• 17 Eylül 2026
  • 0
  • 7 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Türkiye, Emisyon Artışında Dünyada İlk Sırada

Bu haberi dinleyin
17 Eylül 2026 Türkiye, Emisyon Artışında Dünyada İlk Sırada

Türkiye'nin sera gazı emisyonları 2025 yılında yüzde 4,2 artarak 610,8 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı. Türkiye, dünyanın en büyük 16 emisyon kaynağı arasında yıllık bazda en yüksek artışı kaydeden ülke oldu. Veriler, Antalya'da düzenlenecek COP31 öncesinde Türkiye'nin iklim politikaları açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.

Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi'nin (JRC), Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerinden de yararlanarak hazırladığı rapora göre, Türkiye'nin ardından emisyon artışında yüzde 2,7 ile Vietnam, yüzde 2,2 ile ABD ve yüzde 1,9 ile Kanada geldi. İran'ın emisyonları yüzde 1,7, Suudi Arabistan'ın ise yüzde 1,3 arttı.

Buna karşılık dünyanın önde gelen emisyon kaynaklarından Japonya, Avustralya, Brezilya, Avrupa Birliği, Hindistan ve Rusya'da emisyonlar geriledi. Japonya'da yüzde 1,4, Avustralya'da yüzde 1,3, Brezilya'da yüzde 0,9, Avrupa Birliği ve Hindistan'da yüzde 0,2, Rusya'da ise yüzde 0,1 düşüş kaydedildi.

Dünyanın en büyük sera gazı emisyon kaynağı olan Çin'deki artış ise yüzde 0,1 ile sınırlı kaldı.

Türkiye'nin yüzde 4,2'lik emisyon artışı, aynı dönemde küresel ölçekte kaydedilen yüzde 0,7'lik artışın da oldukça üzerinde gerçekleşti.

Türkiye'nin Emisyonları Bir Yılda 24 Milyon Ton Arttı

JRC tarafından yayımlanan veriler, Türkiye'deki emisyon artışının yalnızca 2025 yılına özgü olmadığını ortaya koyuyor.

Türkiye'nin sera gazı emisyonları 1990 yılında yaklaşık 226 milyon ton karbondioksit eşdeğeri seviyesindeyken, bu rakam 2005'te 320,1 milyon tona, 2015'te ise 464,7 milyon tona yükseldi.

Emisyonlar 2023 yılında 562,2 milyon ton, 2024 yılında 586,4 milyon ton olarak hesaplandı. 2025'te ise 610,8 milyon tona ulaştı. Böylece yalnızca bir yıl içerisinde yaklaşık 24,4 milyon tonluk artış yaşandı.

Türkiye'nin küresel sera gazı emisyonlarındaki payı da yüzde 1,1'e yükseldi.

Emisyon Artışında Enerji, Ulaşım ve Binalar Öne Çıkıyor

JRC'nin sektör bazındaki verilerine göre, Türkiye'de emisyonların en hızlı arttığı alan binalar oldu. Binalardan kaynaklanan emisyonlar bir yılda yüzde 8'in üzerinde artarak yaklaşık 77 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı.

Sanayide yakıt kullanımından kaynaklanan emisyonlar yaklaşık yüzde 5 artışla 85,3 milyon tona yükseldi. Elektrik ve ısı üretiminden kaynaklanan emisyonlarda ise yüzde 4,5 artış kaydedilerek toplam 156,2 milyon tona ulaşıldı.

Ulaştırma sektörünün emisyonları yaklaşık yüzde 3,9 artarak 105,2 milyon ton olurken, endüstriyel süreçlerden kaynaklanan emisyonlarda yaklaşık yüzde 3,8'lik artış görüldü.

Türkiye'nin toplam emisyonlarında en büyük pay elektrik ve ısı üretimine ait. Bu alan toplam emisyonların dörtte birinden fazlasını oluşturuyor. Ulaştırmanın payı yaklaşık yüzde 17, sanayide yakıt kullanımının payı yüzde 14, binaların payı ise yaklaşık yüzde 13 seviyesinde bulunuyor.

Kişi Başına Emisyon Dünya Ortalamasının Üzerine Çıktı

Türkiye'deki toplam emisyon artışına kişi başına düşen emisyonlardaki yükseliş de eşlik etti.

Kişi başına yıllık sera gazı emisyonu 1990 yılında yaklaşık 4,2 ton karbondioksit eşdeğeriyken, 2005'te 4,7 tona ve 2015'te 5,9 tona yükseldi. 2024 yılında yaklaşık 6,8 ton olan kişi başına emisyon, 2025'te 7,1 tona ulaştı.

Bu değer, 2025 yılı için 6,6 ton olarak hesaplanan dünya ortalamasının üzerinde bulunuyor.

Bununla birlikte Türkiye'nin ekonomik üretim başına emisyonlarında uzun vadeli bir düşüş söz konusu. Satın alma gücü paritesine göre her 1.000 dolarlık ekonomik üretim başına düşen emisyon miktarı, 1990'da yaklaşık 0,33 ton iken 2025'te 0,19 tona geriledi.

Bu durum, Türkiye ekonomisinin aynı miktarda ekonomik değer üretirken 1990'a kıyasla daha az sera gazı saldığını gösteriyor. Ancak ekonomik üretim başına emisyon azalmasına rağmen toplam sera gazı emisyonları yükselmeye devam ediyor.

2025 yılında ekonomik üretim başına emisyonlarda da sınırlı bir artış yaşandı. Türkiye'nin bu göstergedeki emisyonları bir önceki yıla göre yüzde 0,5 arttı.

Raporda, Türkiye ekonomisinin satın alma gücü paritesine göre 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdüğü tahmin ediliyor. Aynı dönemde emisyonların yüzde 4,2 artması, sera gazı artış hızının ekonomik büyümenin üzerinde gerçekleştiğine işaret ediyor.

Küresel Sera Gazı Emisyonları Rekor Seviyeye Ulaştı

Türkiye'deki emisyon artışı, küresel sera gazı emisyonlarının da yeni bir rekor kırdığı dönemde gerçekleşti.

Dünya genelindeki sera gazı emisyonları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,7 artarak 54,1 milyar ton karbondioksit eşdeğerine ulaştı.

2009'daki küresel finans krizi ve 2020'deki COVID-19 salgını dışında, 21'inci yüzyıldaki yükseliş eğilimi böylece devam etti.

Küresel ölçekte elektrik ve ısı üretiminden kaynaklanan emisyonlar ise yüzde 0,3 azaldı. Buna rağmen bu alan, yaklaşık yüzde 30'luk payıyla dünya genelindeki sera gazı emisyonlarının en büyük kaynağı olmayı sürdürdü.

JRC raporunda, mevcut küresel emisyon eğiliminin Paris Anlaşması'nın sıcaklık hedefleriyle uyumlu olmadığına dikkat çekildi. Birleşmiş Milletler Çevre Programı hesaplamalarına göre, küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle uyumlu bir patikaya çekebilmek için sera gazı emisyonlarının 2035 yılına kadar 2019 seviyesine kıyasla yaklaşık yüzde 55 azaltılması gerekiyor.

Altı Büyük Ekonomi Küresel Emisyonların Yüzde 62'sini Oluşturuyor

Küresel sera gazı emisyonlarının önemli bölümü sınırlı sayıdaki büyük ekonomiden kaynaklanıyor.

Çin, ABD, Hindistan, Avrupa Birliği, Rusya ve Endonezya, 2025 yılında dünya genelindeki sera gazı emisyonlarının yüzde 62'sinden sorumlu oldu.

Çin tek başına küresel emisyonların yüzde 29,5'ini oluştururken, ülkenin emisyonları 2025 yılında yalnızca yüzde 0,1 arttı.

İkinci büyük emisyon kaynağı olan ABD'nin küresel payı yüzde 11,1 seviyesinde. ABD'nin emisyonları yüzde 2,2 artarken, ülke 2025 yılında 131,5 milyon ton ile en yüksek mutlak emisyon artışını kaydetti.

Hindistan'ın emisyonları ise yüzde 0,2 geriledi. Buna rağmen Hindistan, dünya emisyonlarının yüzde 8,3'ünü oluşturarak üçüncü büyük emisyon kaynağı olmayı sürdürdü.

Avrupa Birliği'ne üye 27 ülkenin toplam emisyonları da yüzde 0,2 azaldı. Birliğin emisyonları 1990 yılına göre yüzde 35,6 daha düşük seviyede bulunuyor.

AB üyesi Almanya tek başına küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 1,2'sinden sorumlu olsa da Avrupa Birliği toplamına dahil olduğu için JRC'nin 16 büyük emisyon kaynağı listesinde ayrıca değerlendirilmiyor.

Türkiye'nin emisyonları ise aynı 35 yıllık dönemde yaklaşık 2,7 katına çıktı.

COP31 Öncesinde Türkiye'nin Emisyon Performansı Gündemde

Türkiye'nin emisyon verileri, 2026 yılında Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesinde ayrı bir önem taşıyor.

Türkiye, COP31'e ev sahipliği yaparken konferansın başkanlığını da üstlenecek. Avustralya ise COP31 müzakerelerinde başkanlığı yürütecek.

JRC verilerine göre iki ülke, yıllık emisyon miktarları bakımından birbirine yakın seviyelerde bulunuyor. Türkiye'nin 2025 yılı emisyonları 610,8 milyon ton karbondioksit eşdeğerine ulaşırken, Avustralya'nın emisyonları yaklaşık 578 milyon ton seviyesinde kaldı.

Ancak iki ülkede emisyonların yıllık seyri farklı oldu. Türkiye'nin emisyonları yüzde 4,2 artarken, Avustralya'da yüzde 1,3'lük düşüş kaydedildi.

Türkiye'deki emisyon artışı, ülkenin 2053 net sıfır emisyon hedefi ve COP31 kapsamında yürütülecek iklim müzakereleri açısından da yakından izlenen göstergeler arasında yer alıyor.

Kaynak: DW Türkçe

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz