• 21 Ağustos 2025 11:27
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Kent Müzesi – Şehrin Belleğine Yolculuk

Bu yazıyı dinleyin
Tolga Demirel 21 Ağustos 2025 Kent Müzesi – Şehrin Belleğine Yolculuk

Kent müzesi kavramı ile yaklaşık 30 yıl önce, dil kursu için gittiğim Almanya’nın Münster şehrinde tanışmıştım.

Kursun ilk etkinliklerinden biri ‘Kent Müzesi Ziyareti’ idi.

​‘Müze mi? Gitmeyiz herhalde. Eminim daha ilginç bir şeyler buluruz’’ diye düşünürken İspanyol sınıf arkadaşım Oscar’ın sözleri merakımı uyandırmıştı:

​’Gidelim mutlaka. Çok iyi. Bir daha fırsatımız olmayabilir.’

Yüzümdeki tereddütü görmüş olacak ki ekledi: ‘’Hem Kent Müzesi şehrin özeti gibidir. Madem 1 ay buradayız, şehri daha iyi anlamamızı sağlar, gerçekçi ve objektif olarak. Halkın seçimleri, değer yargıları, karakteri hakkında da bilgi ediniriz. Almanya bu konuda özellikle çok iyidir. Beğeneceğine eminim.’’

İspanya‘da barmenlik yapan Oscar’ın bu bilinci beni hem şaşırtmış hem de hoşuma gitmişti.

​Arkeoloji mezunu olarak müzelere fazlası ile doymuştum ama bu iddia farklı bir deneyim vaat ediyordu.​

​Kent Müzesine ulaştığımızda derli toplu şık bina karşıladı bizleri.

​Girişte yer alan bilgilendirme bölümlerinin ardından ilk koridordan itibaren karşılıklı duvarlarda onlarca portre fotoğraf, tamamı genç kızlar ve her birinin kucağında birer bebek! Alt bilgilerde ise şunlar yazıyordu:

​’Maria 16 yaşında. Bebeği 8 aylık’, ’Christina 15 yaşında. Bebeği 4 aylık ’, ’Lisa 14 yaşında. Bebeği 2 aylık’

​Bir anlam veremeden baktığımız portreler benzer örneklerle devam ediyordu. Yetkiliye sorduk :‘’Gönüllüler’’ dedi. ’’Kentimizin gündeminde olan bir sorun: ‘Çocuk Anneler’. Fotoğraflarını ​​​​​​gördüğünüz de gönüllü kişiler. Müzemiz psikolojik, pedagojik eğitimler başlattı. Gençlerin eğitimi ve bilinçlendirilmesi konularında bu gönüllüler örnek teşkil etmeyi kabul ettiler. Bu sergileme ile burada yer ​​​​alıyorlar’’ diye devam etti.

​Portrelerin yüzlerindeki yorgunluk, bakışlarındaki derin endişe tek başına bir toplumsal ders niteliğindeydi.

​Bu ilginç bölümden sonra kentin tarihini, yaşamını, mimarisini, değerlerini, gururlarını, endişelerini, umutlarını sergileyen bölümler birbirini izledi.

​Son teknolojiden faydalanılan sergilerin yanı sıradoğal ve sade anlatımlar, tartışma alanları, ‘Meraklısı için detaylar’ gibi bölümler vardı.

​Kentin ilk otelinin buklet malzemeleri, ilk radyo, araba, motosiklet, müzik kutuları, atlı karınca, kentin kuruluşunda emeği geçen kişilerin özel eşyaları, dönemsel kıyafet örnekleri, ilk dükkan modelleri, ilk yerleşim​​​planından bugünkü bina maketlerine kadar her detay şehrin belleğini canlandırıyordu.

​Kentin sembolü olan ‘Hamal’ figürü ise sırtında küfesi, elinde piposu ile sıkça karşımıza çıkıyor, son bölümdeki hediyelik eşya standında sevimli biblolara dönüşüyordu.

​Aklıma Antalya’nın tarihi emekçileri ‘Liman hamalları‘ gelmişti.

​Ziyaretin sonunda, pek çoğumuzda olduğu gibi, arkeoloji, etnografya ve sanayi müzelerinden ibaret olan müze kavramı bambaşka bir boyut kazanmıştı.

​Kent Müzesi; yaşayan bir organizma, şehrin hem geçmişi hem bugünü hem de geleceğe dair vizyonuydu.​

​Aradan yıllar geçmişti. Bir büyüğümün telefonu bu hatıramı tazelemişti:

​‘Antalya Kent Müzesi projesi için yönetici arayışı var. Arkeoloji, sanat tarihi eğitimi almış, yabancı dil bilen, Antalya da ikamet eden, seyahat engeli olmayan, sunum tecrübeleri olan, turizm kökenli… Yani bir tek adını ​​yazmamışlar senin, ilgilenir misin?’ diye sorduğunda, heyecanımı hatırlıyorum.

​Bu muhteşem projede yaklaşık 6 ay görev yapmanın gururunu yaşamış, çok değerli insanlarla tanışmıştım. Oradaki tecrübelerim ayrı bir makale konusu olmalı.

​Sonra, sanırım bazı köklü değişiklikler sebebiyle proje durduruldu. Şimdilerde ‘’Kent Belleği Merkezi’ olarak ilgili bina da etkinlikler devam ettirilmeye çalışılıyor.

​Karaalioğlu parkı, eski stadın tüm alanı, evlendirme dairesi ve eski Denizim restoran alanlarını da kapsayan bu projeye umarım bir gün tekrar hayat veren yetkililer olur.

​Bazı müzelerden, bir şeyler öğrenilerek çıkılır, Kent Müzeleri ise şehri, insanları hatta kendinizi başka gözlerle görmenizi sağlar.

​Şehrin sadece vitrinini değil, vicdanını da sergilerler.

​Yaşadığınız şehirde Kent Müzesi var mı? Belki de en çok ihtiyaç duyulan budur.

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz