5 Bin Yıllık Liman Tepe’de Taş Kanallarla Su Yönetimi Keşfedildi
İzmir’in Urla ilçesindeki yaklaşık 5 bin yıllık Liman Tepe yerleşiminde, yağmur sularını yönlendirmek amacıyla kullanıldığı değerlendirilen taş kanallardan oluşan bir drenaj sistemi ortaya çıkarıldı. Ege ve Batı Anadolu’da benzerlerine az rastlandığı belirtilen sistem, dönemin su yönetimine ilişkin önemli bilgiler sunuyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle sürdürülen Liman Tepe kazıları, Urla’nın 7 bin yıllık tarihine ışık tutmaya devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi’nin destekleriyle yürütülen kazılarda 35 kişilik ekip çalışırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2026 yılı arkeolojik kazı destek programı kapsamında 16 kazıya toplam 19 milyon 665 bin 625 lira kaynak sağlanıyor.
Ankara Üniversitesi adına yürütülen Liman Tepe kazılarında, karadaki antik yerleşimin yanı sıra 2000 yılından bu yana araştırılan deniz altındaki liman da inceleniyor. Bu yılki çalışmalarda yaklaşık 5 bin yıllık yerleşimin sokakları, uzun evleri, surları ve su sistemi araştırılırken, deniz altında da limanın mendireğinin tarihini belirlemeye yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.
5 Bin Yıllık Sokağın İzleri Ortaya Çıkarılıyor
Ankara Üniversitesi Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Liman Tepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu, kazıların 1992 yılında Prof. Dr. Hayat Erkanal başkanlığında başladığını, 2020 yılından bu yana ise kendi başkanlığında sürdüğünü belirtti.
Liman Tepe’nin yaklaşık 5 bin yıl önce surlarla çevrili bir kent olduğunu belirten Şahoğlu, kazı alanında uzun evlerin bulunduğunu ve çalışmaların günümüzden 5 bin yıl önce kullanılan bir sokağın izlerini ortaya çıkardığını söyledi.
Taş Kanallarla Yağmur Suyunu Yönetmişler
Kazıların bu yılki en dikkat çekici bulgularından biri, farklı kotlardaki teraslar arasında ortaya çıkarılan taş kanallar oldu.
Şahoğlu, kanalların içinden su akışının sağlandığını belirterek, sistemin içme suyu amacıyla yapılmış olmayabileceğini ifade etti. Yapının yerleşimin ortasına doğru derinleştiğini belirten Şahoğlu, bunun yağmur sularını belirli bir noktaya yönlendirmek amacıyla oluşturulmuş bir drenaj sistemi olabileceğini söyledi.
Şahoğlu, taşlarla inşa edilen bu sistemin Batı Anadolu’da çok az bilinen, Ege’de ise nadir örnekleri bulunan bir yapı olduğunu belirterek, sistemin daha ayrıntılı inceleneceğini kaydetti.
Uzun Evlerin Girişinde Büyük Çömlekler Bulundu
Kazılarda yaklaşık 5 bin yıllık uzun evlerde de yeni bulgulara ulaşıldı. Evlerin girişlerinde zemine sabitlenmiş büyük çömlekler bulundu.
Çömleklerin su, tahıl veya başka ürünlerin depolanması amacıyla kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor. Çömleklerden alınacak toprak örnekleri botanik uzmanları tarafından incelenecek. Yanmış tohumların bulunması halinde hangi ürünlerin depolandığı konusunda bilgi elde edilmesi hedefleniyor. Mikromorfolojik araştırmalarla da gözle görülemeyen kalıntılar üzerinden çömleklerin kullanım amacı araştırılacak.
Evler Aynı Zamanda Atölye Olarak Kullanılmış
Liman Tepe’nin yaklaşık 4 bin 500 ila 5 bin yıl önce surlarla çevrili güçlü bir yerleşim olduğunu belirten Şahoğlu, uzun evlerin Ege’de bu dönem için bilinen en büyük yapılar arasında bulunduğunu ifade etti.
Yaklaşık 25 metreden uzun ve 5 metre genişliğindeki bu yapılarda yalnızca günlük yaşamın sürdürülmediği, aynı zamanda üretim faaliyetlerinin de gerçekleştirildiği belirlendi.
Bir yapıda madencilik faaliyetlerine ilişkin bulgulara, başka bir yapıda ise tekstil üretiminde kullanılan dokuma ağırlıklarına rastlandı. Bu nedenle yapıların “atölye-ev” olarak değerlendirildiği belirtildi.
Liman Tepe’nin Ege Adalarıyla Ticareti 4 Bin 500 Yıl Öncesine Uzanıyor
Kazılarda Kiklad Adaları kökenli seramiklerin bulunması, Liman Tepe’nin Ege adalarıyla yaklaşık 4 bin 500 yıl önce deniz aşırı ticari bağlantılar kurduğunu ortaya koyuyor.
Kiklad Adaları’nda üretilerek deniz yoluyla Liman Tepe’ye getirildiği belirlenen seramik kapların zeytinyağı veya şarap gibi ürünlerin taşınmasında kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor. Ancak kapların içinde hangi ürünlerin bulunduğu henüz kesin olarak belirlenmiş değil.
Buluntular, Liman Tepe’nin döneminin önemli liman ve ticaret merkezlerinden biri olduğuna ilişkin önemli veriler sağlıyor.
7 Bin Yıl Önce Melos’tan Obsidyen Getirmişler
Liman Tepe’nin deniz bağlantısının yaklaşık 7 bin yıl öncesine kadar uzandığı da belirlendi. Bu döneme ait tabakalarda Melos Adası kökenli obsidyen bulundu.
Metal kullanımından önce kesici aletlerin üretiminde önemli bir hammadde olan obsidyenin deniz yoluyla Liman Tepe’ye getirildiği ve burada işlendiği düşünülüyor. Kazı ekibi ayrıca küçük bir obsidyen işleme atölyesi de tespit etti.
Şahoğlu, buluntuların Liman Tepe’de yaşayan insanların 7 bin yıl önce Ege Denizi’ni aşarak hammadde temin edebildiğini gösterdiğini belirtti.
Türkiye’nin İlk Su Altı Liman Kazısı Liman Tepe’de
Liman Tepe kazılarını Türkiye arkeolojisi açısından özel kılan unsurlardan biri de çalışmaların deniz altında sürdürülmesi. Türkiye’nin ilk su altı liman kazılarının gerçekleştirildiği Liman Tepe’de deniz araştırmaları 2000 yılından bu yana devam ediyor.
Bu yılki deniz altı çalışmalarında özellikle limanın tarihlendirilmesine odaklanıldı. Limanın taşlık mendireğinin farklı noktalarında sondajlar gerçekleştirilerek yapının ne zaman inşa edildiği ve ne kadar süre kullanıldığı araştırılıyor.
Deniz altı kazılarında amfora ve seramiklerin yanı sıra zeytin ve üzüm çekirdekleri ile fındık gibi organik kalıntılara da ulaşılıyor. Bu buluntular, Liman Tepe’nin ekonomik yapısı ve deniz ticareti hakkında önemli bilgiler sağlıyor.
Eserlerin Birleştirilmesi Yıllar Sürebiliyor
Denizden çıkarılan eserlerin korunması ve birleştirilmesi ise uzun yıllar süren titiz bir çalışma gerektiriyor. Tuz ve deniz canlılarının etkisinden arındırılan seramik parçaları uzmanlar tarafından tek tek birleştiriliyor.
Şahoğlu, bazı kapların parçalarının 10 yıldır tamamlanmaya çalışıldığını belirterek, Liman Tepe’deki çalışmaların tek bir kuşağın ömrüyle sınırlı olmadığını vurguladı.
Kazı ekibinin sorumluluğunun yalnızca eserleri ortaya çıkarmak değil, bulunan her şeyi doğru şekilde korumak ve belgelemek olduğunu belirten Şahoğlu, Liman Tepe araştırmalarının gelecek nesiller tarafından da sürdürüleceğini ifade etti.
Kaynak: Anka








Lütfen Bekleyin.