Bugün "Merhaba" Günü
Bugün Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir'in 135. doğum günü.
Halikarnas Balıkçısı’nın doğum gününe atfen, 17 Nisan günü, dönemin Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras tarafından 2022 yılında “Merhaba Günü” ilan edildi. 2023 yılında, Merhaba Günü’nün logosunun arandığı “Uluslararası Merhaba Günü Logo Yarışması” gerçekleştirildi ve 2024 yılında ödüller sahiplerini buldu. 2025 yılında ise Merhaba Günü’nin ilk defa kutlanması üzere çalışmalar başladı. Bodrum Belediyesi’ne bağlı ve Halikarnas Balıkçısı özel koleksiyonu ve arşivine sahip Bodrum Deniz Müzesi, çalışmalarıyla Merhaba Günü projesini hayata geçirerek Balıkçı’nın somut olmayan kültürel mirasına hem sahip çıkıyor hem de tanıtıyor.
Balıkçı’nın dünya insanlarına, hayvanlara, bitkilere, tüm yaşayanlara yönelik insancıl duruşunu yansıttığı merhabası daha fazla bilinmeyi, anılmayı, hissedilip yaşatılmayı hak ediyor. Bu düşünceden hareketle Bodrum Deniz Müzesi’nin öncülüğünde Halikarnas Balıkçısı’nın merhabasını daha geniş kitlelere ulaştırma hedefliyle, Balıkçı’nın doğum günü olan 17 Nisan “Merhaba Günü” olarak kutlanıyor.
Tüm dünyada, 1973 yılından beri her yıl 21 Kasım’da kutlanan “dünya merhaba günü”, aslında Balıkçı’nın çok çok önce diline pelesenk ettiği ve yaygınlaşması için elinden geleni yaptığı hayat mottolarından biriydi. Balıkçı’nın misyonundan, vizyonundan bağımsız kutlanan Dünya Merhaba Günü, belki de Balıkçı’nın uluslararası ilişkilerinin bir ürünüydü, bu konuda elimizde henüz bir dayanak yok, ancak Dünya Merhaba Günü’nün Balıkçı’nın öldüğü yıl kutlanmaya başlanması da ilginç bir ironi oluşturuyor.
Bodrum'da Merhaba Günü Programı
17 Nisan 2025, Perşembe, Inspera Bodrum, Livaneli Sahnesi
19.00-20.00 Kokteyl ve Sergi Açılışı
20.00-22.00 Etkinlik
Merhaba Geçidi
Osmantan Erkır’ın sunumuyla gerçekleşecek Merhaba Geçidi’nde, Halikarnas Balıkçısı’nın çok sevdiği merhaba kelimesine selam eden müzik ve tiyatro performanslarıyla film gösterimleri yer alıyor.
Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın resim ve illüstrasyonlarından oluşan bir serginin açılışının da yapılacağı Merhaba Geçidi, yerel yöneticiler, Cevat Şakir Kabaağaçlı ailesi, Merhaba Günü’ne emek veren isimler ve özel davetlilerin katılımıyla gerçekleşecek.
Sergi
Ressam Cevat Şakir: Halikarnas Balıkçısı’nın Görsel Mirası
Tasarım tarihçisi ve akademisyen Ömer Durmaz’ın küratörlüğündeki sergide Bodrum Deniz Müzesi’nin, Kabaağaçlı ailesinin ve özel koleksiyoncuların arşivlerinden orijinal eserler ve dönem resimlemeleri yer alıyor.
Neden Merhaba Günü
“Merhaba” kelimesi, Halikarnas Balıkçısı’yla özdeşleşmiş ve onun felsefesinde, içerisinde ferah anlamlar barındıran barış içeren bir sözcük. Balıkçı’nın en sevdiği sözcüklerin başında gelen “Merhaba” kişiliğiyle özdeşleşmiş, o gür, davudi sesiyle küçük büyük herkesi o sözcükle selamlamıştır. Balıkçı’yı cezbeden, sözcüğün Farsça’daki “benden sana zarar gelmez”, “rahat ol”, “hoş geldin” gibi birçok anlamı birden taşıması ve her dilde kolayca telaffuz edilmesidir. Eski harflerle yazıldığında yelkeni andıran kaligrafisinin de Balıkçı’nın deniz tutkusuna seslendiği söylenebilir. Özellikle radyo programları yaptığı yıllarda, her fırsatta topluma çağrıda bulunarak ve yaşamı kolaylaştırmak için sık sık merhaba denmesini önermiş, konuşmalarına “Merhaba”yla başlayıp “Merhaba”yla bitirmiştir. Balıkçı’ya göre diğer selamlaşma sözleri yerine, bu sade sözcüğün kullanılması hem zaman kazandıracak hem de gereksiz düşünmeleri önleyecektir.
“Durun, aklımdan kaçmadan, tek esenlenme sözü olarak ‘merhaba’yı neden kullandığımı açıklayayım:
Efendim, aklımın bin türlü işi var. Şu iş nasıl kotarılacak, bu yazı nasıl yazılacak, şu borç nasıl ödenecek? Bunları düşünmekten; karşılaştığım insanlarla nasıl esenleşeceğim? Saate bakıp ’sabah şerifler hayrolsun’ mu diyeceğim? Ben kimim, bunları yerinde kullanmak kim? Kestirmeden ‘merhaba’ der geçerim, diye düşündüm. Üstelik, farkındaysanız, ‘merhaba’nın tokça, erkekçe bir çınlayışı var. Hepsi bu kadar da değil; eski harflerle yazdığınızda yelkenli figürü çıkıyor ortaya.
Son bir gerekçe daha sunayım: ‘Merhaba’nın kökendeki anlamı, ‘benden size zarar gelmez.’ Bunca özellik ve güzelliği varken, başka söze ne gerek var! Dii mi ya!.”.
Halkla olan kaynaşması ve iletişim becerisine dair Azra Erhat’ın şu satırlarını anmak gerekir: “Halikarnas Balıkçısı’nın Bodrum’a her gelişinde dükkanlardan, evlerden, sokak köşelerinden adamlar koşagelir, eline sarılırlar, öpmek isterler, kolunu koparırcasına sallarlar.” Aynı konuda kızı da şöyle yazmıştı: “Ondaki derin insan sevgisi aile sınırlarına sığmaz, taşardı. Bugünün insanında yavaş yavaş kaybolan bu özelliği ile konuştuğu her insana değer vererek yaklaşırdı. Herkesi eşit sayar, hatta çok defa doğallığı protokole tercih ederdi. Onun için bir balıkçı, bir bahçıvan, bir süngerci ne ise; devlet büyüğü, bir kral da aynı idi. İnsanlık unsuru, kurallardan ve gösterişten çok önemli idi.”








Lütfen Bekleyin.