• 13 Ekim 2020 20:31
  • 0
  • 5 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Sayın bakana çağrı: Kimseye küslüğünüz yoksa...

Bu yazıyı dinleyin
Fehmi Köfteoğlu 13 Ekim 2020 Sayın bakana çağrı: Kimseye küslüğünüz yoksa...

Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Ersoy’un bir grup seyahat acentesi ile görüşmesi tartışılıyor

Eleştiren de var destekleyen de.

Olay neydi

Seyahat acenteleri platformu TURSAPNET’in moderatörü Cemal Kızıltan başkanlığında bir ekip, ‘Yangın var’ diyen seyahat acentelerinin sorunlarını anlatmak, seslerini duyurmak amacıyla Ankara’da Kültür ve Turizm Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak istedi. 

Ankara Valiliği izin vermeyince eylem İstanbul’a TÜRSAB Genel Merkez binası önüne alındı. 

Toplantıya birkaç saat kala, gece vakti toplantının yasaklandığı bildirildi. 

Bu sırada İstanbul’da olan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, yasaklanan toplantıyı organize eden TURSAPNET moderatörü Cemal Kızıltan’ı arayarak kendisi ve arkadaşlarından bir grubu Taksim CVK Otel’de kabul edeceğini söyledi.

Böylece eylem birkaç acentenin bakan ile görüşmesine dönüştü.

Görüşmede bulunanlardan Cem Polatoğlu izlenimlerini ve bakanın söylediklerini sosyal medyada paylaştı.

Cem Polatoğlu’nun aktarımında bakanın söylediklerinde doğrular da var yanlışlar da. 

Onları ayrıca ele alacağız.

Polatoğlu’nun aktarımına göre Sayın bakan demiş ki;

“Ben turizmin tüm paydaşlarına eşit mesafede olmak zorundayım. Ben devletim, benim TÜRSAB'a veya şahıslara küslüğüm söz konusu olamaz. Defalarca TÜRSAB'ı toplantılara çağırdım. Hepsine sektör başkanları katılırken TÜRSAB bir tanesine bile başkan düzeyinde icap etmedi. Sektör temsilcileri, dernekler hatta şahıslar bile benden randevu ister ve her biri ile görüşürken TÜRSAB bir kez bile benden randevu istemedi.”

Bu konuşmanın üzerinden günler geçti konuyla ilgili herhangi bir yorum değerlendirme yapılmadı.

Sayın bakanın bu açıklamasından yola çıkarak çağrı yapıyoruz:

Sayın bakan, kimseye küslüğünüz yoksa (Zaten olmamalı) o zaman kamu yönetimi adına sektörden sorumlu makam olarak meslek örgütünü çağırın gelsin üyelerinin sorunlarını anlatsın.

Sayın bakan CVK’daki toplantıda TÜRSAB’ın bugüne kadar kendisinden randevu isteminde bulunmadığını söylüyor.

Sayın bakan seyahat acentelerinin yangın var dediği ortamda onların meslek örgütü bu yangını kamu yönetimine iletmek ve sorunlara çözüm getirmek için eğer sizden randevu istememişse bu onların ayıbı, kusuru, yanlışıdır.

Peki onlar bu ayıbı işlerken siz kamu yönetimi adına on binin üzerinde seyahat acentesinin sorunlarını meslek örgülerinden sorma öğrenmek gereği duymadınız mı?

Yoksa ‘Zaten kendim bir seyahat acentesi sahibiyim, sorunları biliyorum, ayrıca tek tek ve bilet satan, incomingci vs gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren seyahat acenteleri ile zaten görüşüyorum” diye mi düşünüyorsunuz.

Eğer öyle ise o zaman ‘Ben turizmin tüm paydaşlarına eşit mesafede olmak zorundayım. Ben devletim’ derken kastettiğiniz ve doğru olan kişisel değil kurumsal ilişkinin gereğini yapıp tek tek kişi ve grupları değil kurum olarak meslek örgütünü görüşmeye çağıracaksınız.

Bunu kamu adına yapacaksınız yapmalısınız

‘Benden randevu istemediler’ gerekçesi mazeret değil.

Zira istediğiniz kişi ve grupları kendiniz çağırıp görüşüyorsunuz.

Öyleyse meslek örgütü olarak, üstelik yasaya göre bakanlık denetiminde olan meslek bir kuruluşu siz görüşmeye çağıracaksınız.

Zira siz, Cumhurbaşkanı tarafından Kültür ve Turizm Bakanı olarak atandığınız o makamda sahibi olduğunuz ETS Tur’u değil kamu yönetimini temsil ediyorsunuz.

“Kimseye küslüğüm sözkonusu değil” açıklamanız bunu gerektiriyor.

Kişisel nedenlerle kamu adına görev yaparken küslük olmaz.

Kişilerin tekil tercihleri olabilir. 

Ama kamu adına bir makamda bulunanların sorumlu oldukları alan ile küslüğü olmaz.

Bu, konunun bakan ile ilgili yönü.

Konunun meslek örgütü yönetiminde bulunanlar ile ilgili yönüne gelince.

Eğer kamu adına yapılmış bir çağrıya yanıt verilmez, nedeni bilinmeyen kişisel sorunlardan dolayı bu çağrıya uyulmazsa o zaman bakanın tek tek kişilerle görüşüp genel kurul öncesinde tanık olunan muhalefet örgütlemesine gerek kalmadan üyeler bunun gereğini yapar.

Bu arada Cem Polatoğlu’nun aktarımından öğrendiğimiz Sayın bakanın bazı değerlendirmelerine de kısaca değinmek istiyoruz

Sayın bakan “Belge taksi plakası mı. Dünyada hiç bir dernek ya da birliğe zorunlu üyelik yoktur. İsteyen üye olur ve aidatını öder” demiş.

Doğru.

Sayın Bakan ‘Hibe istiyorsunuz bu olmaz’ demiş.

Doğru. 

Acentelerin gereksindiği, yapılması gereken yardım verilmesi gereken destek vs başka, hibe başka. 

1618 sayısı yasada yapılacak değişiklikler konusunda da “1618 miadı dolmuş bir yasadır. Bugünkü dijital dünyada bu yasayla tek adım atılamaz. Yeni hazırlanan taslak da öyle” demiş. 

Evet seyahat acenteciliği meslek olarak parlak yıllarını geride bıraktı. O günler bir daha gelmeyecek. Her şey değişti.

Bu da doğru.

Meslek örgütünün Başaran Ulusoy döneminde holdinge dönüştürdüğü TÜRSAB şirketleri için de “Bu yönetim hangi batak şirketini tasfiye etmiş? diye sormuş.

Bu da doğru. 

Son söz:

Sayın bakan, kimseye küslüğünüz yoksa (Zaten olmamalı) o zaman kamu adına emir verme yetkinizi kullanarak meslek örgütünü çağırın, dinleyin.

Bu çağrı, içinde bulunulan dönem itibariyle gerekli olduğu gibi çeşitli iddia ve spekülasyonlar karşısında turnusol işlevi görecektir.