Fehmi Köfteoğlu İle Yeniden
Turizmgazetesi'nin kıymetli okurları,
Turizmgazetesi'nin kurucusu Fehmi Köfteoğlu'nu, 28 Ağustos 2024 tarihinde aramızdan ayrılışının ikinci yılında saygı ve özlemle anıyoruz.
Turizmgazetesi, onun gazetecilik anlayışına, yayın ilkelerine ve sektöre karşı taşıdığı sorumluluk bilincine bağlı kalarak aynı çizgide yayın hayatını sürdürüyor.
Fehmi Köfteoğlu'nun kaleme aldığı son köşe yazısı olan "Over Tourism, Quo Vadis?", iki yıldır ana sayfamızda yer alıyor. Çünkü bu yazı - tıpkı diğer köşeyazıları gibi- turizmin temel sorunlarına ışık tutan, cesurca "kral çıplak" diyebilen bir bakış açısının da simgesi niteliğinde.
Bundan böyle, Fehmi Köfteoğlu'nun sektörün nabzını tutan yazılarını yeniden ele alacağız. Yazıların kaleme alındığı dönemin koşullarını hatırlatırken, aradan geçen sürede turizm sektöründe nelerin değiştiğini, nelerin aynı kaldığını değerlendireceğiz.
Ayrıca, yapay zekâ desteğiyle hazırlayacağımız özel bir bölümde, Fehmi Köfteoğlu'nun yarım asrı aşan deneyimi, birikimi ve kendine özgü bakış açısıyla, o gün yazdığı yazıları bugün yaşasaydı nasıl yorumlayabileceğine dair bir perspektifi sizlerle paylaşacağız.
Böylece hem onun düşünce dünyasını yaşatmayı hem de turizm sektörünün geçmişi ile bugünü arasında anlamlı bir köprü kurmayı amaçlıyoruz.
Turizmin Bir Büyüme Stratejisine İhtiyaci Var*
Yılın ilk yarısı geride kalırken kısa bir değerlendirme yapmak gerekirse, 2004'ün turizmde olumlu yanları ağır basan bir yıl olarak geçtiği söylenebilir. Bu alanda üç yıldır yaşanan yükseliş trendinin, olağanüstü bir gelişme olmazsa devam edeceği de söylenebilir. Şimdi yakalanan yükseliş trendinin uzun süreli bir program temeline oturtulmasına ihtiyaç var.
Bu konuda, Turizm Çalışma Grubu'nun hazırlayıp mayıs ayında İzmir'de yapılan İktisat Kongresi'ne sunulan rapor incelenmeye değer saptamalar içeriyor.
Başkanlığını Prof. Dr. Ahmet Yalnız'ın, Raportörlüğünü de Dr. Nazmi Kozak'ın yaptığı "İktisat Kongresi Turizm Çalışma Grubu"nun hazırladığı raporun girişinde şöyle deniyor:
"Turizm, Türkiye'nin karşılaştırmalı rekabet avantajı üstünlüğünün bulunduğu sektörler arasında yer almaktadır. Sahip olduğu üstünlükler ve gelişim potansiyeli turizm sektörünün ülkemizde gelecekte daha önemli bir konumuna ulaşabileceğini ortaya koymaktadır."
Raporda, "Turizm sektörüne yönelik olarak önümüzdeki 50 yıl için stratejik planların bu günden yapılması ve bunun bir "Turizm Perspektif Planı" çerçevesinde hazırlanması isteniyor.
Raporda hazırlanması istenen "Turizm Perspektif Planı"nın oturtulacağı çerçeve çizilirken, sektörde bazı kesimlerin hoşuna gitmese de kimi gerçekleri cesurca ortaya koyuyor.
Örneğin, "Türkiye turizm sektörünün yalnızca ekonomik teşviklerle istenilen sonuçları sağlamasının mümkün olmadığı, en az bunlar kadar önemli olan stratejik amaçların da bulunması gerektiğinin" altı çiziliyor.
Bu görüş sektörün bir kesiminin her işi yalnız teşvik temelinde ele alan anlayışına ters gelebilir. Ama gerçeğin bu olduğu da görülmelidir.
Türkiye'nin turizmde yükseliş trendini yakaladığı dönemde geleceği ilişkin önemli saptamalar içeren raporda dikkat çekilen bir diğer nokta da, sektörün kendi olanakları ile yarattığı birikime sahip çıkılmasının istenmesidir. Bu konuda şöyle deniyor:
"Türkiye turizm bilgi toplumu, hiç zaman kaybetmeden enformasyon toplumunu aydınlatmak, sektör karar vericileri ve sermayedarları ise sermaye mülkiyetini kaptırmamak için gerekli olan önlemlerin her türlü kısa dönem maliyetlerine katlanmak zorundadırlar".
Turizm sektörüne gelecek 50 yıl için bir perspektif kazandırılması istemiyle hazırlanan raporda, sık sık gündeme gelen turizmdeki gelişmene "Kelle sayısı" ile ölçülmemesi tartışmalarına önemli bir yaklaşımda bulunuluyor. Rapordan okuyalım:
"Turistlerin kişi başına yaptığı harcama varsayımlarının önce doğruluk derecelerini tespit etmeli, paket ve diğer harcamalardan oluşan toplam fonları hangi zamanlama ile hangi bileşen ürün üreticilerine ve hangi yüzdeler ile dağıttığını ortaya koyarak, turist sayılarının değil fon seyahatlerinin inceliklerini görmeleri ve sektörün bu gerçek dünya işleyiş şemasına uygun davranmasını sağlayacak imkanları veren kurumsal ve mali yapılanmasını gerçekleştirmelidir."
Raporun sonuç bölümünde şu görüşlere yer veriliyor:
"Dünyada güç dengeleri son yüz yılda değişim göstermiştir. 2000'lerle birlikte yeni bir güç dengesinin oluşumu söz konusudur. Yeni güç dengelerinin Uzak Doğu ve özellikle Çin odaklı olacağı kuşkusuzdur.
Bu bağlamda Türkiye dünyanın yeni dönemine kendisini hazırlamalıdır.
Türkiye'nin endüstri devrimine ayak uyduramayan Osmanlı İmparatorluğu'nun durumuna düşmemesi için, rekabet avantajlarının yüksek olduğu sektörlere önem vermesi, bunları desteklemesi vazgeçilemez bir uygulama olmalıdır. Diğer birkaç sektörün yanı sıra turizm, karşılaştırmalı rekabet avantajının en yüksek olduğu sektördür. Türkiye, turizm sektörüne gereken önemi vermeli, ancak bunun anlamı diğer sektörlerin tümüyle gözardı edilmesi olmamalıdır."
*(Yayın tarihi: 07-07-2004)
22 Yıl Sonra: Fehmi Köfteoğlu'nun Tespitleri Ne Kadar Gerçekleşti?
Turizm Gazetesi'nin kurucusu Fehmi Köfteoğlu, 7 Temmuz 2004 tarihli bu yazısında Türkiye turizminin önündeki en büyük ihtiyacın "uzun vadeli bir büyüme stratejisi" olduğunu vurguluyordu.
Aradan geçen 22 yılda Türkiye, turist sayısında dünyanın en büyük turizm ülkelerinden biri haline geldi. 2004 yılında yaklaşık 20 milyon yabancı ziyaretçi ağırlayan Türkiye, bugün yıllık 60 milyonun üzerinde ziyaretçi çeken küresel bir destinasyona dönüştü.
Ancak Köfteoğlu'nun yazısında dikkat çektiği temel soru hâlâ güncelliğini koruyor:
Turizmde büyüyor muyuz, yoksa sadece daha fazla turist mi ağırlıyoruz?
2004 yılında referans verdiği Turizm Çalışma Grubu raporunda yer alan "turizmi yalnızca turist sayısıyla değerlendirmeme" yaklaşımı, bugün sektörün en çok tartıştığı konuların başında geliyor.
Ziyaretçi sayıları rekor kırarken;
- kişi başı turizm geliri,
- turist başına harcama,
- turizmin yerel ekonomiye etkisi,
- çevresel sürdürülebilirlik,
- sezonun 12 aya yayılması,
gibi başlıklar hâlâ çözüm bekleyen alanlar arasında bulunuyor.
Yapay Zeka Yorumluyor: Bugünden Geriye Bakınca
Yazıda öne çıkan dört temel tespit dikkat çekiyor:
1. Turizm sadece teşviklerle büyüyemez
Fehmi Köfteoğlu'nun aktardığı raporda, turizmin yalnızca ekonomik teşviklerle yönetilemeyeceği, stratejik hedefler belirlenmesi gerektiği vurgulanıyordu.
Bugün Türkiye turizmi hâlâ teşvikler, kredi destekleri ve yatırım belgeleriyle büyümeye devam ediyor. Ancak sektörün karşı karşıya olduğu personel açığı, sürdürülebilirlik baskıları, altyapı sorunları ve yüksek maliyetler, stratejik planlamanın önemini daha görünür hale getiriyor.
2. Turist sayısından çok yaratılan değere bakılmalı
Belki de yazının en çarpıcı bölümü buydu.
2004 yılında ortaya konulan "kelle sayısı değil, fon hareketleri önemlidir" yaklaşımı bugün sektörün kullandığı "nitelikli turist", "yüksek harcama yapan ziyaretçi" ve "katma değerli turizm" kavramlarının erken bir ifadesi niteliğinde.
Bugün Bodrum'dan Kapadokya'ya, Antalya'dan İstanbul'a kadar birçok destinasyonun temel hedefi turist sayısını artırmaktan çok ziyaretçi başına geliri yükseltmek.
3. Turizmde sermaye ve karar merkezleri korunmalı
Köfteoğlu'nun dikkat çektiği bir diğer konu sektörün oluşturduğu ekonomik birikimin korunmasıydı.
Aradan geçen yıllarda uluslararası zincirler, çevrim içi rezervasyon platformları ve küresel dağıtım sistemleri turizm ekonomisinin önemli bölümünü kontrol eder hale geldi.
Bugün sektörün en büyük tartışmalarından biri hâlâ aynı:
Türkiye turizmden elde ettiği değerin ne kadarını ülke içinde tutabiliyor?
4. Türkiye yeni güç dengelerine hazırlanmalı
2004 yılında yazılan metinde Çin'in yükselişine dikkat çekilmesi dikkat çekici.
O tarihte henüz küresel ekonomide bugünkü etkisine ulaşmamış olan Çin, bugün dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri haline gelmiş durumda. Turizmden ticarete kadar birçok alanda yaşanan dönüşüm, raporun bu öngörüsünü doğrulayan gelişmeler arasında yer alıyor.
Fehmi Köfteoğlu Yaşasaydı Bugün Ne Derdi?
Elbette bunu kesin olarak bilmek mümkün değil.
Ancak yıllar boyunca kaleme aldığı yazılar, yaptığı araştırmalar ve sektöre yaklaşımı dikkate alındığında şu soruları sormaya devam edeceği tahmin edilebilir:
"60 milyon turist konuşuyoruz ama kişi başına ne kadar gelir elde ediyoruz?"
"Turizmin kazancı yerel işletmelere, çalışanlara ve destinasyonlara ne kadar yansıyor?"
"Turizmde büyüme çevreyi, şehirleri ve yaşam kalitesini nasıl etkiliyor?"
"Türkiye'nin önümüzdeki 25-50 yılını kapsayan gerçek bir turizm perspektif planı var mı?"
Çünkü Fehmi Köfteoğlu'nun yazılarında öne çıkan temel yaklaşım günlük gelişmelerin ötesine bakmak, rakamların arkasındaki gerçeği sorgulamak ve sektörün uzun vadeli çıkarlarını ön planda tutmaktı.
Bugün, bu yazıyı yeniden okuduğumuzda görüyoruz ki 2004 yılında sorulan bazı soruların yanıtları hâlâ aranıyor.
Belki de bu yüzden Fehmi Köfteoğlu'nun arşivde kalan yazıları yalnızca geçmişi anlatmıyor; Türkiye turizminin bugününe ve geleceğine ilişkin önemli ipuçları vermeyi sürdürüyor.





