• 31 Aralık 2025 10:07
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

2025’in Turizmde En Büyük Kazanımı: Daha Yeşil Bir Gelecek İçin Öğrenen Bir Sektör

Bu yazıyı dinleyin
A. Nedim Atilla 31 Aralık 2025 2025’in Turizmde En Büyük Kazanımı: Daha Yeşil Bir Gelecek İçin Öğrenen Bir Sektör

2025 yılı, turizm dünyasında yalnızca ziyaretçi sayılarının ya da gelirlerin konuşulduğu bir yıl olmadı. Bu yılın belki de en büyük kazanımı, uluslararası turizm örgütlerinin çevreye yönelik duyarlılıklarını bir adım daha ileriye taşımalarıydı. Gezegenin sınırlarını zorlayan iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve kirlilik gibi sorunlar artık sektörel gündemin kenarında değil, tam merkezinde yer almaya başladı. Çünkü turizm, doğayı tüketen değil, doğanın varlığıyla beslenen bir sektör olduğunu her geçen gün daha güçlü biçimde fark ediyor.

Turizmin sürdürülebilir gelişme ile ilişkisi, madencilik ya da ormancılık gibi kaynak odaklı sektörlerden daha farklı. Orada mesele mevcut kaynağı korumak ve devamlılığını sağlamakken, turizmde asıl mesele doğanın sağlıklı kalması. Temiz denizler, güçlü ekosistemler, korunmuş kültürel miraslar… Bunların her biri turizmin görünmez sermayesi

Nitekim yapılan araştırmalar, deniz ve kıyı ekosistemlerinin korunmasının ziyaretçi sayısını, turizm gelirlerini ve istihdamı artırdığını net biçimde ortaya koyuyor. Doğayla uyumlu bir turizmin, ekonomik anlamda da güçlü bir karşılığı olduğu artık tartışmasız kabul görüyor.

Ancak geçmiş deneyimler, turizmin her zaman doğa dostu bir seyir izlemediğini de gösteriyor. Kontrolsüz büyüme çoğu kez çevresel yükü de beraberinde getirdi. Hava kirliliği, karbon salımları, aşırı su tüketimi ve atık yönetimi sorunları, turizmin hızla büyüdüğü destinasyonlarda sıkça karşımıza çıktı. Pandemi döneminde uluslararası seyahatlerin sınırlanmasıyla pek çok korunan alanda ekosistemlerin kısa sürede toparlanma eğilimine girmesi, bu ilişkinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Bununla birlikte turizm dünyasında umut veren örnekler de giderek çoğalıyor. Japonya’nın Toba kentinde yüzyıllardır süren kadın dalgıç geleneğinin sürdürülebilir balıkçılık ve kültürel mirasla birlikte turizme entegre edilmesi ya da Doğu Afrika’da turizmin goril popülasyonlarının korunması için önemli bir finans kaynağı oluşturması, turizmin doğru kurgulandığında güçlü bir koruma aracı olabileceğini kanıtlıyor. Bu örnekler, turizmin yalnızca doğadan beslenen değil, aynı zamanda doğaya geri veren bir model olabileceğini gösteriyor.

2025’te en dikkat çeken gelişmelerden biri de büyük turizm kuruluşlarının çevresel duyarlılıklarını açıkça ifade etmeleri oldu. Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) gibi örgütlerin yaptığı araştırmalar, sektörün önemli bir bölümünün “doğa pozitif”, yani doğayı güçlendiren bir turizm modelini benimsediğini ortaya koyuyor. Ancak iş yalnızca iyi niyetle bitmiyor. Aynı araştırmalar, işletmelerin önemli bir kısmının sürdürülebilirlik uygulamaları konusunda teknik bilgi, insan kaynağı ve rehberlik eksikliği yaşadığını da gösteriyor. Yani turizmin yeşil dönüşümünde eğitimin kritik rolü artık daha net görülüyor.

Bu noktada Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı (SDSN) gibi kuruluşların devreye girmesi, turizmle akademiyi, sivil toplumu ve diğer ekonomik aktörleri buluşturan köprülerin kurulması büyük önem taşıyor. 

Riyad’daki WTTC zirvesinde sürdürülebilir turizmle ilgili veri üretimi ve gençlere yönelik eğitim olanaklarının geliştirilmesi gibi somut adımlar, bu işbirliğinin ne kadar değerli olduğunu kanıtladı. Ücretsiz ve erişilebilir sürdürülebilirlik eğitimleri sunan platformların yaygınlaşması ise, sektördeki bilgi açığını kapatmak için önemli bir fırsat yaratıyor.

PINE BAY, ÇEVRE FARKINDALIĞINI GELİŞTİRMEYİ BENİMSİYOR - Hizmetix

 

Ülkemizde de Pine Bay Holiday gibi çok iyi örnekler var… Biz Rotary Kulüpleri olarak bu oteli çevreci-korumacı yaklaşımları nedeniyle ısrarla tercih ederiz. 

Turizm sektörü hem doğaya bağımlı hem de dönüşüme açık. Bu nedenle sürdürülebilirlik uzmanları, kamu otoriteleri ve turizm profesyonelleri için ortak bir amaç ufukta belirginleşiyor. Doğayı koruyan, yerel halkı destekleyen ve gezginlere daha derinlikli deneyimler sunan bir turizm modelini hep birlikte inşa etmek…

2025, bu yolculuğun yalnızca başlangıcı olarak hatırlanabilir. Eğer mevcut eğitim olanakları güçlendirilir, iyi örnekler paylaşılır ve sektörün her kademesine sürdürülebilirlik bilinci yerleştirilirse, turizm gerçek anlamda yeşil bir dönüşüm yaşayabilir. Böylece turizm yalnızca dünyayı gezmenin değil, gezegeni korumanın da bir yolu haline gelir. Ve belki de işte o zaman, turizm endüstrisi potansiyelinin tamamını gerçekten gerçekleştirmiş olur.

 

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz