• 15 Ekim 2020 17:00
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Pandemi sonrası Seyahat Acenteliği

Bu yazıyı dinleyin
Bahattin Yücel 15 Ekim 2020 Pandemi sonrası Seyahat Acenteliği

Pandemi sürecinin turizm hareketlerini küresel ölçekte köklü bir değişime zorladığı, her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Salgın öncesinde de büyük sarsıntılar yaşayan, havacıların deyimiyle girdiği “türbülanstan” bir türlü çıkamayan turizmde, önümüzdeki dönemde hiçbir şeyin eskisi olamayacağı ortada. 

Halk Sağlığı açısından “Yeni Normal” hangi anlamı taşıyorsa, turizmde de köklü değişikler getirecek yeni bir düzenin egemen olacağı belli.

Dünya ekonomisindeki gelişmeler ve üretilen artı değerin, coğrafi bölgeler ve toplum katmanları arasında paylaşımında, izlenecek yöntemlerle çok yakından ilgili bu “yeni” geleceğin, turizmdeki alt sektörleri nasıl etkileyeceğine ilişkin varsayımlar şimdiden yoğun biçimde tartışılmaya başlandı.

Türkiye’de bu tartışma daha farklı bir düzlemde sürüyor. 

Turizmciler kısa süre öncesine kadar gelişmeleri genelde yetkililerden aldıkları bilgilerle değerlendirdiler. Doğal olarak çözümü yetkililere olan yakınlıklarında aradılar. Salgın sürecinde durgun geçen her ayın bitiminde, bir sonraki ay eskiye dönüleceği avuntusuyla hayli zaman yitirdiler. 

Özellikle seyahat acenteleri açısından hayat her zaman beklendiği gibi gelişmiyor, yeni dinamikler ve farklı girişimler gündeme geliyor. 

Örneğin son günlerde online alışverişe olan talebin artışıyla krizden olumlu etkilenen alışveriş siteleri, tatil ve konaklamaya ilgilerini arttırarak, seyahat acentelerinin çalışma alanına girmeye başladılar. 

Şimdilik TÜRSAB haksız ve eşitsiz rekabete yol açacak bu girişimi, üyelerinin çıkarlarını korumak adına engelledi. Bu kuruluşların “Seyahat Acentesi Belgesi” taleplerinin geri çevrildiğini açıkladı. 

Engellemenin ne kadar sürdürüleceği ise henüz tam bilinmiyor. 

Bu sırada ülkemizdeki seyahat acentelerini çok yakından ilgilendirecek bir başka gelişme daha yaşandı. Geçtiğimiz yıllarda TÜRSAB’ın eski yönetimi tarafından vergi kaybına neden olduğu gerekçesiyle, yargıya götürülen “booking.com” adlı internet sitesi, Türkiye’de tüzel kimlik almayı kabul ettiğini açıkladı. 

Bakan Ersoy’un “dijital kapitülasyon” olarak nitelendirdiği, çalışmasına bir daha asla asla izin verilmeyeceğini kamuoyuna açıkladığı bu şirketin, cirodan % 7,5 oranında pay vermeyi kabul ettiği ve yakında Türkiye Şubesini açacağı öne sürülüyor. 

Yukarıdaki iki gelişmenin; pandemi yüzünden işyerlerini kapatmak zorunda kalan ve var olma mücadelesi veren seyahat acenteliği mesleğini tümüyle tasfiyeye götüreceğini varsaymak, felaket tellallığı gibi yorumlanmamalı.

Dünyadaki seyahat eğilimleri karşısında yeniden yapılanmakta çok geç kalan, örgütlenme ve ortak çıkarlarda birleşme anlayışını gündemlerine almayan, seyahat acenteleri  salgın nedeniyle  yok olma tehdidiyle karşı karşıya kaldılar.

Bu gelişmenin kendi şirketlerini rakipsiz kılacağı düşüncesinde olan bazılarını , sevindirdiği ortada. 
Örneğin geçenlerde bir araya geldiği bazı seyahat acentesi sahiplerine, “mesleğiniz gelecekte var olmayacak” anlamında sözler sarf eden Bakan Ersoy’un yorumları bu görüşü doğruluyor.

Oysa “Seyahat Acenteliği” 200 yıla yaklaşan geçmişi ile sürekli kendisini yenileyen ve gelişmelere ayak uyduran bir sektördür. Ülkemizde turizmin gelişmesinde en büyük pay onlarındır. Ancak bu krizde Seyahat Acentelerinin romantik beklentilere değil, radikal kararlara ihtiyaçları olduğu ortada. 

TÜRSAB’ın öncülüğünde gerçekçi durum ve -deyim yerinde ise- hasar tespiti yapılması, deneyimli Denetim ve Pazar Araştırması şirketlerinin raporlarındaki verilere göre yol haritası çıkarılması, meslek ve meslek örgütünün geleceğini belirlemek açısından son derece önemlidir.

Araştırma kapsamında; seyahat acentelerinin pazar payları, istihdama etkileri, bulundukları yörenin ülke içi ve dışı tanıtımına, konaklama ve alışveriş kapasitesine katkıları değerlendirilmeli. 

Çıkacak sonuçlara göre; tanımlanacak yeni iş modellerine göre birleşmeler desteklenmeli, mesleği bırakmak isteyecek işletmelerin, pandemi öncesi ve süreç içindeki riskleri hesaplanarak bir tasfiye programı önerilmelidir.

Birleşmeler sektörün dünyadaki gelişmelere göre yeni baştan tanımlanmalıdır.

Eş zamanlı olarak, TÜRSAB’ın öncülüğünde kurulacak bir Turizm Veri Tabanı -Veri Türk- üyelerin kullanımına açılacak biçimde tasarlanmalı, uluslararası rezervasyon ağları ile rekabet edecek biçimde yapılandırma ve özel teşviklerle desteklenmelidir.

Bu süreçte seyahat acentesi işletme belgesinin bir imtiyaz değil, yapılacak işe göre belirlenmiş standartlara uygun çalışılmasını sağlayacak, akreditasyon olduğu unutulmamalıdır.

(devam edecek)