HİS: Sektör salgın sonrasına hazırlanmalı
Merkezi Japonya’da bulunan HİS Travel, koronavirüs salgınının seyahat endüstrisi geneli ve iş seyahatlerine etkisini araştıran bir rapor hazırladı.
“İş Seyahatlerive Küresel SeyahatRiskleri” raporunda “Salgının süreçlerine bağlı olarak ne zamana kadar devamedeceği öngörülemiyorsa, bu salgınla birlikte yaşama evresine geçilmesi ve buna göre her alanda olacağı gibi turizm alanında da tedbirlerinin belirlenip hayata geçilmesi planlanmalıdır” deniyor.
“Tüm krizlerin sona ermesi gibi COVID-19 krizi de sona ereceği, ama riski hep var olacağı belirtilerek turizm sektörünün geneli ve firmaların yeni dönemin vizyonerleri arasında yer alacağı belirtiliyor” denilen raporda şu değerlendirmelere yer veriliyor:
“Turizmin dinamik yapısı, ulusal ya da dünya çapında yaşanan krizlerden ve risklerden daha kolay etkilenmesine neden oluyor.
Bu durumda risk yönetimi devreye girer.
Riskleri en az zararla atlatmak ya da bir ihtimal fırsata çevirmek için riski iyi tanımakgerekir.
Nedenleri, boyutları, etkileri çok iyi analiz edilerek; gerekli önlemlerin yerinde, zamanında ve tabii ki uygulanabilir olmasına dikkat edilerek alınması gerekir.
Her risk kendi içinde kendine özgü işaretler ve çözümler içerir.
Bu nedenle riskin türü dikkate alınarak strateji uygulanmalı ve yönetim planı oluşturulmalıdır.
Araştırmacıların senaryolarına göre COVID-19 salgın tehdidi ortadan kalktığında turizm sektörünü başka riskler ve krizler bekliyor olacak.
Gelecekte meydana çıkacak ve geri plandan tekrar sahnedeki yerini alacak riskleri şimdiden ön görebilmek, önlemler almak ve bütünsel bir yaklaşım oluşturmak için seyahat hizmetleri proaktif bir yaklaşım sergilemeli ve her türlü riske hitap etmelidir.
Seyahatle ilgili riskler ve krizler 2019 yılına göre neredeyse dörtte bir oranında arttı.
2018'e kıyasla hem şiddet olaylarında hem de hava sahası kapanışı ve uçuş iptalleri gibi genel seyahat aksaklıklarının sayısı iki kattan fazla artış gösterdi.
Hâla dünyanın birçok yerinde doğal afetler, salgın hastalıklar ve güvenlik konusunu tehdit eden riskler oluşmaya devam ediyor.
Deloitte raporuna göre korona salgını sonrası negatif etkilenen kategoriler arasında yüzde30-50 arasında etkileşim kaybı yaşayanhavayolu ve bilet satışpazar yerleri geliyor.
Havayolu bilet karşılaştırma platformlarının vehavayolu şirketlerinin etkileşimleri, eğitime ara verilmesininardından düşüş göstermiştir.
Mevcut seyahat kısıtlamaları ile beraber bu trendin devam edeceği düşünülüyor.
Seyahat ve turizm algısı yeniden şekilleniyor
İnsanı odak alan en büyük sektörlerden biri olan turizm, sürekli yaşayan ve insanla gelişen bir alt yapıya sahip.
Turizm sektörünün bu durmaksızın gelişimine katkıda bulunan turizm firmaları ise geleneksel turizm anlayışlarında 2020 senesinden sonra geliştirme ve yenileme dönemine girecek.
COVID-19 salgınının ilk 6 ay içinde biteceğini ön gören anket sonuçları, yapılan son çalışmaya göre yerini normal hayatımızadönmek için 2020'nin ikinci yarısını beklememiz gerektiğine bıraktı.
Hedefleri salt satış odaklılık değil, geleceği şekillendirmek ve hem toplumlar hem de katma değere verimlilik sağlayacakformüllere sahip olacak. Tümsektörler için olduğu gibi turizm sektörünün de yeniden yapılanmasını başlatacak COVID-19dönemi, turizm şirketlerini insanların değişen seyahat algılarını daha iyi anlamaya ve çözümlemeye yöneltecek.
2020 yılında seyahat sektöründe yüzde 45 azalma gerçekleşti.
Turizm sektöründeki karamsar tabloyu tersine bir bakış açısıyla yorumladığımızda sürecin turizmde yeni bir ‘karanlığa ışık yak’ modeli geliştirdiğini görmek mümkün.
Kapanan işletmelerin sağlık çalışanları için kullanıma açılması ve açık alanların hastane ve ilk yardım alanlarına dönüştürülmesi, toplumsal proaktifliğin bir vizyonu olarak kazanımlarımızda yer edindi.
Salgın sonrası turizmiçin konaklama yerlerinin hijyen kuralları yeniden şekillenerek ‘güvenli ve hijyenik’ turizm dönemi başladı.
Peki münferit seyahatler kadar yoğun bir hacme sahip iş seyahatlerinde durum ne olacak?







