Ne dendi, ne oldu
Tahminler tutmadı.
Söylenenler çıkmadı.
Ne olacağı hâla bilinmiyor.
Tahminler konusunda koronavirüs salgını ile ilgili yaptığı çalışmalarla öne çıkan Singapur Teknoloji Üniversitesi nisan ayı sonuna doğru bir araştırma yayınladı.
Üniversiteden bir grup araştırmacı yapay zeka algoritmaları kullanarak dünyada her ülke bazında koronavirüs salgınının ne zaman etkisini yitireceğini tahmin etti.
Araştırma kapsamında salgının hangi ülkede ne zaman biteceğine ilişkin aşağıdaki tablo yayınlandı.

Tabloda Türkiye'de koronavirüs salgınının 17 Mayıs’ta yüzde 97,1 Ağustos’ta yüzde 100 oranında, tamamen biteceği belirtiliyordu.
Tabloda diğer ülkeler için de temmuzdan başlayıp ekim ayına kadar değişen tarihler veriliyordu.
DSÖ yeni bir tarih verdi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, koronavirüsü 100 yıl önce ortaya çıkan İspanyol gribi ile karşılaştırarak, "Bu salgını iki yıldan daha kısa bir sürede bitirmeyi umuyoruz" dedi.
Türkiye’de koronavirüs salgınının biteceği söylenen ağustos ayının sonuna gelindi, ama salgın geçmedi.
Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesiyle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kültür ve Turizm Bakanlığı’na atadığı, sektörün büyük firmalarından ETS’nin sahibi Mehmet Ersoy, koronavirüs salgınının ilk vakasının görülmesinden sonra çıktığı televizyon programlarında ve yaptığı açıklamalarda; mayıs ayından başlayarak her konuşmasında bir ay sonrası için tarih verdi.
O tarihler geçti.
Öngörüler gerçekleşmedi çünkü gerçekçi değildi.
Bazı konularda Türkiye’nin durumu aralarında rakip destinasyonların da olduğu başka ülkelerden daha iyi.
Ama bu yetmez.
Özellikle turizmde ana pazar konumundaki ülkeler ile geniş anlamda ilişkilerde durum iç acıcı değil.
Ayıca koronavirüs salgını yönünden de ikinci dalga ile ilgili işaretler artıyor.
Kimi ülkelerde yaşanmaya başladı bile.
Özetle, tahminler tutmadı.
Gelelim ikinci konuya
Bu dönemde ne oldu?
Tek sözcükle ifade etmek gerekirse akla gelmeyecek şeyler oldu.
Yalnız son 30-50 yıl, yüzyıl, 2. ya da 1. dünya savaşı dönemleri değil, binlerce yıl gerisine kadar gidildiğinde tarihte yaşanmamış olaylar yaşandı.
Koronavirüs salgını dünya nüfusunun yarısını aylarca evlerine kapadı.
İskender, Napolyon ve diğer büyük komutanların hiçbiri, hiçbir peygamber, en iddialı ideolojiler, ekonomideki en önemli olaylar vs’nin hiçbiri, hiçbir güç, hiçbir kimse döneminin dünya nüfusunun yarısını aylarca evlerine kapatamamıştır.
Bu dönemde birçok şey oldu ama tek başına bu bile koronavirüs salgınının tarihte bir ilk olduğunu görüp anlamak için yeterli.
Gelelim üçüncü konuya
Ne olacak?
Mevcudu görmeden gelecek öngörülemez.
Duruma seyahat endüstrisi açısından bakalım.
Günümüz seyahat endüstrisinin merkezi Avrupa’nın en büyük grubu TUI’ye devlet eliyle 2.4 milyar Avro kredi desteği sağlandı. Avrupa’nın en büyük havayolu Lufthansa’ya 9 milyar Avro kaynak aktaran Alman devleti şirkete ortak oldu.
Türkiye’de bankalara verilen talimatla kredi borcunu ödeyemeyen işletmeler için borcu takibe alma işlemi 6 ay süreyle uzatıldı. Doğru, yerinde bir karar.
Peki süre sonunda ne olacak?
Yalnız bu örnekler bile durumun ciddiyetini gösteriyor. Tabii görüp anlamak isteyenler için.
Öte yandan tüketici yönünden seyahat uyarıları kalktı, sınırlar açıldı.
Daha bir ay geçmeden bazı ülkeler sınırlarını yeniden kapattı, eğlence yerlerinin kapatılmasına kadar uzanan yeni kısıtlamalara gidildi.
Avrupa Birliği (AB) çöktü. Ortak hareket edilemedi, dayanışma sıfır, herkes başının çaresine bakıyor.
Başta iki büyük pazar Rusya ve Almanya olmak üzere pazarda beklenen hareket olmadı.
Uluslararası alanda da; başta UNWTO ve WTTC olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlar sınıfta kaldı.
Türkiye’de hafta sonunda Antalya havalimanına inen uçak sayısı ve gelenlerin kaçının Alman kaçının Rus olduğundan başka bir şey konuşulmuyor.
Rakamlar elbette konuşulur, ama bunlar üzerinden durum değerlendirmesi yapmak, tahmin ve öngörüde bulunmak afakidir.
Peki ne olacak şimdi?
Yanıtı zor bir soru.
Koronavirüs salgınının Türkiye’de tartışılmaya başladığı ilk günlerde ODTÜ eski öğretim üyelerinden felsefeci Prof. Dr. Ahmet İnam konuyla ilgili yazsısını şöyle bitiriyordu:
‘Düşündür bizi korona’…







Lütfen Bekleyin.