• 11 Haziran 2020 10:26
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Erdoğan’ın tartışmaya açtığı Ayasofya için sektör kuruluşları sessiz

Bu haberi dinleyin
11 Haziran 2020 Erdoğan’ın tartışmaya açtığı Ayasofya için sektör kuruluşları sessiz

Cumhurbaşkanı Tayyip’ın başkanı olduğu partisi AKP’ye talimat vererek’nın camiye çevrilmesi için çalışma yapmalarını istemesiyle gündeme gelen konuyla ilgili olarak gözler Danıştay’ın 2 Temmuz’da vereceği karara çevrildi.

Diğer yönleri yanında turizm için de önemli olan ile ilgili tarihçiler, siyasetçiler, hukukçular ve toplumun değişik kesimlerinden çeşitli değerlendirmeler yapılıyor.

Konu turizmi yakından ilgilendirdiği halde sektörün kurum kuruluş ve meslek örgütleri sessiz.

İstanbul rehberler Odası (İRO) Turist Rehberleri Birliği (TUREB) Türkiye Seyahatleri Birliği (TÜRSAB)’ın sessizliğine başta rehberler olmak üzere turizmin değişik kesimlerinde çalışanlar aralarındaki yazışmalarda tepki gösteriyor.

Belli bir kesimin ‘Zincirler kırılsın açılsın’ sloganlarıyla zaman zaman gösteri yaptığı’nın müze statüsünden çıkarılıp ibadet yeri olarak camiye çevrilmesine yönelik girişimlere son olarak 29 Mayıs İstanbul’un fethi törenlerinde Cumhurbaşkanı’nın orada Fetih suresini okutup arkasından partisini’nın statüsünün değiştirilmesi için çalışma yapmaları talimatı ile gündeme gelen konuyla ilgili olarak rehber Sevgi Yeşilyaprak meslek örgütlerinin sessizliğine tepki göstererek şunları söylüyor:

“Ayasofya müze olarak kalmalıdır. Meslek odaları veya rehber eylemleri, iktidar tarafından muhalif olarak bakılır ve çeşitli yöntemlerle zarar verilmeye başlanır. Şahsi fikrim daha ılımlı ve yapıcı olmaz söylemleri içinde bulunmak mantıklı olabilir. 

Ya sokrates gibi her şeyi düpedüz söyleyeceğiz ya da Çiçero gibi doğru zamanda  söylemleri deneyeceğiz. 

Merak ediyorum, acaba odamızın’nın camii olması konusunda, Danıştay’ın da ciddiyetle mevzunun içerisinde olduğu bu günlerde, herhangi bir basın açıklaması yapma ya da bütün meslektaşlarımızın belki ülke çapında katılacağı bir eylem(sanal da olabilir, ya da sosyal medya aracılığıyla ilk aşamada) düşüncesi var mı?

Ali Tamer Ürüm de şunları söylüyor:

İstanbul'da en çok turistin ziyaret ettiği, Dünya Kültür Mirası kayıtlarında yer alan Müzesi'nin siyasi nedenlerle cami olmasının kültür turizmine çok olumsuz etkileri olabilir. 

Müze niteliğiyle tüm inanç ve kültürlere açık olan cami olursa neler olur?

1. Tarih, kültür, sanat ve inanç değeri olan tüm Hıristiyan dönemi ikonalarının, simgelerinin,  Müslüman inanç ve geleneklerine uygun olarak kapatılması gerekir.

2. Turistlerin cami ziyaretleri  Sultan Ahmet Camisi örneğindeki gibi namaz gerekçesiyle zorlaştırılır.

3. Tekrar camiye dönüştürme restorasyonunda'nın tarihsel özellikleri zarar görür.

4. Türkiye'de Ekonomi,öncesi belirtiler vermekteyken, çok önemli düzeyde turizm geliri yok olur.

5. Çok önemli düzeyde giderleri olur.

6. Müze olarak düzenlenmesi konusunda  Atatürk Dönemi'nde yapılmış tarihi bir uygulamaya saygısızlık yapılmış olur.

7.Çevrede çok sayıda cami varken,'da ezan okunmakta ve Osmanlı döneminde yapılmış olan kısmında cami olarak ibadet edilmekte iken, tümünü camiye dönüştürmek,  sözde Hıristiyan magandalarıyla yarışmak, siyasi çıkar sağlamak için yapılmış yanlış bir uygulama olur.

8. Dünya Kültür Mirası konusunda tartışma başlatır.

9. Hıristiyan döneminde yapılmış olağan üstü özellikleri olan bir yapıdır ve bu dine göre "Kutsal Bilgelik" anlamındadır. adının kullanılmaması da söz konusu olabilir.

Daha çok sayıda nedenlerden'nın Müze olarak kullanılmasında tarih * kültür turizmi ve ekonomi açısından yararlar vardır.

Gamze Artaman da meslek kuruluşlarının sessizliği ile ilgili olarak şunları söylüyor:

“Odaların harekete geçemediği konusu sürekli tartışılıyor. Ben yine varolan gerçeklerden  hareketle odaların harekete geçebilmesinin  BİZİM odaları harekete geçirebilmemizle yani  yine dönüp dolaşıp kendimize bakıp, BİZİM bireysel rehberler olarak harekete geçmemizle ilgili olduğunu düşünüyorum... hele hele şu günlerde tüm dünyada olanlara bakarsak eğer, söylemek istediğim daha kolay anlaşılır sanırım.. 

Benim işaret etmek istediğim nokta, harekete geçmek mertebesinde... çünkü açıkçası bu konusunda konuşulabilecek nerdeyse her şey yazıldı çizildi tartışıldı.. Şimdi aksiyon zamanı!

Sevgi Yeşilyaprak da

“Bunca yıldır turizmi ilgilendiren bir çok önemli konuda sessiz kalan oda yönetimleri, bence bu tavırlarıyla ülkemize, doğamıza, kültürel değer ve varlıklarımıza ihanet edenler, yok edenlerle aynı yoldaymış gibi bir algı yaratarak, dolaylı olarak da bu ‘tavırsız’ halleriyle bütün bu erozyonun önemli birer parçası olmuşlardır. 

Bir turisti cezbedecek özgün, doğal değerler, tarihi ve kültürel varlıklarımız, inanılmaz bir hızla yok oluyor ya da zarar görüyor. Bu tavrımızı sürdürürsek, bir kaç yıl sonra rehberlik mesleği sadece anılarda kalan işlerden olacaklardır. Turist de öyle” diyor.