Hippiler-17: Hippi Akımının Sona Ermesi
Hippilik akımı 1970’in ilk yarısından sonra etkisini yitirmeye başladı. 1980’lerden sonra marjinal grupları etkileyen bir hareket oldu. Akımın etkisinin en fazla olduğu yıllar 1965-1975 yılları arasıdır. Hippi akımının yok oluşunda en önemli etki, kuşkusuz uyuşturucu oldu. Hippilerin öncü ve teorisyenlerinden AbbieHoffman hippi akımının etkisini yitirmesini 1997 yılında şu sözlerle açıklıyor:
“Dünyanın daha iyi bir yer olması için uğraştık. Yaptıklarımızla tarihi değiştirdik. Gençtik, kibirliydik, pervasızdık, iki yüzlüydük, cesurduk, aptaldık, inatçıydık, dik başlıydık ve haklıydık! O kutlamadan ve o çok meşhur yazdan bu yana otuz yılı aşkın zaman geçti. Artık dünyanın daha iyi bir yer olması için uğraşmakla bunu sağlamak arasında ne gibi farklar olduğunu tartışabiliriz. Etrafımıza baktığımızda savaşlar, katliamlar, açlıktan ölen insanlar görüyoruz. Bu gördüklerimizin aslında bizi daha iyi daha güzel bir dünya kurmaya davet eden John Lennon’a ‘Aman biz hayal etmeyelim. Siz ettiniz olanları gördük’ deme hakkını tanıyor olması gerek, ama tanımıyor. Çünkü şu anda gördüğümüz ve yaşadığımız en kötü şey bile otuz küsur yıl önce milyonlarca genç insanın daha iyi bir dünya kurmak için ellerinde çiçeklerle çıktıkları o muhteşem yolculuğun değerini düşürmüyor”(1).
Hoffman doğru söylüyordu. Kırk yıl önce daha iyi bir dünya için yola çıktıkları bir gençlik hareketi zamanla dejenere oldu, uyuşturucu bataklığına gömüldü ve yok oldu. Bu yok oluşta egemen güçlerin hippi akımını gözden düşürmek için hippi gençleri uyuşturucu bataklığına sürüklediğini söyleyen olsa da, hippiliğin temel felsefelerinden birinin uyuşturucu ile daha güzel bir dünya kurmak olduğu da unutulmamalı.
Hippilerin yok oluşuna yol açan gerekçelere ilişkin başka görüşler de bulunuyor: Mina Urgan (2014: 248); “Ama ne yazık ki bu akım, hangi değerlerin yıkılması gerektiği, bunların yerine hangi değerlerin geçeceği konusunda sağlam bir ideoloji üretemediği için, zamanla yozlaştı, zıpırlaştı ve sonunda yok oldu. ABD’de, hippiler değil ‘yuppie’ler, yani becerikli işler çevirip çok para kazanmayı kendilerine amaç edinen gençler egemen artık”.
Hippilik insanlık tarihinde endüstrileşmenin ortaya çıkardığı sosyal ve ekonomik değişimlerin bir sonucu olarak, bu değişimleri ilk yaşayan ülkelerde ortaya çıktı. Kendi içinde tutarlı bir felsefe bile oluşturdu, yüzbinlerce genci kendine çekti, etkiledi. Ancak dünyaya yön veren güçlerin ihtiyaçları olan beyinlerin uyuşturucunun etkisiyle yok olup gitmelerine “gönülleri izin vermedi”. Zira bu beyinlerin uluslararası büyük şirketleri yönetmeleri, büyük paralar kazanılmasını sağlamaları gerekiyordu. Hippilerin uyuşturucu eğilimi, bu akımı sona erdirmek isteyenlere aranılan fırsatı verdi. Hippilik uyuşturucu üzerinden gözden düşürüldü ve yok oldu. O günleri yaşayıp “ayakta kalanlar”ın sonraki yıllarda başkan, başbakan, bakan ve pek çok şirkette CEO konumunda görevlere geldiği önceki bölümlerde açıklandı.
“Elimize tutuşturulan her hapı alıyorduk” diyordu hippiler. “Yeni bir deneyim yaşıyorduk. Pandoranın kutusunu açmış gibiydik. Kutu hap doluydu. Bir gün yeryüzünde her şeyin bir hapla çözülebileceğine inanıyorduk. Her derdin her ihtiyacın ayrı bir hapı olacaktı. İlaç endüstrilerinin büyük yalanına fena halde inanıyorduk”(2). İlaç endüstrisi hippileri kimyanın köleleri yaptı. Boşuna “1960’ları hatırlıyorsan, o zaman gerçekten orada değildin” demiyorlar. Bugün bile yaşayan birçok kıdemli hippi o günlerdeki bu kontrolsüz gidişatlarını izahta güçlük çekiyor. Kapitalist düzeninin banal tutuculuğuna isyan edip özgürleşmeye çıktıkları yolda kimyanın köleleri haline gelmelerini esefle, üzüntüyle anıyorlar(2)”. Öte yandan toplumların da hippileri anlamadığını, anlamaya çalışmadığını ve felsefelerini kaldıramadığını görmek gerekiyor.
Türkiye’ye gelince, “Seksenli yıllardan itibaren de hippiler artık İstanbul’u terk etmeye başlamışlardı. Onların terk etmeleriyle birlikte Türk hippileri de dağılmaya başladı. Birkaç kişi dışında Sultanahmet’te kimse kalmadı. Cıvıl cıvılSultanahmet artık el değiştiriyordu. Ülkede turizm atılımı başlıyordu, 2634 Sayılı Turizm Teşvik Kanunu yürürlüğe girmiş, büyük inşaat şirketleri turizme el atmış, devasa oteller inşa edilmeye başlanıyordu. Bundan Sultanahmet de nasibini aldı. Artık sırt çantalı, dünyayı anlamaya çalışan, eleştiren insanlar yerine, nerede olduğunu bile bilmeyen Ayasofya’ya, Sultanahmet Camii’ne aval aval bakan turist kafileleri, Meydanı işgal etti (Yoker 2014: 60).
Yararlanılan kaynaklar: (1) http://donhanzala.blogspot.com.tr/2014/02/istanbuldan-katmanduya-hippi-yolculugu.html); (2) http://www.haber7.com/cemal-demir/haber/582495-hippilerden-geriye-ne-kaldi; Urgan, M. (2014). Bir Dinozorun Anıları. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları; Yoker, M. (2014). Sur İçinde Kayıp Zamanlar. İstanbul: Alternaif Yayınları.
Not: Bu yazının tam metni için bkz.: Kozak, N. (2018). Hippiler. İçinde: (Kozak, N., Editör), Dünden Bugüne Türkiye’de Turizm: Kurumlar, Kuruluşlar, Turizm Bölgeleri ve Meslekler. İstanbul: Yıkılmazlar Matbaası.
HAFTAYA: Hippiler-18: Türkiye’de ve Dünyada Hippilerin Bıraktıkları Etkiler (Son Yazı)







Lütfen Bekleyin.