• 07 Ağustos 2026 19:24
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Bergama’nın Kıymetini Bilmek…

Bu yazıyı dinleyin
A. Nedim Atilla 07 Ağustos 2026 Bergama’nın Kıymetini Bilmek…

Tarihin en görkemli kütüphanelerinden birine ev sahipliği yapmış, parşömenin anavatanı, Asklepion ile tıp tarihine yön vermiş Antik Pergamon’dan kalma bir tonozun içinde konuşuyoruz…

Hemen yanımızda yükselen Akropol’ün o mağrur duruşu, her yıl 300 binden fazla yerli ve yabancı turisti Bergama’ya çekiyor. Otobüsler yanaşıyor, ziyaretçiler antik taşların arasında büyüleyici bir yolculuğa çıkıyor, fotoğraflar çekiliyor... Ve akşam olmadan o otobüsler teker teker şehri terk ediyor.

Peki neden? Cevap basit ama bir o kadar da acı: Çünkü Bergama’da turisti tutacak nitelikli yatak kapasitesi yetersiz, gecelemeyi cazip kılacak stratejik kurgu eksik.

Antik taşların gölgesinde unutulan tatlar… Bergama’yı sadece bir "açık hava müzesi" olarak görmek, bu topraklara yapılacak en büyük haksızlık. Tarih boyunca medeniyetlerin kesişim noktası olmuş bir kentin mutfağı, en az taşları kadar kadim.

Bugün dünya genelinde turizm trendleri hızla değişiyor. İnsanlar artık sadece "görmek" için değil; tatmak, hissetmek ve o kültürün lezzet hikâyesine ortak olmak için seyahat ediyor. Gastronomi turizmi, turistlerin konaklama süresini uzatan ve yerel ekonomiye doğrudan dokunan en güçlü kaldıraçtır.

İşte tam bu noktada Bergama, elinde eşsiz hazineler tutuyor… Dünyanın en kaliteli çam fıstığının yetiştiği Kozak Yaylası, sadece bir doğa harikası değil, bölge mutfağının da kalbi. Çam fıstığının o kendine has rayihası; pilavlardan helvalara, mezelerden yöresel hamur işlerine kadar kentin lezzet kimliğini belirler.

Tulum peyniri ve süt ürünleri de var… Yörenin merada otlayan hayvanlarından elde edilen sütle yapılan hakiki Bergama Tulumu, endüstriyel muadillerine meydan okuyan bir lezzet mirasıdır.

Bergama köftesinden çığırtmasına, helvasından bölgesel zeytinyağlılarına kadar uzanan zengin yelpaze, doğru bir sunumla gastronomi meraklılarını büyüleyecek potansiyele sahip…

Bergama’nın artık bu kısır döngüyü kırması ve "Gör, gez ve git" modelinden "Doy, konakla ve yaşa" anlayışına geçmesi şart… 

300 bin turistin Bergama’da kalmamasının faturası yerel esnafa, üreticiye ve kent ekonomisine kesiliyor. Günübirlik gelen ziyaretçi bir bilet alır, belki bir kahve içer ve ayrılır. 

Oysa gastronomi turizmi için gelen turist; akşam yemeğini burada yer, butik veya yıldızlı bir otelde ya da restore edilmiş tarihi bir Bergama evinde konaklar, sabah Kozak Yaylası’nda kahvaltı eder ve çantası lokal ürünlerle dolu olarak ayrılır.

Bergama Ticaret Odası Başkan adayı Sertaç Özdalkıran'ın öncülüğünde başlatılan Turizm, Gastronomi ve Bölgesel Kalkınma Çalıştayı’nın ilk gününde kıymetli konuşmacılarla bu mevzuları değerlendirdik. 

Bergama Tarihi Tonoz’da gerçekleştirilen Bakırçay İş Dünyası Vizyon Buluşmaları’nın ilk gününde, Bakırçay Havzası'nın (Bergama, Dikili, Kınık) turizm, gastronomi, tarih ve bölgesel kalkınma potansiyelini ele alan oturumlarda yer alan konuşmacıları yazayım: Dr. Emre Ataberk, Doç. Dr. Murat Tiryakioğlu, Prof. Dr. Seda Kundak, Gülper Ergün, Pınar Üretmen, Gözde Emre, Dr. Ayşe Füruzan Caman, Doç. Dr. Murat Tozan, Doç. Dr. Ahmet Uhri …

Doç. Dr. Dalya Hazar’ın moderasyonunda Doç. Dr. Erhan Akarçay Hoca ve bendeniz Bergama’nın gastronomi turizminin geleceği üzerine düşüncelerimizi paylaştık. 

Bergama sadece geçmişin mirasını saklayan bir müze değil; toprağıyla, zeytiniyle, fıstığıyla ve insanıyla yaşayan, doyuran bir coğrafyadır. Antik krallıkların başkentine yakışan, bu lezzet mirasını turizmin merkezine koymak ve gelen her misafire bu kentin gecesini de yaşatmaktır.

Vakit, Bergama’nın cevherlerini dünyaya sunma vaktidir.

 

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz