Anadolu’nun Hafızasında Yolculuk: Şerif Yenen ile Kültür, Seyahat ve Türkiye’nin Saklı Hikâyeleri Üzerine
Turizm Gazetesi - Seyahat Sohbetleri'nde Türkiye’nin en deneyimli profesyonel turist rehberlerinden biri olan Şerif Yenen ile seyahat kültürünü, Anadolu’nun katmanlı tarihini ve turizmin nasıl dönüştürülebileceğini konuştuk. Yaklaşık 38 yıllık rehberlik deneyimiyle tanınan Yenen, yalnızca sahada değil; yazdığı kitaplar, kültür rotaları ve yayınlarıyla da Türkiye’nin tanıtımına önemli katkılar sunuyor. Özellikle Turkish Odyssey adlı kapsamlı rehber kitabı, uluslararası alanda büyük ilgi görmüş durumda.
Kültür turizminin neden hâlâ yeterince derinleşemediğini, “kopyala-yapıştır” turların ötesine nasıl geçilebileceğini ve Anadolu’nun insanlık tarihindeki benzersiz yerini konuştuk.
“Türkiye, rehberlik yapmak için dünyanın en özel ülkelerinden biri”
Şerif Yenen’e göre rehberlik, yalnızca bir meslek değil; aynı zamanda kültürel bir aktarım biçimi.
“Türkiye öyle bir ülke ki, kültürel zenginliği açısından bir insan rehberlik yapacaksa burada yapmalı. Çünkü yabancı ziyaretçilere bu toprakların hikâyelerini anlattığınızda insanların yaşadığı şaşkınlık gerçekten çok etkileyici oluyor.”
Yaklaşık otuz yıl önce Türkiye’yi anlatan kapsamlı bir yerli rehber kitabın eksikliğini fark ettiğini anlatan Yenen, bu nedenle İngilizce olarak Turkish Odyssey kitabını kaleme aldığını söylüyor.
“Yabancı yayınevlerinin rehber kitapları vardı ama Türklerin yazdığı kapsamlı bir guidebook yoktu. Neden olmasın dedim ve yazmaya başladım. Zaman içinde kitap büyüdü, gelişti ve bugün üç ciltlik bir yapı hâline geldi.”
Kitap yalnızca okurlar tarafından değil, akademik çevreler ve rehberler tarafından da yoğun ilgi görmüş. Hatta kısa süre önce Amerika’da bağımsız yayıncıların değerlendirdiği önemli bir ödüle layık görülmüş.
“Bu kadar zengin bir tarihin üzerinde yaşıyoruz ama çoğu zaman farkında değiliz”
Sohbetin en dikkat çekici başlıklarından biri ise Türkiye’de kültür bilincinin yeterince gelişmemiş olmasıydı.
“Belki dünyada kültürel ve arkeolojik açıdan bu kadar zengin başka bir ülke yok. Ama aynı zamanda yaşadığı toprakların tarihine bu kadar uzak duran başka bir toplum da zor bulunur.”
Yenen’e göre sorun yalnızca bilgi eksikliği değil; aynı zamanda tarih ile günlük yaşam arasındaki bağın kopmuş olması.
Göbeklitepe’den Karahantepe’ye, Hititlerden Urartulara kadar onlarca uygarlığın izlerini taşıyan Anadolu’nun, insanlık tarihindeki en kritik dönüşümlere sahne olduğunu vurguluyor.
“Göbeklitepe insanlık tarihini değiştiren bir keşif. İnsanlar oraya gidince yalnızca taş görmemeli; orada insanlığın yerleşik yaşama geçiş hikâyesini hissetmeli.”
Seyahat yalnızca “gitmek” değil, anlamak
Şerif Yenen’e göre günümüzde seyahat kültürü büyük ölçüde hız ve tüketim üzerine kurulu.
