Septe, Schengen'in Sonunu mu Getirecek?
Kuzey Afrika kıyılarında, İspanya’nın egemenliğindeki 84 bin nüfuslu minik kent Ceuta (Septe), bir kez daha Avrupa Birliği'nin en kırılgan ve jeopolitik açıdan en gerilimli fay hattına dönüştü. Son 48 saat içerisinde yaklaşık 50 bine yakın düzensiz göçmenin kıyıları aşarak şehre akın etmesi, sadece İspanya’da değil, tüm kıta genelinde derin bir güvenlik ve siyaset krizini tetikledi. Sınır sisteminin saatler içinde tam anlamıyla çökmesi üzerine bölgeye derhal askeri birlikler sevk edilirken, Avrupa başkentlerinde yankılanan soru aynı: Septe’de yaşananlar, sınırları ortadan kaldıran Schengen hayalinin de sonunu mu getiriyor?

Krizin patlak vermesiyle birlikte bölgeye geçen İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, yaşanan kitlesel geçiş dalgasını doğrudan "ülkenin toprak egemenliğinin ihlali" olarak nitelendirdi. İspanyol hükümeti, 80 bin kişilik bir kentin kaldıramayacağı bu yük karşısında acil durum önlemlerine başvurarak askeri birlikleri sınıra konuşlandırdı.
Ancak Sanchez hükümetinin önündeki engel yalnızca fiziki sınırlar değil. İspanya Yüksek Mahkemesi’nin kısa süre önce aldığı ve deniz veya karada durdurulan göçmenlerin doğrudan Fas’a geri gönderilemeyeceğine dair kararları, hükümetin hareket alanını daraltıyor. Bir yanda insan hakları ve yargı kararları, diğer yanda ise kentin nüfusunun yarısından fazlasına tekabül eden kontrolsüz bir göç akını... Madrid yönetimi, güvenlik önlemlerini artırırken aynı zamanda Fas ile hızlandırılmış iade mekanizmaları için müzakereleri yürütmeye çalışıyor.
Septe’deki kriz, Afrika kıyısından binlerce kilometre uzaktaki Avrupa başkentlerinde jet hızında siyasi fay hatlarını harekete geçirdi. En sert tepki ise İtalya’dan geldi. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve hükümet yetkilileri, kontrolsüz yasa dışı göçün Avrupa güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini vurgulayarak İspanya ile Schengen anlaşmasının askıya alınması ve sınır kontrollerinin geri getirilmesi yönündeki talepleri gündeme taşıdı.
Roma ile Madrid arasındaki bu diplomasisi gerilimi, Schengen sisteminin en zayıf noktasını yeniden açığa çıkardı: Dış sınırlar korunamadığında, iç sınırlar derhal duvarlarla kaplanıyor. İtalya'nın İspanya üzerinden gelebilecek ikincil göç hareketlerinden duyduğu endişe, Schengen bölgesindeki serbest dolaşım ruhuna indirilen en ağır darbelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Yolun sonu mu, yeni bir sistem mi?
Septe ve Melilla gibi İspanyol dış toprakları, hukuki olarak halihazırda İspanya ana karasına geçişte özel kontrol prosedürlerine tabi tutuluyordu. Birliğin yetkilileri de teknik olarak Septe'deki krizin doğrudan Schengen mekanizmasını hemen lağvetmeyeceğini ifade etse de, psikolojik ve siyasi etki bunun çok ötesinde.
Avrupa'da halihazırda aşırı sağın yükselişi ve göç karşıtı politikaların tırmanışı, Almanya’dan Avusturya’ya kadar pek çok üye ülkenin iç sınır kontrollerini geçici olarak yeniden başlatmasına yol açmıştı. Septe’de yaşanan son kitlesel sınır ihlali, bu eğilimi kalıcı hale getirebilecek bir kıvılcım niteliğinde.
Avrupa Birliği, üye ülkelerin dış sınırlarını tam olarak koruyamadığı ve yükü adil dağıtamadığı sürece, Schengen mekanizmasının fiilen işlevsizleştiği bir döneme giriyor. Septe belki tek başına Schengen'i kağıt üzerinde feshetmeyecek; ancak Avrupa'nın serbest dolaşım idealini telafisi güç bir güvenlik ve kimlik krizinin ortasına ittiği açık. Kıta, serbest dolaşımın konforu ile dış sınırların sert gerçekliği arasında tarihinin en kritik tercihlerinden birini yapmak zorunda.







Lütfen Bekleyin.