• 05 Ekim 2026
  • 0
  • 7 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Tofaş’tan Hierapolis’e 20 Yılı Aşan Kültürel Miras Desteği

Tofaş, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hierapolis Antik Kenti’ndeki kazı, restorasyon ve koruma çalışmalarına 2005 yılından bu yana destek veriyor. Şirketin katkıları, Frontinus Kapısı’ndan Antik Tiyatro’ya, Ploutonion’dan Apollon Kutsal Alanı’na kadar kentin önemli arkeolojik alanlarında sürdürülen çalışmaları kapsıyor.

Bu haberi dinleyin
05 Ekim 2026 Tofaş’tan Hierapolis’e 20 Yılı Aşan Kültürel Miras Desteği

Türkiye’nin en önemli kültürel miras alanlarından biri olan Hierapolis Antik Kenti’nde arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları devam ederken, Tofaş’ın bölgeye yönelik desteği 20 yılı geride bıraktı.

Pamukkale ile birlikte 1988 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Hierapolis için Tofaş, kazı ve restorasyon çalışmalarına 2005 yılından bu yana katkı sağlıyor.

Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu, kültürel mirasın korunmasını yalnızca geçmişe sahip çıkmak olarak değil, gelecek nesillere yapılan uzun vadeli bir yatırım olarak gördüklerini belirtti.

Eroldu, “Kültürel mirasa verdiğimiz desteği bir sponsorluk ilişkisi olarak görmüyor; eserlerin korunmasına katkı vermeyi, geleceğe yapılan bir yatırım olarak değerlendiriyoruz. Hierapolis bu yaklaşımımızın en uzun soluklu ve en değerli örneklerinden biri” dedi.

Eroldu ayrıca Hierapolis Antik Kenti’nde yürütülen çalışmalara katkı sağlayan Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Denizli Valiliği’ne teşekkür etti. 1978 yılında asistan olarak Hierapolis’e gelen ve 2000 yılında kazı başkanlığını üstlenen Prof. Dr. Francesco D’Andria’nın yaklaşık 40 yıl boyunca sürdürdüğü çalışmalar ile mevcut Kazı Başkanı Prof. Dr. Grazia Semeraro ve kazı ekibinin çalışmalarının önemine dikkat çekti.

20 Yılı Aşan İş Birliği

Hierapolis’te sistematik arkeolojik kazılar yaklaşık 69 yıl önce başladı. Tofaş’ın destekleri ise 2005 yılında Frontinus Kapısı’ndaki çalışmalarla başladı.

İlerleyen yıllarda şirketin desteği Antik Tiyatro, Nekropol ve San Filippo Matriumu gibi önemli yapı ve alanların gün yüzüne çıkarılmasına yönelik çalışmaları kapsayacak şekilde genişledi.

Daha sonraki dönemde Ploutonion, diğer adıyla “Cehennem Kapısı”nın kazı ve restorasyonu ile Hades Heykeli’nin korunmasına yönelik çalışmalar da destek kapsamına alındı.

Böylece Tofaş ile Hierapolis arasındaki iş birliği, 20 yılı aşan uzun soluklu bir kültürel miras projesine dönüştü.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Denizli Valiliği’nin himayesinde yürütülen kazı çalışmalarında, Türkiye ve İtalya başta olmak üzere farklı ülkelerden arkeolog, mimar, restoratör ve uzmanların yer aldığı yaklaşık 40 kişilik uluslararası bir ekip görev yapıyor.

“Cehennem Kapısı” Hierapolis’in Tarihini 300 Yıl Geriye Taşıdı

Hierapolis kazılarının en dikkat çekici keşiflerinden biri, antik kaynaklarda “Cehennem Kapısı” olarak anılan Ploutonion Kutsal Alanı oldu.

2013 yılında gerçekleştirilen kazılarla yeniden ortaya çıkarılmaya başlanan Ploutonion’da Arkaik Dönem’e ait izlere ulaşıldı. Kazılarda bulunan Arkaik Dönem parçaları ile Friglere ait Kibele kabartması, Hierapolis’in bilinen tarihinin yaklaşık 300 yıl geriye taşınmasını sağladı.

Hierapolis’in MÖ 3. yüzyılda kurulduğu kabul edilirken, yeni bulgular Friglerin kent henüz kurulmadan önce bölgedeki mağarayı ziyaret ettiğini ve alanın MÖ 6. yüzyılda kutsal alan olarak kullanıldığını ortaya koydu.

Kent merkezinde, yaklaşık 35 derece sıcaklığındaki termal suyun çıktığı doğal bir boşluğun bulunduğu bölgede yer alan Ploutonion, antik dönemde yeraltı dünyasının tanrısı Hades ile ilişkilendiriliyordu.

Kazılar sırasında ortaya çıkarılan ve tahtında oturan Hades’i tasvir eden yerel mermerden yapılmış Hades Heykeli ise bugün Denizli Arkeoloji Müzesi’nde korunuyor.

Ploutonion’un keşfinde antik tarihçi ve coğrafyacı Strabon’un bölgedeki ölümcül gazlara ilişkin anlatımları da araştırmalara ışık tuttu. Alanda bulunan kuş kemikleri ve diğer arkeolojik bulgular, antik kaynaklarda yer alan anlatımları destekleyen unsurlar arasında değerlendirildi.

Hierapolis’te Yeni Dönem Çalışmaları Sürüyor

Hierapolis’te bugün kazı çalışmalarının yanı sıra koruma, restorasyon ve ziyaretçi deneyimini geliştirmeye yönelik projeler de yürütülüyor.

İtalyan Arkeoloji Heyeti, Denizli Müzesi ile iş birliği içinde; Salento Üniversitesi, Messina Üniversitesi, Pisa Üniversitesi, Torino Politeknik Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi ile Ankara ve İzmir’deki üniversitelerden araştırmacıların yer aldığı geniş bir bilimsel ekiple çalışmalarını sürdürüyor.

Arkeolog, konservatör ve mimarların yanı sıra deneyimli yerel çalışanların da görev aldığı çalışmalar, İtalyan kurumlarının yanı sıra Tofaş-Koç Vakfı tarafından destekleniyor.

2022 yılından bu yana çalışmaların önemli odak noktalarından birini Apollon Kutsal Alanı ve anıtsal Severuslar Nymphaeumu oluşturuyor.

Nymphaeum’un korunması ve restorasyonunun yanı sıra yapının ziyaretçilere açılması, ziyaretçi güzergâhlarının geliştirilmesi ve yapının daha güçlü biçimde anlatılmasına yönelik düzenlemeler de yürütülüyor.

Zeus, Hera, Apollon, Artemis ve Leto’yu betimleyen figürlü alınlıklarla zenginleştirilen anıtsal çeşme yapısı, Apollon Kutsal Alanı’nın önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Son dönem kazılarında Nymphaeum’un, kutsal alan boyunca uzanan büyük bir deprem fayının doğrudan üzerine inşa edildiği belirlendi. Termal suların fay hattı boyunca ilerleyerek ana kayadan yüzeye çıktığı, bu sürece Hierapolis’te Antik Çağ’dan bu yana bilinen gazların da eşlik ettiği tespit edildi.

Bulgular, antik dönem mimarlarının bölgedeki sismik hareketliliğe rağmen yapının sağlamlığını koruyabilmek amacıyla özel mühendislik çözümleri geliştirdiğini ortaya koydu.

Fay hattını aşarak yapıyı taşıyan kemerlerin inşa edildiği Nymphaeum’un günümüze ulaşan bölümleri halen 12 metrenin üzerinde yüksekliğe sahip.

2026’da Yeni Mermer Yapılar Gün Yüzüne Çıkarıldı

2026 yılı kazı sezonunda çalışmalar, ilerleyen dönemde ziyaretçi güzergâhlarının oluşturulmasının planlandığı Nymphaeum’un önündeki alana doğru genişletildi.

Kazılar sonucunda kalın bir traverten tabakasının altında yeni mermer yapılar ortaya çıkarıldı. Teknik açıdan zorlu koşullarda sürdürülen kazılara paralel olarak Nymphaeum’daki koruma ve restorasyon uygulamaları da devam ediyor.

2025 yılında yapının kuzey köşesinde özgün mimari elemanların yeniden bir araya getirilmesine yönelik anastylosis uygulaması gerçekleştirilirken, 2026 yılında üç sütunun daha özgün parçalarıyla yeniden ayağa kaldırılması planlanıyor.

Projede ayrıca cephede yeniden kullanılması mümkün olmayan özgün mimari elemanların, Nymphaeum’un önünde özel olarak tasarlanan çelik taşıyıcılar üzerinde sergilenmesi hedefleniyor.

Bilgilendirme panoları ve multimedya içerikleriyle ziyaretçi güzergâhlarına entegre edilmesi planlanan düzenlemeyle Nymphaeum Açık Hava Müzesi oluşturulması öngörülüyor.

Hierapolis Müzesi’nde korunan figürlü mimari frizlerin de bu alanda sergilenmesi planlanıyor. Açık hava müzesinin yalnızca arkeolojik kalıntıları değil, antik yapılar ile Hierapolis’i dünya ölçeğinde benzersiz kılan jeotermal ve sismik doğal oluşumlar arasındaki ilişkiyi de ziyaretçilere anlatması amaçlanıyor.

Ziyaretçi Güzergâhları Yenileniyor

Antik kentin farklı bölümlerinde ziyaretçi erişimini iyileştirmeye yönelik çalışmalar da sürdürülüyor.

Apollon Kutsal Alanı ile Tiyatro arasındaki alanda traverten ve mermer bloklar bütünlüklü bir sergileme düzeni doğrultusunda yeniden konumlandırılıyor.

Aziz Philippos Kutsal Alanı’ndan kentin anıtsal merkezine, Tiyatro’dan konut bölgesi ve Ploutonion’a kadar uzanan geniş alanda açığa çıkarılan yapıların korunması ve ziyaretçi güzergâhlarının bakımı için çalışmalar yürütülüyor.

Helenistik-Roma Dönemi Nekropolü’nde ise mermer lahitler ve mezar alanlarının mekânsal düzenine ilişkin bilimsel araştırmalar devam ediyor.

Arkeolojik Araştırmalarda Yeni Teknolojiler Kullanılıyor

Kazı ekibi, bilimsel araştırmalarda yeni teknolojilerden de yararlanıyor.

Sismik kırıklardan etkilenen bölgelerdeki sıcaklık değişimlerini belgelemek amacıyla drone tabanlı termal görüntüleme çalışmaları yürütülüyor. Bunun yanı sıra Nymphaeum’a ait mimari blokların sistematik olarak kataloglanması ve kazılarda elde edilen buluntuların belgelenmesine yönelik çalışmalar da devam ediyor.

Tofaş, Hierapolis’te 20 yılı aşan desteğiyle kazı ve restorasyon çalışmalarının yanı sıra kültürel mirasın bilimsel yöntemlerle araştırılması, korunması ve gelecek nesillere aktarılmasına yönelik projelerin bir parçası olmayı sürdürüyor.

Görseller

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz