• 07 Mayıs 2026
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

“Flört Edilen Şehirler” Sorunu: Kentler Yaşamak İçin Değil, Tüketmek İçin Tasarlanıyor

Bu haberi dinleyin
07 Mayıs 2026 “Flört Edilen Şehirler” Sorunu: Kentler Yaşamak İçin Değil, Tüketmek İçin Tasarlanıyor

Kentlerin giderek daha “akıllı” hale gelmesine rağmen insanların daha mutlu olmadığını savunan turizm ve şehircilik uzmanı Dr. Aradhana Khowala, modern şehirlerin uzun vadeli aidiyet yerine kısa süreli ziyaretçi deneyimine odaklandığını söyledi.

Khowala’ya göre bugün birçok şehir; ulaşım akışları, ziyaretçi yoğunluğu, veri yönetimi ve tüketim alışkanlıkları açısından optimize edilirken, insan ilişkileri ve toplumsal bağlar geri planda kalıyor.

“Yoğunluk inşa edildi, bağ kurmak unutuldu”

Dünya nüfusunun yüzde 55’inden fazlasının artık şehirlerde yaşadığına dikkat çeken Khowala, 2050’ye kadar bu oranın yüzde 70’e yaklaşacağını belirtti. Buna rağmen yalnızlığın İngiltere ve Japonya gibi ülkelerde halk sağlığı krizine dönüştüğünü, ABD’de ise her iki yetişkinden birinin kendisini yalnız hissettiğini vurguladı.

“Yoğunluk inşa ettik ama bağ kurmayı unuttuk. Kullanılabilen şehirler yaptık ama sevilebilen şehirler kuramadık” değerlendirmesinde bulundu.

“Bazı şehirlerle flört edilir, bazılarıyla evlenilir”

Khowala, şehirleri “flört edilen” ve “evlenilen” şehirler olarak ikiye ayırıyor.

Ona göre “flört edilen şehirler” ilk bakışta etkileyici, parlak ve sosyal medyaya uygun destinasyonlar. Ancak bu şehirler ziyaretçiye uzun vadeli aidiyet hissi vermiyor.

“Evlenilen şehirler” ise zamanla güven veren, insanın yaşam ritmine uyum sağlayan, aile yaşamını ve toplumsal bağı destekleyen kentler olarak tanımlanıyor.

Şehirler ziyaretçi çekmeye odaklandı

Modern şehirlerin büyük bölümünün kısa süreli dikkat çekmeye çalıştığını belirten uzman isim, turizm stratejilerinde hâlâ ziyaretçi sayısının ön planda tutulduğunu söyledi.

Oysa asıl önemli göstergenin tekrar ziyaret oranı olduğunu ifade eden Khowala, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bir şehrin başarısı kaç kişinin geldiğiyle değil, kaç kişinin tekrar geri döndüğüyle ölçülmeli.”

Analize göre birçok büyük turizm kentinde ziyaretçilerin yüzde 70–80’i ilk kez gelenlerden oluşuyor. Tekrar ziyaret ise çoğu zaman stratejilerin merkezinde yer almıyor.

“Şehirler insanları hareket ettiriyor ama hissettiremiyor”

Khowala’ya göre şehirler artık insanları sistem içinde hızlı hareket ettirmek konusunda çok başarılı; ancak insanlara aidiyet ve duygusal bağ hissettirmekte yetersiz kalıyor.

Çevrimiçi alışverişin fiziksel mağazaları dönüştürdüğünü, restoranların sosyalleşme alanından çok “içerik üretim mekanlarına” dönüştüğünü belirten uzman, kamusal alanların da insanların vakit geçirdiği yerler olmaktan çıkıp yalnızca geçiş alanlarına dönüştüğünü ifade etti.

“Geleceğin şehirleri verimlilikle değil, insanlıkla kazanacak”

Khowala’ya göre geleceğin başarılı şehirleri yalnızca “akıllı” değil, aynı zamanda insanların nasıl hissettiğini anlayabilen kentler olacak.

Güvenlik hissi, yeşil alanlara erişim ve güçlü toplumsal bağların ekonomik dayanıklılık ve yaşam memnuniyeti açısından kritik önemde olduğunu belirten uzman, şu soruları gündeme getirdi:

  • İnsanlar gece güvenle yürüyebiliyor mu?
  • Çocuklar güvenli şekilde oynayabiliyor mu?
  • İnsanlar temiz hava soluyabiliyor mu?
  • Komşular birbirini tanıyor mu?

Khowala’ya göre bunlar artık “ekstra konfor” değil, doğrudan ekonomik strateji unsurları.

“İnsan deneyimi baştan tasarlanmalı”

Suudi Arabistan’daki NEOM projesinde şehir planlaması üzerine çalıştığını hatırlatan Khowala, sıfırdan şehir kurmanın en önemli derslerinden birinin “yaşanabilirliğin bir özellik değil, sistemin kendisi olduğu” olduğunu söyledi.

“İnsan deneyimini en baştan tasarlamazsanız, sonraki 50 yılı bunu düzeltmeye çalışarak geçirirsiniz” diyen uzman, geleceğin şehirlerinin yalnızca işleyen değil, insanların kalmak ve geri dönmek isteyeceği yerler olması gerektiğini vurguladı.

Kaynak: Hospitality.org

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz