• 18 Şubat 2026 21:19
  • 0
  • 2 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Trevi Çeşmesini Paralı Yapmak Çözüm mü?

Bu yazıyı dinleyin
İrfan Önal 18 Şubat 2026 Trevi Çeşmesini Paralı Yapmak Çözüm mü?

Sonda söyleyeceğimizi baştan söyleyelim:

Overtourism, kalabalıklar meselesinden çok daha derin bir yerde tartışılmalıdır… Bu konuda birçok destinasyonun benzer reflekslerle hareket ettiğini görüyoruz; turist vergileri, giriş ücretleri, rezervasyon zorunlulukları, saatlik kotalar… 

Son olarak Roma’da Trevi Çeşmesi için gündeme gelen “turistlerden ücret alınması” fikri bu yaklaşımın sembolik bir örneği oldu -şimdilik-. İlk bakışta bu tür uygulamalar, artan turist baskısına karşı cesur ve gerekli önlemler gibi sunuluyor. Oysa biraz yakından bakıldığında, bunların sorunu çözmekten çok onu yeniden ‘paketleyen’ yönetimsel araçlar olduğu görülebilir. 

Benzer bir gelişme yakın zamanda yine İtalya'da yaşanmıştı; Venedik'i nisan-temmuz arasında ziyaret etmek isteyen turistlerden 5 Euro alınıyor…

Tam da bugünlerde bir uygulama da Japonya'dan geldi; aşırı turist kalabalığının yarattığı rahatsızlıklar nedeniyle Fuji Dağının ikonik görüntüsüne ev sahipliği yapan Fujiyoshida Kasabasında her yıl yapılan kiraz çiçeği festivali iptal edildi. Bu örnekler gün geçtikçe çoğalacaktır…

Şu ayrımı netleştirelim: Turizmi yönetmek başka bir şeydir, turizm rejimini dönüştürmek başka.

Trevi Çeşmesi’ni paralı yapmak, kalabalığı belli ölçüde kontrol edebilir, belediyeye gelir sağlayabilir ya da ziyaretçi akışını düzenleyebilir. Ancak bu uygulama, neden bazı mekânların aşırı yoğunlaştığını, neden bu kadar kırılgan hâle geldiğini ve neden yerel yaşam üzerinde kalıcı baskı yarattığını açıklamaz. Çünkü bu sorular, tekil mekânlardan değil, daha geniş bir perspektifle, turizm rejiminden kaynaklanır. 

Sorun; turistsayısından çok, turizmin nasıl örgütlendiğidir. Hangi turistin, hangi mekâna, hangi hızla ve hangi ekonomik ilişkiler içinde geldiği belirleyicidir. Bu rejim hız odaklıdır, mekânı metalaştırır, yerel yaşamı ise ikincil bir unsur olarak görür. Kamusal bir mekânın, ödeme karşılığı erişilen bir alana dönüşmesi sessiz ama derin bir kırılmayı beraberinde getirir. “Herkese açık” olan, fark edilmeden “ödeyebilenlere açık” hâle gelir. 

Bu dönüşüm yalnızca turizm politikasıyla ilgili değildir; kentin, kamusal alanın nasıl tanımlandığıyla doğrudan ilişkilidir. Trevi Çeşmesi'nin kentte yaşayanlara ücretsiz sunumu kent hakkını ihlali meşrulaştırmamalı, bilakis kent hakkı ihlal edilmiştir ve bu ziyaretçi-ev sahibi ayrımı gözetmez. Bu tür önlemler kısa vadede rahatlatıcı görünebilir. Ancak uzun vadede, turizmin neden bu kadar yoğunlaştığı, neden belirli mekânları aşındırdığı ve neden yerel topluluklarla çatışma ürettiği soruları askıda kalır. Sorun çözülmez; sadece ertelenir. Daha da önemlisi, sorun artık “yönetildiği” için sorgulanamaz hâle gelir. 

Bu nedenle gerçek çözüm, giriş ücretlerinde ya da yeni vergilerde değil; turizmin hangi önceliklerle, kim için ve ne pahasına örgütlendiğini yeniden düşünmekten geçer…

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz