TUI ve turizmde finansal riskler
Şeffaflık çok özel bir konudur.
Borsa şirketleri bu konuda bize en geniş olanakları sunmakta, bilgiye erişmemize imkân sağlamaktadır, yeter ki biz de okuyalım.
Okumak deyince, bu konuda çok başarılı olduğumuz söylenemese de yine de piyasaları kıyısından köşesinden biraz okumaya çalışmak bugünlerde iyi gelir diye düşünüyorum.
Bu hafta kendim ve sizin için ev ödevimi yaptım.
Daha önceki yazımda belirttiğim üzere turizmdeki finansal sorunların bazılarına aşağıda değinirken, Thomas Cook gibi bir devi kaybettikten sonra Thomas Cook’a göre biraz daha büyük olan TUI grubundaki finansal hareketlilik de çoğumuzun takip ettiği konular içinde kendine yer bulmuştur.
TUI’deki finansal destek konularında yaşanan son gelişmeleri toparlamaya çalıştım:
TUI her ne kadar tüzel kişilik olarak bir Alman şirketi olsa da hisseleri Londra Borsasında işlem görüyor.
TUI’nin Ekim 2018 - Ekim 2019 faaliyet yılına baktığımızda 18,9 milyar Euro operatif gelire karşın, 17,2 milyar Euro operatif gideri olduğunu görmekteyiz.
Vergi öncesi karının 691,4 milyon Euro olduğunu vergi sonrası grubun 531,9 milyon Euro kâr açıkladığını kendi web sayfalarından anlamaktayız (tuigroup.com).
Alman Devleti pandemiden dolayı her sektörün ayakta kalmasını sağlamaya çalışırken özellikle istihdam açısından büyük şirketlerin ayakta kalmasına yönelik daha fazla çaba harcıyor ve kaynak sağlamaya çalışıyor.
Bugüne kadar TUI’ye 3 milyar Euro kredi vermişken son 3. yardım paketi ile 1.8 milyar Euro daha şartlı olarak tahsis etti.
Son paketin iki özelliği var daha doğrusu bu son verilen paket iki şarta bağlandı.
Birincisi Alman Ekonomik Güçlendirme Fonu (WSF) tarafından verilecek yardımların ilk bölümü olan 420 milyon Euro karşılığında Alman Devleti istediğinde TUI’nin yüzde 25 hissesi +bir adet hisseye sahip olabilecek.
İkinci şart ise şirket genel kurulunun toplanarak sermaye artışına gitmesi ve bu 420 milyon Euro’luk kredinin hisseye dönüştürülebileceğinin onaylamasıydı.
05 Ocak 2021 tarihinde genel kurul yapıldı ve devletin ortak olabileceğine onay verildi, ayrıca 508.978.534 adet TUI hissesinin 1,07 Euro değer üzerinden 26 Ocak 2021 tarihine kadar mevcut hissedarlar tarafından satın alınarak sermaye artışına katılımın sağlanması onaylandı.
Mevcut hissedarlar ellerinde 29 adet TUI hissesine karşılık 25 adet daha yeni hisse alabilmelerinin önü açıldı.
Sermaye artışı öncesi TUI ana hissedarlarından Aleksey Mordashow ve çocuklarının ortağı olduğu Unifirm şirketinin TUI’deki hissesi hatırlayacağınız üzere yüzde 24,89 idi.
TUI Rusya’nın da ana hissedarı olan aile bu sermaye artışına katılacağını söyleyerek herkesi rahatlattı.
Beklenenin aksine bir gelişme olmaz ise Unifirm şirketi TUI’deki hisselerini yüzde 36 seviyesine yükseltecektir.
TUI’nin sermaye artısından beklediği net kaynak (harç vs. düşüldükten sonra) 509 milyon Euro. Bakalım 26 Ocak tarihine kadar verilen sürede kim ne kadar hisse alacak.
Devlet ayrıca, hisseye dönüştürülebilecek 420 milyon Euro’luk ilk dilimin ardından geri kalan kredi dilimi olan 671 milyon Euro’yu da serbest bırakacak.
Ayrıca Niedersachsen eyaleti de 400 milyon Euro’luk bir yardımda bulunup bulunmayacağını eyalet meclisinde oylayarak değerlendirecek.
Sermaye artışından gelecek 509 milyon Euro’luk nakitle beraber bu 3.paketin 1.8 milyar Euro’yu bulması hedefleniyor.
Zaman hızla geçiyor, ilk kullanılan paketin ilk taksiti olan 300 milyon Euro’nun geri ödeme tarihi Ekim 2021.
TUI’nin grup olarak kullandığı / kullanacağı 3 paketin toplam kredi miktarı 4.8 milyar Euro.
Diyeceksiniz ki belki, bu kadar ince hesap kitap yapmakta nereden çıktı?
Eh! Demişler ya sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş.
Turizm destinasyonlarının 23 Eylül 2019’da ağzı çok yandı.
Kredi borcumuz 17.834.633.000. USD
Neyin borcu bu?
Turizm sektörünün, Bankalara nakdi kredi borcu bu kadar (bddk.org.tr).
Sektör olarak bu kredilerin altından kalkabilmek için gerek bankalar gerekse sektör oyuncuları canla başla çalışıyor. Hazır sokağa çıkma yasağı varken evde oturup biraz eski defterleri karıştırmak iyi oluyor.
2008 Lehman Brothers’ın haberi geldiğinde yer yerinden oynadı, 2011 Suriye, 2012’deki kur makası, 2013 Gezi olayları, ardından 2014 ve 2015 hem ülkemizde hem dünyadaki terör olayları, 2015 Kasım’da Rus uçağı krizi ve Rusya’nın boykotu, 2016 darbe girişimi, 2017 Reina, 2018 yazındaki kurların patlaması, 2019 Thomas derken 2020 Pandemi, 2021 Pandemiden çıkış hikâyesini yazacağımız yıla kadar, aradaki depremleri, Avrupa ile diplomatik atışmaları, bir yılda iki kez yapılan genel seçimler, iki kez İstanbul seçimleri…
Dayanarak ve çabalayarak ayakta durmaya çalışan bir sektör, üstelik de ülkemiz ekonomisinin hem üretim sektöründe hem tüketim sektöründe hem de genç nüfus istihdamında ana lokomotifi hâline gelmiş bir sektör.
Ayakta durabilmek için, seyahat acentalarına ve tur operatörlerine kredi değil, hibe yardım yapılmalıdır.
Uçak desteği uygulaması bu yıl yine devreye alınmalıdır.
Konaklama sektörünün kredi borçlarının yapılandırılması ve yeni kredi kullanımı devlet garantisi altında düzenlenmelidir, eski yöntemler tıkanmış durumda, mevcut sistem içinde uygulama imkanları yetersiz hale gelmiş, eksper değerlendirmelerinde tesislerin hesaplamaları gerçek değerlerinden daha düşük çıkmaya başlamış, şerefiye değerleri teminatlara/bilançolara ilave edilmemiştir.
KDV’nin yüzde 1 olarak uygulanmasının süresi 2022 Nisanına kadar uzatılması nefes aldıracaktır.
Kısa Çalışma Ödeneği uygulaması Nisan 2022’ye kadar devam ettirilmelidir.
Turizmde ecri misil uygulamalarında erteleme değil 2022 dâhil bedelsiz kullanım olmalıdır.
2020 ve 2021 yıllarından derin yara almış bir turizm sektörü 2021 ve 2022’deki finansal yüklerin üstesinden nasıl gelebilecektir, bu da ayrı bir sıkıntı.
Haziran’dan sonra beklenen toparlanmanın büyük olasılıkla gerçekleşecek olması kabul edilse bile, ‘’Pozitif ihtiyatlı’’ olmak şu içinde bulunduğumuz süreçte en doğru davranış biçimi olacaktır.
Kolay bir yıl olmayacağı belli.






