• 19 Nisan 2020 00:28
  • 0
  • 5 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

2020 turizm haftası'ndan yepyeni bir 2021 haftası'na hazırlık

Bu yazıyı dinleyin
Zeynep Silahtaroğlu 19 Nisan 2020 2020 turizm haftası'ndan yepyeni bir 2021 haftası'na hazırlık

 

 
Turizm Haftası, Turizm Bakanlığı ve  MEB iş birliğiyle 15 Nisan -21 Nisan tarihleri arasında kutlanmaktadır.
 
Ancak bu sene ülke genelinde pandemi nedeniyle turistsiz ve çok keyifsiz bir turizm haftası kutlamaktayız.
 
Son yüzyılda sadece Türkiye değil tüm dünyada böylesi bir durum ilk defa yaşanıyor.
 
Nisan sonuna kadar süreceği ön görülerek başlanan süreç mayıs sonuna kadar uzatıldı.
 
Bu bizi üzse de Haziran’da tekrar misafirlerimizi ağırlayacağımızı düşünerek mutlu olmuştuk.
 
Tesis açılış tarihlerimizi Haziran – Temmuz’a göre planlamaya başlamıştık.
 
Ancak AB komisyon başkanı bu sene tatil yapmayın diye ifadeler kullanmaya başlayınca,
 
Fransa’nın seyahatleri eylüle ötelemesi,
 
Alman Dışişleri Bakanının bu sene yaz tatili için fazla ümitlenmeyin uyarısı,
 
THY’nin 1 mayısta uluslararası uçuşlarını başlatmayı ön görmesi üstüne Rusya seyahat acentaları birliği ATOL’un bunu çok iyimser olarak düşünüp en iyi ihtimalin ağustos sonrasına taşınması bizleri ciddi düşündürmeye yönlendirdi.
 
Bu durumda acaba bu sene acaba ne zaman misafirlerimizi ağırlamaya başlayacağız diye her gün konuşuyor tartışıyoruz. 
 
Büyük bir hevesle herkes gibi bir an önce işimize geri dönmek istiyoruz. 
 
Ve her gün defalarca şu klişeleşmiş cümleyi duyuyoruz“ her şey artık eskisi gibi olmayacak” Turizmde de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
 
Olmayacak da nasıl olacak?
 
Sadece büfeleri ve her şey dahil sistemi değiştirdik mi korona karşı önlemlerimizi almış mı oluyoruz?
 
Odalarda özellikle çocuklu ailelerin konaklamaları nasıl olacak?
 
Odaların detay temizliği hangi dezenfektanlar ile olacak?
 
Mutfak için yeni sağlık ve hijyen kriterleri nasıl olacak?
 
Restoran ve barların servis kriterleri nasıl olacak?
 
Restoranlarda müşteri yemek kriterleri nasıl olacak?
 
Havuz içi ve çevresini nasıl dezenfekte edeceğiz?
 
Ya çocuk kulüpleri?
 
Sağlık merkezleri ?
 
Gece eğlenceleri ve sosyal mesafe?
 
Her gün evine giden, dış temasa açık olan çalışanlarımızın sağlıklarını nasıl koruyacağız?
 
Her şeyi iyi yaptık ya gelen misafirin biri taşıyıcı olur da geldikten sonra çıkarsa nasıl önlem alacağız?
 
Ülkelerin her bölgesinden gelen misafirleri kabul edecek miyiz?
 
Bunlar sadece biz otelcilerini binlerce sorularından birkaçı.
 
Bunun bir de tur operatörü, uçağı, lokal acentesi, transferi, yurtiçi turları gibi bir sürü saç ayağı var. 
 
Kısacası biri olmadan hiçbiri olamıyor.
 
Ve cevaplanması gereken binlerce soru var.
 
Sektörün her kolu ve bacağı için ayrı ayrı yeni hijyen modelleri, prosedürleri, eğitimleri ve sertifikaları belirlenmeli.
 
Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ersoy bu konuda diğer bakanlıklar, STK lar ve özel sektör ile çalışmalara başladığını belirtti. Çok doğru ve hızlı atılmış bir adım.
 
Çinlilerin meşhur sözü gibi “Her kriz bir fırsat yaratır”. İşte bizim gibi her 3-5 yılda bir türlü krizlere karşı hızlı toparlanma yeteneğine sahip turizm ordusu eminim ki bu olağanüstü krizde de hızlı davranarak gerekli önlemleri alacaktır.
 
Bu olağanüstü krizi fırsata çevirmek için dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğüm noktalar; 
 
Sektörümüz için kriz süresinin kısa, orta ve istemesek bile uzun vade ekonomik modellerini tüm iş ortakları için belirlemeliyiz. 
 
Tespit edilecek hijyen kriterleri ve sertifikaları gene bu modeller çerçevesinde uygulamasına geçmeliyiz.
 
Ve tabii ki bu uygulama ve sertifikaların gene tüm iş ortakları için ekonomik maliyetlerine bakmalıyız. Zira zaten sıkıntıda olan sektör oyuncularının birdenbire ortaya çıkan yeni iş modelleri ve yeni maliyetlerini kısa sürede ne karşılayabilir ne de uygulayabilirler.
 
Elbette önlemini hızlı düşünen ve uygulayan ülkeler her zaman kazançlı olacaktır.
 
Ve bu dönemi umutlarımızı yitirmeden, mevcut durumdan şikâyet etmeden kendimizi ve işimizi yenilemek için kullanalım.
 
Aslında elimize geçmiş çok güzel altın bir fırsat. Her şeyi bizi yönetenlerden beklemeden bu fırsatı kendimize ve sektörümüze yoğunlaşarak kullanalım.
 
Mesela her iş ortağının bağlı olduğu STK’lar aracılığı ile think tankler oluşturulabilir.
 
STK’ların süzgecinden geçen öneri, fikir ve önlemler STK başkanları aracılığı ile bakanlığa ulaşır.
 
Böylece hem yerel hem de ulusal fikirler ve önlemler gelişmiş olur.
 
Unutmayalım ki bu kriz şimdiye kadar yaşadığımız bölgesel krizlerden çok farklı, çok yaygın ve çok sinsi.
 
Bizler sektör oyuncuları olarak ancak hep birlikte düşünür, yaratır ve uygularsak turizmde çok büyük atak yapar ve hızlı şekilde bu girdaptan kurtulabiliriz.
 
Bu sene çok keyifsiz olsa da umudumuzu, inancımızı yitirmediğimiz ve birlikteliğimizi koruduğumuz sürece 2021 Turizm haftasını hep birlikte büyük coşku ile kutlayacağımıza çok eminim.