• 08 Ekim 2026
  • 0
  • 9 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Yapay Zekâ Tarafından Üretilen Veriler: Kanıt Mı, Yoksa Ölçeklenmiş İçerik Mi?

AB’nin sürdürülebilirlik iddialarına ilişkin yeni kuralları 27 Eylül 2026 itibarıyla uygulanmaya başlarken, konaklama sektörü kritik bir soruyla karşı karşıya: Yapay zekâ sürdürülebilirlik alanında kanıt üretmeye mi yardımcı oluyor, yoksa mevcut verilerden daha hızlı rapor ve içerik mi oluşturuyor?

Bu haberi dinleyin
08 Ekim 2026 Yapay Zekâ Tarafından Üretilen Veriler: Kanıt Mı, Yoksa Ölçeklenmiş İçerik Mi?

27 Eylül 2026 itibarıyla AB’nin 2024/825 sayılı Direktifi (EmpCo) uygulanmaya başladı. Yeni düzenlemeyle, yeterli kanıtla desteklenmeyen genel sürdürülebilirlik iddiaları AB genelinde hukuka aykırı hale geliyor.

Ancak bu iddiaların nasıl kanıtlanacağını ayrıntılı biçimde ortaya koyması beklenen Yeşil İddialar Direktifi (Green Claims Directive), Haziran 2025'ten bu yana askıya alınmış durumda. Böylece sektörde sürdürülebilirlik iddialarına ilişkin yükümlülük yürürlüğe girerken, bunların nasıl doğrulanacağı konusunda önemli bir belirsizlik ortaya çıkıyor.

Bu durum özellikle konaklama sektöründeki veri yönetimi açısından dikkat çekiyor. Birçok otel hâlâ sürdürülebilirlik verilerini birbirinden bağımsız elektronik tablolar üzerinde tutuyor. Bu veriler çoğu zaman doğrulama veya bağlamlandırma yapabilecek merkezi sistemlerle bağlantılı değil.

Diğer taraftan yapay zekâ araçları; sürdürülebilirlik açıklamalarını hazırlayabiliyor, raporlama bölümlerini doldurabiliyor ve hiç ölçülmemiş veriler için tahminler oluşturabiliyor. Otellerin bu araçları ne ölçüde kullandığı ise henüz net değil. Üstelik mevcut düzenlemelerde yapay zekâ kullanımının açıklanması zorunlu olmadığı için bu durum başlı başına yeni bir soru alanı oluşturuyor.

Asıl Soru: Verinin Arkasında Ne Var?

Sürdürülebilirlik raporlamasında temel tartışma artık yalnızca hangi bilgilerin açıklanması gerektiğiyle sınırlı değil. Asıl soru, bu açıklamaların arkasındaki verilerin ne kadar güvenilir olduğu.

Araştırmacılar, sürdürülebilirlik açıklamalarının finansal tablolarda görünmeyen risklerin piyasa tarafından değerlendirilmesine yardımcı olabileceğini savunuyor. Eleştirmenler ise bu açıklamaların güvence altına alınmamış, karşılaştırılamaz, belirsiz ve seçici olabileceğine dikkat çekiyor.

Zayıf veya eksik verilerin üzerine bir de üretken yapay zekâ katmanı eklendiğinde ise ortaya otomatik olarak kanıt çıkmıyor.

Bu çerçevede sektör açısından üç temel soru öne çıkıyor:

  • Sürdürülebilirlik açıklamalarının arkasındaki veriler bağımsız bir incelemeden geçebilir mi?
  • Sektörün hızla benimsediği teknoloji kanıt mı üretiyor, yoksa yalnızca daha hızlı rapor ve belge mi hazırlıyor?
  • Sektör hâlâ sürdürülebilirlik rozetleri toplamaya mı odaklanıyor, yoksa gerçek etkiyi ölçen açıklama sistemlerine mi geçiyor?

“Yapay Zekâ Kanıt Üretmemeli”

Les Roches’ta doçent olarak görev yapan Dr. Andreea Antonescu, güvenilir sürdürülebilirlik raporlamasının açık tanımlar, izlenebilir kaynaklar ve şeffaf yöntemler üzerine kurulması gerektiğini belirtiyor.

Antonescu’ya göre yapay zekâ bilgileri organize etmek ve analiz etmek için kullanılabilir; ancak ölçülmüş veriler, tahminler ve projeksiyonlar birbirinden açık biçimde ayrılmalı. Sürdürülebilirlik iddialarının ve kullanılan rozetlerin kanıtla desteklenmesi, coğrafi ve operasyonel kapsamın da açıkça belirtilmesi gerekiyor.

