• 19 Ekim 2021
  • 0
  • 7 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

“Turizmdeki varlıklarımız kelepire düşmemeli, yabancıların eline geçmemeli”

Bu haberi dinleyin
19 Ekim 2021 “Turizmdeki varlıklarımız kelepire düşmemeli, yabancıların eline geçmemeli”

Kötünün iyisi olarak geçen 2021’in sonlarına gelirken sektörün önümüzdeki dönemde kendini daha çok hissettirecek sorunlarından, büyüyen kredi borçları ile ilgili çözüm arayışları sürüyor.

Konu geçtiğimiz günlerde turizm eski bakanı ve TÜRSAB eski Başkanı Bahattin Yücel’in yönettiği online ortamda yapılan bir toplantıda ele alındı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) eski başkanı, İyi Parti  Milletvekili Durmuş Yılmaz, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) eski başkanı, CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak ve gazeteci Erdal Sağlam’ın katıldığı “Turizm sektörünün mali durumu ve çözüm önerileri” toplantısında yapılan değerlendirmelerde, turizmde mali sorunların görünenden daha derin olduğu ancak buna yönelik çözümün de olduğu belirtildi.

Sıkıntılı ortamda yabancı ortak aranması

Toplantıda konuşan TCMB eski başkanı Durmuş Yılmaz, turizm sektörünün durumunu değerlendirirken, “Yanlış ekonomik politikalardan dolayı, ülkenin kaynaklarının kelepir piyasasına düşmemesi, düştüğü zaman da yabancıların eline geçmesine gönlüm el vermiyor” dedi.

“Bu ortamda ekonominin darboğaza girdiği, sıkıntılı bir ortamda yabancı ortak aranmasını doğru bulmuyorum. Çünkü mallarımız kelepir olacak. Bu ülkeden kaynak transferi olacak” diyen Durmuş Yılmaz şunları söyledi:

El güçlüyken ortak seçmeli

“Ekonomide yabancı ortağa elbette ihtiyacımız var. Ekonomiyi açmalıyız. Yabancı sermayeyle gelmeli. Bu dışarıdaki bilgi birikimi, teknoloji transferi vesairesi her şey olmalı. Buna açığız.  

Fakat bu ekonominin yükseldiği bir dönemde olmalı ki,  ayağımızı direye direye malımızı satabilmeliyiz. Ortağımızı ona göre seçebilmeliyiz. Ama şu anda muhtaç hale geldik. Başkasının teklifini zoraki kabul etmek zorundayız. Bu uzun vadeli.. Kısa vadede çözüm gibi görünse de uzun vadeli bir sorun.  

Ne yapılabilir?  

Şu anda uluslararası sermaye piyasalarında parasal bolluk var. Her ne kadar faizler arttırılacak vesaire de olsa da hala var. Dolayısıyla bizim bu piyasalardan yararlanabilmemiz mümkün olmalı.  

Fakat bulunduğumuz koşullar itibariyle bu pek fazla mümkün görünmüyor.  

Dışarıda risk primimiz çok yüksek olsa da  17-18 trilyon dolarlık tahvil var.  

Bunların getirisi eksi, fakat biz altı altı buçuklarda borçlanıyoruz. Dolayısıyla dışarıdan bize fon para verseler bile faaliyeti çok yüksek.  

Dolayısıyla o yük de taşınamaz, kaldırılamaz.

O nedenle benim önerim şu:

Tahvil çıkarılsın  

Eğer olabilirse dört başı mamur, spekülasyona kaçmadan, efendim siyasi, nepotizme vesaireye girmeden, böyle bir küresel büyük Türk tahvili ihraç edilip, bunun Merkez Bankası tarafından parasallaştırılması, ulusal bütçeyle ilişkilendirilmesi ve orada sadece geçici dönemde, kelepir fiyatına düşmeden yabancının eline kaptırılmaması için üç yıllık, beş yıllık bir köprü finansmanla bu tesislerinin ayakta kalması ve ondan sonra da her şey düzene girdiğinde, mülk sahiplerinin, girişimcilerimizin, direne direne yabancı ortak arayıp, Türkiye'nin bugünkü verimlilik ortamında, ortaklığa çevirerek dışarıdan sermaye girişini sağlaması diye düşünüyorum.  

Yani şu anda ne yapıp yapıp bizim bu tesisleri mülkiyetini, mevcut Türk müteşebbislerinin elinde tutmamız ve işler düzeldikten sonra, yabancı ortağı o çerçevede aramamız gerektiğini düşünüyorum.  

Tahvil ihraç edilir. Bu tahvil ihracıyla elde edilen kaynak, belli kriterlerle açık, net, şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşılarak, bu kur farkları vesaireleri telafi edilir.  

Bu şirketler yüzdürülür. Ve ondan sonra işler düzene girdikten sonra, bunlar peyderpey tahsil edilir ve bu hesaplar kapatılır.”

Çetin Osman Budak: “Borçlar yüzdürülüyor, iyi de nereye kadar”

Toplantıda konuşan Çetin Osman Budak da, “Krediler yüzdürülüyor da nereye kadar” dedi.

Pandemiyle birlikte sektörün mali durumunun artık okunamaz duruma geldiğini belirten Budak şunları söyledi:

“Sektörün çok ciddi yapısal sorunları var. Bunun üstüne birde pandemi geldi. Şimdi 2015 yılının son aylarındaki o uçak düşürme kriziyle zaten bütün bilançoları bozulan, pandemiyle birlikte sektörün mali durumu artık okunamaz duruma geldi.

Bu gelirle bu borçlar nasıl ödenecek

Şu anda gelir elde etmeyen, yatırımların borçlarını ödeme yeteneğinin sıfır olduğunu düşünebiliriz. Turizm Bakanlığının ısrarıyla 10 milyar kadar KGF kredisi verildi. O on milyar lirayı hangi faiz oranından aldığına bakmak lazım. Yüzde yirmiyle alınmış bir kredinin bir yılda toplam değerinin beşte biri kadar daha faiz ödemesi çıkacak.  

E peki gelir nerede? Şimdi yapılan şey borçları yüzdürmek. Nereye kadar yüzdüreceksiniz? Gelir yoksa siz bu kredi borçlarınızı ödeyemezsiniz. Peki buradan çıkışın yolu ne? Nedir?

Tesisler Ortadoğu sermayesine gider mi

İşte dışarıdaki Amerika'da, Almanya'da, İtalya'da sektöre doğrudan hibe destekleri verilirken, siz kredi veriyorsunuz. Zaten faizleriniz çok yüksek. TL üstünden veriyorsunuz. Ve bunların tahsilini bekliyorsunuz. Büyük bir çoğunluğu da bu kredilerin özel bankalar tarafından tahsis edilmiş krediler olduğunu söyleyebiliriz.  

Bankalar alacaklarına karşılık bu işletmeleri alıp, yani bu konaklama tesislerini işletemezler.  Haciz ve icra yoluyla satış işlemi yapsalar, değerinin çok altında satmaları gerekir. Buradan onların da bir çıkış yolu bulmaları düşünülür.  Ya da turizm sektörüne net bir şekilde oyuncu olarak gireceklerdir.  

Çözüm turizm fonu

Büyük çoğunluğu yerli yatırım olan sektörün el değiştirmesi ve yabancılara gitmesi, Orta Doğu'ya gitmesi söz konusu olabilir.  

Bunun dışında fonlar var. Biliyorsunuz İspanya bu yatırım fonlarıyla ilgili bir takım tedbirler almaya çalışıyor. Kendi öz kaynaklarını kaybetmek istemiyor. Bunun için de çok özel krediler tahsis etmeye başladılar. Biz de bu konuşulmuyor bile. Yani sektörün adı var kendisi yok.

Erdal Sağlam :Bankalar sektöre anlayışlı

Toplantıda konuşan gazeteci Erdal Sağlam da bankacılar ile görüştüğünde bankaların turizm sektörüne sağladıkları kredilerin geri dönüşünün düzgün olduğu kesimlerden birinin turizm olduğunu bu nedenle burada yaşanan batık kredi konusunda sektöre anlayışla yaklaştıklarını söyledi.

Bakanın da sektörün artan borçlarının ödenmesi konusundaki arayış çalışmaları içinde olduğunu belirten Sağlam şunları söyledi:

“Bankacılar; turizm sektöründeki batık sorunu enerji sektöründeki, inşaat sektöründeki gibi değil. Çünkü bunlar Türk lirası kazanıyor. Döviz borcu ödüyor.  

Bankacılar iyimser. Biraz da bu şundan olabilir. Ya zaten diğer sektörlerden batık sorunu çok fazla üstümüze gelecek. Bir de turizm buna eklenmesin, onlar idare eder gibi bir hava içindeler.  

Gördüğüm kadarıyla sektörde özellikle konaklama kesiminde bankalardan çok şikayet yok, bankalar yardımcı oluyor diyorlar.  

Toplantının tamamı çevrimiçi ortamda izlemek için tıklayın

https://wetransfer.com/downloads/4c4e3b9f9a020b6c1d16751ba5324ea520211018133513/7df4fa9a6bf9c5c1a4ff7fdc4ad6634520211018133530/089bd1 

 

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz