Seyahat Birliklerinin Zorlu Yolculuğu: Müşteri Paralarının Güvencesi Gündemde
Turizmde seyahat acenteleri ve tur operatörlerine yapılan ödemelerin güvencesi konusu seyahat acenleri birliklerinin de gündeminden düşmüyor. İsviçre Seyahat Birliği'nin (SRV) ekim ayı sonunda El Gouna'da yapılacak genel kurulunda, müşteri paralarının güvence altına alınması konusunda dikkat çeken bir başvuru gündeme gelecek. Seyahat acentesi sahibi Barbara Wohlfarth, birliğin kendi tüzük hükümlerini daha sıkı ve istisnasız biçimde uygulamasını talep ediyor.
İsviçre seyahat sektöründe müşteri ödemelerinin güvence altına alınması konusu, İsviçre Seyahat Birliği'nin (SRV) yaklaşan genel kurulunda tartışma konusu olacak.
Reisecocktail GmbH'nin sahibi Barbara Wohlfarth, SRV'nin El Gouna'da ekim ayı sonunda gerçekleştirilecek genel kurulu için süresi içinde resmi bir üye başvurusu yaptı.
Wohlfarth'ın başvurusu, özellikle seyahat organizatörleri ile seyahat acenteleri arasındaki ticari ilişkilerde müşteri paralarının güvence altına alınmasına ilişkin kuralların uygulanmasına odaklanıyor.
Tüzük maddesinin uygulanmasını istiyor
Başvurunun temelinde SRV tüzüğünün 6.1.3 maddesi bulunuyor.
Söz konusu madde, seyahat organizatörü olarak faaliyet gösteren aktif üyelerin yalnızca yasalara uygun bir müşteri parası güvencesine sahip seyahat acentelerine hizmet vermesini öngörüyor.
Wohlfarth ise bu hüküm ile sektördeki uygulama arasında bir boşluk bulunduğunu savunuyor.
Travelnews'e yaptığı açıklamada Wohlfarth, bazı tur operatörleri, konsolidatörler ve sektör platformlarının müşteri paralarının güvence altında olup olmadığı açık biçimde ortaya konulamayan satış ortaklarıyla çalışabildiğini belirtiyor.
Wohlfarth'a göre bazı ticari modellerde ayrı uçak bileti düzenlemeleri, doğrudan tahsilat iddiaları veya farklı sözleşme yapıları kullanılarak müşteri paralarının güvence altına alınmasına ilişkin yükümlülüklerin fiilen aşılması mümkün olabiliyor.
Rekabet açısından sorun oluşturduğunu savunuyor
Wohlfarth, bu durumun sektörde rekabet açısından eşitsizlik yarattığını ileri sürüyor.
Müşteri paralarını güvence altına alan seyahat acentelerinin bunun için maliyet ve idari yük üstlendiğini, buna karşılık gerekli güvenceyi sağlamayan bazı piyasa aktörlerinin bu maliyetlerden kaçınarak yine de B2B satış kanallarına erişebildiğini savunuyor.
Bu nedenle başvurusunda dört temel talep yer alıyor.
Tüzük istisnasız uygulanmalı
İlk olarak SRV yönetim kurulunun, tüzüğün 6.1.3 maddesini tek tip, kontrol edilebilir ve istisnasız şekilde uygulaması talep ediliyor.
İkinci olarak, müşteri parası güvencesinin bulunmaması veya bunun eksiksiz şekilde kanıtlanamaması halinde ilgili B2B satışının derhal durdurulması isteniyor.
Üçüncü talep ise yükümlülüğün yalnızca sözleşmelerin şekli üzerinden değerlendirilmemesi. Buna göre ayrı bilet düzenleme, farklı sözleşme yapıları veya ürünlerin farklı isimlerle sunulması gibi yöntemlerle müşteri parası güvencesi zorunluluğunun aşılmaması gerekiyor.
Dördüncü olarak ise tüzükte öngörülen yaptırımların uygulanması talep ediliyor. İhlal durumunda SRV tüzüğünün 11.1.5 maddesi kapsamında yazılı uyarı verilmesi, ihlalin tekrarlanması halinde ise tüzüğün 11. maddesine göre üyelikten çıkarma sürecinin başlatılması isteniyor.
Kontrol mekanizması nasıl işleyecek?
Wohlfarth, söz konusu kontrolün SRV açısından uygulanabilir olduğunu düşünüyor.
Bunun için tanınmış müşteri parası güvence kuruluşlarının listeleriyle düzenli karşılaştırma yapılmasının yeterli olacağını savunuyor.
Ancak başvurunun kabul edilmesi halinde uygulamada bazı soruların da yanıtlanması gerekecek. Özellikle hangi ticari işlemlerin ilgili tüzük maddesi kapsamında değerlendirileceği, farklı satış modellerinin nasıl denetleneceği ve sınırda kalan durumlarda nasıl bir yöntem izleneceği tartışma konusu olabilir.
Wohlfarth'ın SRV ile ilk tartışması değil
Barbara Wohlfarth, SRV genel kurullarında daha önce de tartışmalı konuları gündeme getirmişti.
İki yıl önce Madeira'daki genel kurulda iki ayrı başvuru yapan Wohlfarth, finansal konularda gizli oylama yapılmasını ve yönetim kurulu üyeleri için görev süresi sınırı getirilmesini istemişti.
Görev süresi önerisi, yönetim kurulu üyelerinin en fazla üç dönem görev yapmasının ardından yeni isimlere yer açılmasını öngörüyordu. Her iki başvuru da genel kurul tarafından reddedilmişti.
Bir yıl sonra Strasbourg'daki genel kurul öncesinde ise resmi bir başvuru yapmayan Wohlfarth, LinkedIn üzerinden yönetim kurulunda uzun yıllardır görev yapan ve emeklilik yaşına ulaşmış üyelerin yeniden seçilmesini tartışmaya açmıştı.
Bu tartışma kapsamında adı açıkça belirtilmese de eleştirilerin André Lüthi'ye yönelik olduğu değerlendirilmişti. Lüthi, genel kurulda yeniden seçilmişti.
Gözler El Gouna'daki genel kurulda
Şimdi ise tartışmanın odağında doğrudan müşteri paralarının güvence altına alınması bulunuyor.
Başvurunun kabul edilmesi, müşteri parası güvencesi konusunda gerekli şartları yerine getirmediği tespit edilen B2B iş ortaklarıyla çalışan SRV üyeleri açısından sonuç doğurabilecek.
Bu nedenle gözler SRV yönetiminin başvuruyla ilgili değerlendirmesine ve genel kurul üyelerine sunacağı tavsiyeye çevrilmiş durumda.
El Gouna'da ekim ayı sonunda yapılacak SRV genel kurulunda, müşteri paralarının güvence altına alınmasına ilişkin tüzük hükümlerinin nasıl uygulanacağı ve sektör genelinde nasıl bir denetim mekanizması oluşturulacağı önemli gündem maddelerinden biri olacak.








Lütfen Bekleyin.