Sosyal sonuçların da çevresel performans kadar titiz biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Antonescu, temel hedefin insanlar ve destinasyonlar üzerindeki gerçek iyileşmeyi ortaya koymak olduğunu vurguluyor.

“Sorun Yapay Zekâ Değil, Doğrulanmış Kanıtla Üretilmiş Bilgiyi Karıştırmak”

Les Roches-Marbella'da Ekonomi ve Sürdürülebilirlik Programı Koordinatörü Jaime Hervás Muñoz-Torrero ise yapay zekânın sektördeki sürdürülebilirlik veri sorunlarını yaratmadığını, ancak mevcut zayıflıkları büyütebileceğini belirtiyor.

Otel sektöründe üretken yapay zekâ öncesinde de parçalı veriler, farklı metodolojiler ve sınırlı doğrulama sorunları bulunduğunu ifade eden Muñoz-Torrero, yapay zekânın zayıf kanıtları oldukça ikna edici biçimde sunabileceğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle veri, kanıt ve anlatı arasında ayrım yapılması gerektiğini savunuyor. Yapay zekânın verileri analiz edebileceğini, eksikleri tespit edebileceğini, tahminler oluşturabileceğini ve sonuçları aktarabileceğini belirten Muñoz-Torrero, ancak tahminin yalnızca yapay zekâ tarafından ikna edici biçimde sunulduğu için “kanıt” haline gelmemesi gerektiğini vurguluyor.

Muñoz-Torrero'ya göre temel ilke açık:

Önce kanıt, sonra iletişim.

AI Kullanımında Şeffaflık Öne Çıkıyor

Hotelschool The Hague'de görev yapan Prof. Dr. Melinda Ratkai, EmpCo düzenlemesinin belirsiz sürdürülebilirlik vaatlerinden şeffaf ve doğrulanabilir performansa geçişi desteklediğini belirtiyor.

Ratkai, sektörün entegre bir veri toplama stratejisine ihtiyacı olduğunu ve yapay zekânın yalnızca belirlenmiş veri sistemleri içerisinde bilgileri yorumlamak ve iyi uygulamaları ortaya çıkarmak için kullanılmasını savunuyor.

NorthEast Experience'ın kurucusu Christine Dunton-Tinnus da sürdürülebilirlik verilerinin bağımsız incelemeden geçebilmesi için izlenebilirlik, açık metodoloji, tanımlanmış sınırlar ve belirsizlik konusunda şeffaflık gerektiğine dikkat çekiyor.

Dunton-Tinnus'a göre yapay zekâ ölçülmüş verileri temizlemek, karşılaştırmak ve tutarsızlıkları tespit etmek için kullanıldığında kanıt kalitesini güçlendirebilir. Ancak yapay zekâ ile eksik veriler dolduruluyor ve bu tahminler açıkça belirtilmiyorsa, sektör yalnızca daha hızlı rapor üretmiş oluyor.

“Veri Sayacın Yanına Yaklaştıkça Kanıt Güçleniyor”

Regenera Luxury'nin kurucusu ve başkanı Hector de Castro, sürdürülebilirlik verilerinin çoğu zaman rapor hazırlamak amacıyla toplandığını, tesislerin yönetilmesi için yeterince kullanılmadığını belirtiyor.

De Castro'ya göre bir verinin güvenilirliğini test etmenin pratik yollarından biri, herhangi bir rakamın bir sayaç, fatura veya tartım belgesine kadar izlenebilmesi.

Bu nedenle teknoloji fiziksel ölçüm noktasına ne kadar yakınsa kanıt üretme ihtimali de o kadar yüksek; rapora ne kadar yakınsa yalnızca belge üretme riski de o kadar fazla.

De Castro, sektörün sürdürülebilirlik rozetlerinden gerçek etki açıklamalarına geçmesi gerektiğini savunuyor. Özellikle üst segment ve lüks oteller açısından güvenin temel unsur olduğuna dikkat çekerek, gelecekte etiketlerin yalnızca bir yönetim sürecini değil, destinasyonda gerçekleşen doğrulanmış sonuçları da göstermesi gerektiğini ifade ediyor.

Sürdürülebilirlik Rozetleri De Yeniden Sorgulanıyor

The Long Run İcra Direktörü Dr. Anne-Kathrin Zschiegner ise sürdürülebilirlik alanında yapay zekâ ile rozetlerin benzer bir kolaylık algısı yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Zschiegner'e göre yapay zekâ kanıtları keskinleştirebilir ancak kanıtın kendisini üretmemeli. The Long Run tarafından üyelerin kendi bildirdiği veriler üzerinde yapılan incelemelerde yazım hataları ve aynı verinin birden fazla kez hesaplanması gibi sorunların tespit edildiğini belirten Zschiegner, yapay zekânın bu tür sorunları ortaya çıkarmada yararlı olabileceğini ifade ediyor.

Ancak verilerin, tesisleri yakından tanıyan ekiplerle doğrulanması gerektiğini vurguluyor.

Yapay Zekâ Doğa Koruma İçin De Kullanılabilir

Yapay zekânın sürdürülebilirlik alanındaki rolü yalnızca raporlama ile sınırlı değil.

Agentur Auf! kurucusu Frauke Fischer, yapay zekânın yaban hayatı popülasyonlarını izlemek, insan-yaban hayatı çatışmalarını azaltmak ve turistler tarafından toplanan verileri bilimsel araştırmalar için kullanılabilir hale getirmek amacıyla da kullanılabileceğine dikkat çekiyor.

Bu kullanım alanlarının turizm sektörünün önemli kaynaklarından biri olan doğanın korunmasına katkı sağlayabileceğini belirten Fischer, turist deneyimi ile bilimsel araştırmalar arasında yeni bir iş birliği alanının ortaya çıkabileceğini ifade ediyor.

Ancak yapay zekânın doğa üzerinde oluşturduğu olumsuz etkilerin de göz ardı edilmemesi gerekiyor. Yüksek su, enerji ve kaynak tüketimi, teknolojinin çevresel ayak izini büyütüyor.

Sektör Ortak Ölçüm Standartlarına İhtiyaç Duyuyor

PKF Hospitality Group İngiltere ve İrlanda Kıdemli Genel Müdürü Adam Maclennan, yapay zekânın otellerin bilim temelli iklim hedeflerine yönelik ilerlemelerini daha doğru biçimde açıklamak için kullanılmasının önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor.

Sektörde kullanılacak ortak ölçüt ve metodolojilerin geliştirilmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü ifade eden Maclennan, bu standartların zaman içinde geliştirilmeye devam edeceğini ancak sektörün ortak sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacağını belirtiyor.

Yapay zekânın verileri bir araya getirme, anormallikleri tespit etme ve raporları daha hızlı hazırlama konusunda yardımcı olabileceğini söyleyen Maclennan, sonuçta güvenilirliğin ölçüm ve raporlama sistemlerinin kalitesine bağlı olduğunu vurguluyor.

“Ne Yaptığınızı Söyleyin, Kanıtlayabildiğinizi İddia Edin”

Hotel Resilient Standartlar Direktörü Trevor Girard ise otellerin sürdürülebilirlik konusunda genel ve geniş kapsamlı iddialar yerine, gerçekleştirdikleri somut uygulamaları anlatmaları gerektiğini savunuyor.

Girard'a göre yerel toplulukları desteklediğini söyleyen bir otel, bu desteğin nasıl sağlandığını belgelemeli ve ortaya çıkan değişimi göstermeli.

Benzer şekilde “yerel malzeme kullanıyoruz” iddiasında bulunan tesislerin hangi malzemeleri kullandığını, bunların nereden geldiğini ve “yerel” kavramını nasıl tanımladığını satın alma ve tedarikçi kayıtlarıyla ortaya koyması gerekiyor.

Sektör İçin Yeni Dönem: Kanıt Önce, Yapay Zekâ Sonra

Sürdürülebilirlik alanındaki tartışma, yapay zekânın kullanılıp kullanılmaması noktasından çok, hangi aşamada ve hangi veriler üzerinde kullanılması gerektiği sorusuna doğru ilerliyor.

Sektör uzmanlarının ortaklaştığı temel nokta, yapay zekânın veri toplama ve doğrulamanın yerini almaması gerektiği. Teknoloji; verileri analiz etmek, hataları bulmak, eksikleri göstermek ve raporlama süreçlerini hızlandırmak için önemli bir araç olabilir. Ancak ölçülmemiş bir verinin yapay zekâ tarafından tahmin edilmesi, onu doğrulanmış kanıta dönüştürmüyor.

AB'deki yeni düzenlemelerle birlikte oteller için asıl sınav, sürdürülebilirlik iddialarının ne kadar iyi yazıldığı değil, bu iddiaların arkasındaki verinin ne kadar izlenebilir, doğrulanabilir ve güvenilir olduğu olacak.

Sektör açısından yeni yaklaşım giderek daha net bir ifadeye dönüşüyor:

Daha az hikâye, daha fazla kanıt. Daha az yeşil aklama, daha fazla hesap verebilirlik.

Kaynak: Hospitality.net

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz