Turizmcilerden Danıştay Kararına Tepki: “Aynı Turiste Hizmet Eden Birine Vergi, Diğerine Muafiyet Adaleti Zedeler”
Turizm sektörü temsilcileri, turizm amaçlı kiralanan konutların vergilendirilmesine ilişkin Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararının sektörde haksız rekabet yaratabileceğini savundu. Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı Mehmet İşler, aynı turiste hizmet veren işletmeler arasında farklı vergi uygulamalarının rekabet ve adalet açısından sorun oluşturduğunu belirtti.
Danıştay 3. Dairesi, 8 Nisan 2026 tarihli kararında, turizm amaçlı kiralanan konutların ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi için otel, apart veya pansiyon işletmeciliğine benzer bir organizasyon yapısı ile kahvaltı, yemek, günlük temizlik ve benzeri hizmetlerin sunulması gerektiğine hükmetti. Mahkeme, bu şartları taşımayan kısa süreli konut kiralamalarının ticari kazanç kapsamında gelir vergisi ve KDV’ye tabi tutulamayacağına karar vererek Gelir İdaresi Başkanlığı’nın ilgili genel yazısının bazı bölümleri hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi.
Kararla birlikte, kamuoyunda Airbnb modeli olarak bilinen turizm amaçlı konut kiralamalarından elde edilen gelirlerin, ticari kazanç yerine Gayrimenkul Sermaye İradı (GMSİ) kapsamında değerlendirilmesinin önü açılmış oldu.
“Bu Sadece Vergi Meselesi Değil”
Kararı değerlendiren Mehmet İşler, sektörün yargı kararlarına saygı duyduğunu ancak uygulamanın rekabet eşitliğini bozabileceğini söyledi.
İşler, “Aynı işi yapan, aynı turiste hizmet veren bir tarafın vergi, denetim ve çeşitli mali yükümlülüklere tabi tutulurken diğer tarafın bunlardan muaf olması ne rekabet ne de adalet ilkeleriyle bağdaşır. Bu konu yalnızca vergi meselesi değil, Türkiye turizminin geleceğini ilgilendiren bir rekabet ve adalet meselesidir” dedi.
Otellerin konaklama vergisi, KDV, kurumlar vergisi, SGK primleri ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) katkı payı gibi çok sayıda yükümlülüğü yerine getirdiğini belirten İşler, aynı turizm gelirinden pay alan kısa dönem kiralamaların farklı değerlendirilmesinin sektörde eşitsizlik yarattığını savundu.
“Dünya Daha Sıkı Düzenlemeler Getiriyor”
Mehmet İşler, kısa dönem konut kiralamalarının yalnızca Türkiye’nin değil, dünya turizminin de gündemindeki önemli başlıklardan biri olduğunu ifade ederek birçok turizm destinasyonunun son yıllarda bu alanda daha sıkı düzenlemelere yöneldiğini söyledi.
Barcelona’nın turistik daire ruhsatlarını azaltma sürecine girdiğini, Amsterdam’ın kısa dönem kiralamalara yıllık gün sınırı getirdiğini, Paris’in kayıt zorunluluğu ve yaptırımlar uyguladığını hatırlatan İşler, New York başta olmak üzere birçok büyük şehirde de benzer düzenlemelerin yürürlüğe girdiğini belirtti.
İşler, “Dünyanın önemli turizm merkezleri, oteller ile kısa dönem kiralamalar arasında kuralsız bir rekabet oluşmasını istemiyor. Çünkü bunun sonucunda kayıtlı ekonomi küçülüyor, kamu gelirleri azalıyor ve yatırımcı zarar görüyor” diye konuştu.
“Ayrıcalık Değil, Eşit Kurallar İstiyoruz”
Turizm sektörünün ayrıcalık talep etmediğini vurgulayan İşler, aynı hizmeti sunan tüm işletmelerin benzer yükümlülüklere tabi olması gerektiğini dile getirdi.
“Aynı müşteriden gelir elde eden herkes aynı sorumlulukları taşımalı, turizm gelirinden pay alan herkes vergi sistemine ve ülke tanıtımına eşit katkı sunmalıdır” diyen İşler, sektör temsilcileri, ilgili bakanlıklar ve kamu kurumlarının katılımıyla yeni bir düzenleme yapılmasının gerekli olduğunu söyledi.
Turizm sektörü temsilcileri, kısa dönem kiralamalar ile belgeli konaklama tesisleri arasındaki yükümlülük farklılıklarının yeniden değerlendirilmesini ve rekabet koşullarını dengeleyecek yeni bir çerçeve oluşturulmasını talep ediyor.








Lütfen Bekleyin.