• 04 Ekim 2026 17:25
  • 2
  • 10 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Makine Yolu Bilir, Yolcuyu Tanımaz

Bu yazıyı dinleyin
Zekeriya S. Şen 04 Ekim 2026 Makine Yolu Bilir, Yolcuyu Tanımaz

Seyahat dünyasına giren her yeni teknoloji yanında aynı korkuyu getirdi: "Bu sefer işimiz bitti." İnternet yaygınlaşınca acentelerin kapanacağı söylendi, çevrim içi satış siteleri çıkınca rehberliğin sonu ilan edildi. Bugün aynı cümleyi yapay zekâ için kuruyoruz.

Yine de bu kez bir şeyin farklı olduğunu kabul etmek gerekiyor. Uber taksiciye, Airbnb otelciye ne yaptıysa yapay zekâ da seyahat dünyasına onu yapıyor ve geri dönüşü yok. Bir gün mutlaka düzenlenecek, ama bu düzenleme her ülkeye başka bir hızda, başka bir ölçüde gelecek. O güne kadar onunla yaşamayı öğreneceğiz. Bence asıl soru onu kullanıp kullanmamak değil. Asıl soru, neyi makineye bırakıp neyi inatla kendimizde tutacağımız.

Sıkıcı iş makineye, yaratıcı iş insana

Bir gezi programının mutfağını bilen herkes, işin ne kadarının yaratıcılık, ne kadarının bitmek bilmeyen yazışma olduğunu da bilir. Talep gelir, otellere yazılır, fiyatlar toplanır, transferler hesaplanır, program taslağa dökülür, dönüşler beklenir, bir değişiklik olur ve her şey başa sarar. Eskiden günler süren bu döngü artık saatlere, hatta dakikalara iniyor. Talebi alıp otellere yazan, fiyatları toplayan, taslağı hazırlayıp onay için bir insanın önüne koyan sistemler küçük yerel acentelerde bile kurulmaya başladı. Beş günde hazırlanan bir program aynı gün müşterinin elinde olabiliyor.

Bu hızın bir de az konuşulan yüzü var: dikkat. Hepimizin başına gelmiştir. Müşteri üç kez oğlunun fındık fıstık yiyemediğini söyler, yoğun bir haftada bu bilgi bir yerde kaybolur ve özenle kurulmuş koca bir program tek bir akşam yemeğinde yara alır. İnsan yorulur, unutur, dalar. Doğru kurulmuş bir sistem bunu unutmaz. İtiraf edelim, biz insanlar da her zaman parlak değiliz. Bazen tembeliz, bazen müşteriyi gerçekten dinlemiyoruz, bazen de her gelene aynı kalıbı giydiriyoruz.

Ama makinenin çok net bir sınırı var: yalnızca var olanı bulabilir. Kendi arşivinizde ya da internette ne varsa onu seçer, onu sıralar. Henüz kimsenin yapmadığı bir rotayı, bir köy kahvesinde tanıştığınız ustayı, bir istasyon peronunda yerel rehberin anlattığı hikâyeyi o bilemez. Yeni fikir insandan çıkar. Bu yüzden benim için yapay zekânın en değerli tarafı iş yapması değil, zaman kazandırması. O zamanı tedarikçiyle telefonda konuşmaya, keşif gezisine çıkmaya, müşterinin gerçekte ne istediğini anlamaya harcayabiliyorsak kazançlıyız. Aynı zamanı yeni bir ekrana bakarak geçireceksek hiçbir şey kazanmadık.

Burada genç meslektaşlar için bir uyarım da var. İşin yüzde sekseninde makine gerçekten iyi iş çıkarıyor, kabul. Fark ise geriye kalan yüzde yirmide yatıyor ve o yüzde yirmi ancak sahada öğrenilir. Müşteriyle yola çıkmadan, bir otelin koridorunda yürümeden, bir rehberin grubu nasıl yönettiğini izlemeden o bilgi oluşmaz. Herkes aynı araçla aynı programı üretirse, bir gün bütün acentelerin elinde aynı gezi olur. O noktada bizim var olmamızın bir anlamı kalmaz.

Hız bir nimet, ölçek bir tuzak

Daha hızlı program hazırlayan daha çok satar. Bu doğru, yüzde yirmi, otuz artışlar hiç de zor değil. Peki operasyon buna hazır mı? Oteller, araçlar, şoförler, rehberler, hatta ülkenin kendisi bu kadar insanı kaldırabilecek mi? Satışı yapay zekâyla uçurup operasyon masasındaki arkadaşımızı haberi bile olmadan bir yükün altına sokmak, bu işin en tehlikeli senaryosu.

Üstelik rehber meselesi dünyanın her yerinde aynı yaradan kanıyor. Salgından sonra bu meslekten ayrılanların önemli bir kısmı teknolojiye, yazılıma, başka alanlara geçti ve geri dönmedi. Bölgesinde her an bir savaşın, bir krizin patlayabileceği ülkelerde durum daha da zor. Bu insanları mesleğe bağlamanın yolu, onları e-posta göndermek ve form doldurmakla meşgul etmek değil. Onlara yaratıcı bir alan açmak. Rutini makineye verip rehberi, şoförü, sahadaki ekibi yani müşterinin gördüğü yüzümüzü güçlendirmek zorundayız.

Bilgili yolcu, yanlış bilgilenmiş yolcu

Müşteri eskiden "Japonya'ya gitmek istiyorum" diye gelirdi. Şimdi "Japonya'ya gitmek istiyorum, yapay zekâ bana şunu önerdi, oğlum da üç video izledi, bunları istiyoruz" diye geliyor. Yolcu artık daha bilgili, ama her zaman doğru bilgilenmiş değil. Bu da bizim işimizi azaltmadı, tersine çoğalttı. Artık bir yeri neden önermediğimizi, o otelin neden o aileye uygun olmadığını, o kafenin neden kapandığını anlatmak için eskisinden çok daha fazla zaman harcıyoruz.

Bence mesleğimizin tanımı da tam burada değişiyor. Bilgi vermek artık bizim ayrıcalığımız değil. Bizim işimiz öneride bulunmak, gerektiğinde "hayır" diyebilmek. Birinin hazırladığı programı önümüze koyup "aynen bunu yapın" demesi mümkün, ama o programı okuyup kendi sorumluluğumuzla eleştirebilmek, işte değer orada.

On günlük bir Hindistan programını yapay zekâya hazırlatırsanız muhtemelen gayet düzgün bir gezi çıkar. Aynı on günü o ülkeyi avucunun içi gibi bilen bir rehberle geçirirseniz, kimsenin listesinde olmayan bir sokak tezgâhında yemek yersiniz, halıyı turistik dükkândan değil dokuyanın evinden alırsınız. Yollarda hatırladığım anların neredeyse hiçbiri bir listede yazmıyordu. Buna ben zevk diyorum. Zevk de henüz hiçbir veritabanında yok.

Müşteriyle konuşan robot

Yapay zekânın en kolay erişilen yüzü sohbet robotları, ne yazık ki işini en kötü yapan da onlar. Uçuşu iptal olmuş, havalimanında sıkışmış bir yolcuyu kırk dakika bir makineyle konuşturmaktan daha kötü bir müşteri deneyimi düşünemiyorum. Bu yolu deneyen pek çok şirket de dersini zor yoldan aldı.

Özellikle özenli, kişiye özel yolculukta bu çizgi çok net olmalı. Bir gezi için ciddi bir bütçe ayıran, yılının seyahat planını konuşmak isteyen, yolda bir sorun yaşayan kişinin karşısında bir insan olmalı. Hem de onunla aynı dili konuşan, aynı seviyede sohbet edebilen, konusunu bilen bir insan. Aslında insanlar bir gezi satın alırken, bir yandan da bir insanla muhatap olabilme hakkını satın alıyorlar. Bu hakkı onlardan almamalıyız.

Sahte güzellik

Kendi adıma en çok rahatsız olduğum alan görsel ve işitsel üretim. Yeni bir ülkede faaliyete başlayan, oraya tek bir kameraman bile göndermeden baştan sona yapay zekâyla üretilmiş bir tanıtım videosuyla piyasaya çıkan şirketler görüyoruz. İşin garibi, bu videolardan satış da geliyor. Genç kuşak bu görüntülere tıklıyor, reklam platformlarında da çoğu zaman daha iyi çalışıyorlar. Bunu biliyorum, ama bir güzergahı hiç görmeden, yalnızca uydurulmuş görüntülerle satmak benim anladığım seyahat değil.

Müzik konusunda ise daha da kesinim. Pazar öğlenleri dünyanın dört bir yanından müzikler çalan biri olarak, makinenin ürettiği müziği kulağım kabul etmiyor. O müzikte ne bir köy düğünü var ne bir annenin ninnisi ne de bir sazın tozlu teli. Çocuklarımıza da bunu göstermek zorundayız. Her soruyu ekrana sormak yerine onları doğaya çıkarmak, birlikte şarkı söylemek, dengeyi bizzat örneklemek bizim görevimiz. Çocuklar ne söylediğimize değil, ne yaptığımıza bakıyor.

Aynısı tasarım için de geçerli. İyi bir grafik tasarımcının işini makineyle taklit etmek artık mümkün, ama yetenekli bir tasarımcının zevkine sahipseniz bunu denemek bile istemezsiniz.

Kimsenin konuşmak istemediği konu: enerji ve su

Karbon ayak izini, sürdürülebilirliği, yenileyici turizmi çok konuşuyoruz. Ama gündelik işimizde kullandığımız yapay zekânın bedelinden pek söz etmiyoruz. Oysa bu bedel çok somut. Komşumuz Ermenistan'da örneğin kısa süre önce devasa bir yapay zekâ veri merkezi açıldı ve kapasitesinin kısa sürede katlanması planlanıyor.¹ Bu tesisler muazzam miktarda elektrik ve soğutma için su tüketiyor.²-³

Bir şirketin sürdürülebilirlik politikasında bugün yapay zekâ kullanımı neredeyse hiç geçmiyor. Kimse sormuyor, kimse de yazmıyor. Bu yüzden bireysel olarak yapabileceğimiz tek şey bilinçli olmak. Aynı soruyu beş kez sormamak, sırf kolay diye yüzlerce program taslağı üretmemek, bir arama motoruyla bulunacak bilgiyi büyük bir modele sormamak. Kalanı hükümetlerin ve düzenleyicilerin işi olacak. Ama o gün gelene kadar vicdanımızı makineye devretmeyelim.

Aracı biz yönetelim, araç bizi değil

Excel'de bir formül kullandığımızda kimseye "bu hesabı formülle yaptım" demeyiz. Yapay zekâ da kısa süre içinde öyle olacak. Turizm, teknolojiyi en yavaş benimseyen sektörlerden biri. Ama bir ile üç yıl içinde hepimiz aynı gemide olacağız. Bu araçları hiç kullanmayan deneyimli acenteler verimlilikte bunun bedelini ödeyecek. Deneyimi olmayan ama bu araçları çok iyi kullanan yeni oyuncular da birkaç geziyi başarıyla çıkarabilir. Fakat ilk ciddi krizde, yolcu yoldayken, kimin gerçekten bu işi bildiği ortaya çıkar.

Şoför havalimanına gelmediğinde, otel vaat edildiği gibi çıkmadığında, gecenin bir yarısı bir yolcu hastalandığında yapay zekânın yapabileceği pek bir şey yok. O anda fuarda elini sıktığınız otel müdürüne bir mesaj atabilmek, yıllardır birlikte çalıştığınız bir yerel ortağı telefonla uyandırabilmek her şeydir. Bu yüzden hâlâ fuarlara gidiyoruz, hâlâ keşif gezilerine çıkıyoruz, hâlâ insanlarla yüz yüze tanışıyoruz.

Makine yolu çok iyi biliyor, bunu kabul ediyorum. Ama yolcuyu tanımıyor. Yolcunun kim olduğunu, neden yola çıktığını, dönüşte yanında ne götürmek istediğini bilmek hâlâ bizim işimiz. Bu işi elimizde tuttuğumuz sürece yapay zekâ bizim için bir tehdit değil, sadece yeni bir yol arkadaşı olacak.

------

¹ Firebird AI'ın yapay zekâ veri merkezi Ağustos 2026'da Ermenistan'ın Hrazdan kentinde açıldı; şirket 2027 sonuna kadar ülkede 70.000'i aşkın NVIDIA grafik işlemcisi kurmayı ve kapasiteyi 300 MW'a çıkarmayı planlıyor. Kaynak: ARKA Haber Ajansı, "Firebird AI's AI factory opens in Hrazdan", 8 Ağustos 2026.

² Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Energy and AI, Nisan 2025. Rapora göre dünya genelinde veri merkezlerinin elektrik tüketimi 2024'te yaklaşık 415 TWh düzeyindeydi ve 2030'a kadar iki katından fazla artarak yaklaşık 945 TWh'e ulaşması bekleniyor.

³ Pengfei Li, Jianyi Yang, Mohammad A. Islam, Shaolei Ren, "Making AI Less Thirsty: Uncovering and Addressing the Secret Water Footprint of AI Models", arXiv:2304.03271, 2023. Çalışma, büyük dil modellerinin eğitimi ve kullanımı sırasında veri merkezlerinin soğutma için ciddi miktarda temiz su tükettiğini ortaya koyuyor.

 

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz

Diğer Yazılar