“Sosyal medyanın da etkisiyle insanlar gittim, gördüm, fotoğraf çektim noktasında kalıyor. Oysa seyahat sadece gitmek değildir. Orada ne yaşandığını, insanların nasıl mücadele ettiğini, o coğrafyanın neden önemli olduğunu da bilmek gerekir.”
Tam da bu nedenle “tematik turlar” öneriyor.
Yani yalnızca şehir gezileri değil; belirli tarihsel dönemlere, uygarlıklara veya kültürel hikâyelere odaklanan rotalar…
Neolitik çağdan başlayan rotalar
Yenen’in önerdiği seyahat modeli, Anadolu tarihini kronolojik bir sırayla deneyimlemeye dayanıyor.
İlk durak: Neolitik dönem.
“Önce Göbeklitepe’yi, Karahantepe’yi anlamamız gerekiyor. İnsanlığın yerleşik hayata geçişinin izleri burada. Üstelik artık biliyoruz ki insanlar önce yerleşmiş, tarım daha sonra gelişmiş. Bu keşif tarih kitaplarını değiştirdi.”
Urfa merkezli birkaç günlük bir kültür rotasının; Göbeklitepe, Harran, Balıklıgöl ve bölge mutfağıyla birlikte çok daha derin bir deneyime dönüşebileceğini söylüyor.
Sonrasında ise rota Çatalhöyük’e, ardından Hititlere, Friglere, Urartulara ve Lidyalılara uzanıyor.
“Anadolu başlı başına bir açık hava arşivi”
Anadolu’nun her döneminin ayrı bir kültür rotası oluşturabilecek kadar güçlü olduğunu anlatıyor:
- Çorum ve Hattuşa merkezli Hitit rotaları
- Van ve çevresinde Urartu mirası
- Frig Vadisi boyunca uzanan kültür güzergâhları
- Lidyalılar ve paranın doğuş hikâyesi
- Roma ve Bizans katmanlarıyla İstanbul
Özellikle Lidyalıların parayı icat etmesi örneğini heyecanla anlatıyor:
“Milattan önce 7. yüzyılda Sardes’te ilk madeni para basılıyor. Bu dünya tarihinin dönüm noktalarından biri. Bunu bilmemiz gerekiyor.”
Benzer şekilde Bergama’daki Asklepion kazılarında bulunan tıbbi bulguların da antik dünyanın sağlık bilgisini yeniden düşündürdüğünü belirtiyor.
“Turizmde hâlâ aynı dörtgenin içindeyiz”
Yenen’e göre Türkiye turizminin en büyük problemlerinden biri çeşitlenememesi.
“Yıllardır turizmi dört mevsime yayacağız deniyor ama hâlâ İstanbul, Kapadokya, Efes ve Antalya dörtgeninde dönüp duruyoruz.”
Oysa Anadolu’nun sunduğu kültürel zenginlik, çok daha sürdürülebilir ve güçlü bir turizm modeli kurabilecek potansiyele sahip.
“Kültür turu yapan acentelere büyük iş düşüyor. İnsanları şaşırtacak yeni hikâyeler, yeni rotalar üretmek gerekiyor.”
“Seyahat insanın duruşunu değiştirir”
Şerif Yenen’e göre kültürle temas eden seyahat yalnızca bilgi kazandırmıyor; insanın dünyaya bakışını da dönüştürüyor.
“Bu toprakların değerini fark ettiğiniz zaman insanın kendine güveni değişiyor. Çünkü başka birçok ülkede olmayan bir zenginliğin üzerinde yaşıyoruz.”
Ve belki de bu yüzden, Anadolu’yu anlamanın en iyi yolu hâlâ yollardan geçiyor.
Sohbeti Youtube üzerinden izlemek için
Sohbeti podcast olarak dinlemek için
https://open.spotify.com/episode/5CzdyYp0gf3enG6xjEVE1O?si=OQTV358SR3WMHNkUMg5X-g








Lütfen Bekleyin.