlarını eleştiren bir makale kaleme aldı. Saksonya-Anhalt eyalet seçimleri öncesinde gündeme gelen tartışmada iki isim, turizmin siyasi bir kimlik aktarım aracına dönüştürülmemesi gerektiğini savundu.

Uzun yıllar TUI yöneticiliği yapan Günter Ihlau ile Thomas-Morus-Akademisi’nin eski direktörü Wolfgang Isenberg’in kaleme aldığı makalenin çıkış noktasını, AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki turizm politikası oluşturuyor. AfD’nin kültür politikaları sorumlusu Hans-Thomas Tillschneider, “#deutschdenken” (Almanca düşünmek) anlayışı doğrultusunda “halk eğitimi turizmi” olarak nitelendirilen bir yaklaşım öneriyor. Bu kapsamda Saksonya-Anhalt’ın “tüm Alman vatanseverlerinin özlem duyduğu bir yer” haline getirilmesi ve turizm, tarih ve “vatan” kavramlarının ulusal kimliğin aktarılmasında daha etkin kullanılması hedefleniyor.

Ihlau ve Isenberg ise bu yaklaşımın turizmin temel işlevinde bir değişime yol açabileceğini belirtiyor. Bir destinasyonun kendine özgü bir profil oluşturmasının ve hangi doğal, tarihi ve kültürel değerlerini öne çıkaracağına karar vermesinin doğal olduğunu ifade eden yazarlar, ancak turizmin “vatan”ın ne anlama geldiğini ve ulusal kimlik açısından hangi tarih anlatısının esas alınması gerektiğini siyasi olarak belirleyen bir araca dönüştürülmesinin sorunlu olduğunu vurguluyor.

Tarihin Tek Bir Anlatıya Dönüştürülmesine Eleştiri

Yazarların eleştirilerinin önemli bir bölümünü planlanan “Alman İmparatorluğu Yolu” projesi oluşturuyor. Onlara göre sorun, tarihi bir turizm rotası oluşturulması değil, seçilen yerlerin belirli bir siyasi anlatı çerçevesinde birbirine bağlanarak Alman kimliğinin ne olması gerektiğine ilişkin tek bir bakış açısının sunulması.

Benzer bir yaklaşımın Bauhaus konusunda da görülebileceğini belirten Ihlau ve Isenberg, Bauhaus’un hem Alman hem de uluslararası bir miras olduğunu hatırlatıyor. Bu yapının Almanya’daki kökenleri ile dünya çapındaki etkisinin birlikte ele alınmasının kültürel destinasyon açısından önemli bir güç olduğunu ifade eden yazarlar, “dünyaya açıklık” ile “vatan” kavramlarının birbirinin karşıtı olmadığını savunuyor.

Tarihi mekânların farklı bilgi ve bakış açılarını ziyaretçilere sunması gerektiğini belirten yazarlar, son değerlendirmeyi ise ziyaretçinin kendisinin yapması gerektiğini vurguluyor. Onlara göre eğitim, bireyin kendi yargısını oluşturabileceği bir alan açarken, siyasi telkin bu alanı daraltıyor.

Turizm Uluslararası Karşılaşmalardan Besleniyor

Makale, tartışmayı turizm sektörünün ekonomik gerçekleriyle de ilişkilendiriyor. Turizmin yalnızca uluslararası ziyaretçilerden değil, aynı zamanda yabancı çalışanlardan da yararlandığına dikkat çekiliyor.

Almanya’da sosyal güvenlik kapsamında çalışanların yüzde 44,5’inin yabancı vatandaşlığa sahip olduğu belirtilirken, bu oran gastronomi sektöründe yüzde 47,8’e, ağırlıklı olarak yiyecek hizmeti sunan işletmelerde ise yüzde 54,6’ya ulaşıyor.

Ihlau ve Isenberg’e göre bu tablo, toplumsal aidiyetin yalnızca köken üzerinden tanımlanamayacağını gösteriyor. İnsanların birlikte yaşaması ve çalışması, onları zaman içinde meslektaş ve komşu haline getiriyor.

“Seyahatin Açık Uçluluğu Korunmalı”

Yazarlar, turizm politikalarının karmaşık toplumsal meseleleri keskin karşıtlıklara indirgemesine de karşı çıkıyor. Rüzgâr enerjisi ile doğal peyzajın korunması, iklim koruması ile seyahat özgürlüğü veya gelenek ile “wokeness” arasındaki karşıtlıkların bunun örnekleri olduğunu belirtiyorlar.

Turizm politikalarının farklı çıkarları dikkate alması ve bunlar arasında denge kurması gerektiğini savunan Ihlau ve Isenberg, seyahatin temelinde farklılıklarla karşılaşmanın, farklı bakış açılarını deneyimlemenin ve sonucu önceden belirlenmemiş karşılaşmaların bulunduğunu ifade ediyor.

Devletin turizm altyapısını geliştirebileceğini, müzeleri destekleyebileceğini ve destinasyonların tanıtımına katkı sağlayabileceğini belirten yazarlar, ancak devletin insanların bir seyahatin sonunda ne düşünmesi gerektiğini planlamaması gerektiğini savunuyor.

Almanya Turizm Birliği Başkanı Reinhard Meyer de kısa süre önce sağ siyasetin turizm alanındaki planlarına ilişkin uyarılarda bulunmuştu.

Kaynak: Reisevor9

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz