Turizm Tarihinden-4/ İstanbul’un İki Asil Misafiri: Pera Palas ve Tokatlıyan Otelleri
İstanbul… Yüzyıllardır Doğu ile Batı’nın birbirine karıştığı, zamanın bir türlü düz bir çizgide ilerleyemediği şehir. Bu eşsiz kentte bazı yapılar vardır ki, sadece taş ve harçtan değil; anılardan, kokulardan, seslerden ve hikâyelerden oluşur. İşte Pera Palas ve Tokatlıyan Otelleri, İstanbul’un ruhunu en iyi anlatan iki zarif tanık olarak hâlâ ayakta duruyor.
Bu oteller, yalnızca konaklama mekânları değil; bir dönemin sosyal yaşamının, siyasetinin, sanatının, hatta dedikodularının merkezinde yer almış iki sembol yapıdır. Ve her biri, İstanbul’un bir yüzyılı aşkın modernleşme serüvenini kendi duvarlarında taşımaktadır.
Pera Palas: Doğu’ya Açılan Batılı Kapı
1892’de Orient-Express yolcularını ağırlamak için inşa edilen Pera Palas, yalnızca İstanbul’un değil, imparatorluğun modernleşme hamlesinin de bir simgesiydi. Şehirde Batılı standartlarda bir otel yoktu; Osmanlı topraklarına ilk kez gelen bu Avrupalı üst sınıfın, alıştıkları lüksü ve konforu bulabilecekleri bir mekân yaratılmalıydı. İşte mimar Alexandre Vallaury’nin ellerinde Pera Palas böyle doğdu.
İlk elektrikli asansör, ilk merkezi ısıtma sistemi, en modern banyo düzeni… Pera Palas, İstanbul’un “ilkler oteli” oldu.
Balo salonlarında vals geceleri düzenleniyor; kırmızı kadife perdelerin ardında diplomatlar, yazarlar, seyyahlar birbirine karışıyordu. Loş ışıklı salonlarda sigara dumanı arasında Edison’un fonografından yükselen melodiler duyuluyor; şehrin kozmopolit ruhu burada hayat buluyordu.
Otelin misafirleri ise başlı başına bir tarih kitabı gibiydi: Agatha Christie, 411 numaralı odasında “Şark Ekspresi’nde Cinayet”i kaleme aldı. Mustafa Kemal Atatürk, 101 numaralı odasında İstanbul’daki çalışmalarını yürüttü. Sarah Bernhardt, Pierre Loti, Greta Garbo, Franz Liszt… Hepsi Pera Palas’ın kırmızı halılarında ağırlandı.
Bugün bile otelin içinden geçerken, merdivenlerden bir zamanlar Loti’nin inmiş olabileceği hissi, insanın sırtında hafif bir ürperti yaratır. Pera Palas, nostaljiyi bir dekor değil, bir atmosfer olarak yaşatan nadir mekânlardandır.
Tokatlıyan: Pera’nın Gösterişli Sahnesi
Pera Palas doğunun batıya açıldığı kapıysa, Tokatlıyan Oteli de Pera’nın sosyal hayatının kalbinin attığı bir başka prestij mekânıydı. Aslen Tokatlıyan ailesi tarafından kurulan otel, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında İstanbul’un en şık, en “Avrupai” duraklarından biri oldu.
Tokatlıyan’ın özelliği, yalnızca lüks odaları değildi; balo salonları, çay davetleri, moda gösterileri, tiyatro toplantıları ve yüksek sosyetenin buluşmalarıyla bir tür “İstanbul kulübü” işlevi görmesiydi.
Burada verilen bir davete katılmak, dönemin seçkinleri için neredeyse bir prestij göstergesiydi.
Otelin ayrıca Büyükada Tokatlıyan adında ikinci bir şubesi daha vardı. Ada’nın yaz akşamlarında müzik eşliğinde parlayan beyaz binası, İstanbul sosyetesinin yazlık eğlence merkezlerinden biriydi. Pera’daki Tokatlıyan ise kış aylarında sahne alan sanatçılar, politikacılar ve iş insanları sayesinde sürekli canlı, hareketli bir kültür durağıydı.
Bir dönem İstanbul Levantenlerinin tercih ettiği en önemli mekânlardan biri olan otel, aynı zamanda diplomatik görüşmelere, basın toplantılarına ve ticari pazarlıklara da sıkça ev sahipliği yaptı. Bugün artık Tokatlıyan’ın tarihi binasını İstiklal Caddesi’nde görebiliyor olsak da, hatırası Pera’nın belleğinde güçlü bir şekilde yaşamaya devam ediyor.
İki Otel, Bir Şehrin Hafızası
Pera Palas ve Tokatlıyan… Biri bugün hâlâ nefes alıyor, diğeri artık bir siluet olarak hafızalarda. Fakat her ikisi de İstanbul’un dönüşümünü, modernleşmesini ve değişen yaşam ritmini anlamak için benzersiz anahtarlar sunuyor.
Bu iki otel, bir zamanlar İstanbul’un dünya ile kurduğu temasın somut karşılığıydı. Diplomasi burada buluşur, sanat burada soluklanır, siyaset burada şekillenirdi. Şehrin kozmopolit çehresi, bu salonlarda hayat bulur; İstanbul’un modern yüzü, bu otellerin ışıklarıyla aydınlanırdı.
Bugün Galata Köprüsü’nden Pera’ya doğru yürürken, rüzgârın taşıdığı eski hikâyelerin bir kısmı işte bu iki otelin pencerelerinden dışarı sızar. Pera Palas’ın hâlâ yaşayan salonları ve Tokatlıyan’ın kaybolmuş ihtişamı, bize yalnızca bir şehrin değil, aynı zamanda bir dönem ruhunun hikâyesini fısıldar.
Yararlanılan kaynaklar:Golcheshmeh, S. (2019). Pera Palas Oteli. İçinde N. Kozak (Ed.), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/pera-palas-oteli (Erişim tarihi: 13.01.2026); Hanilçe, M. (2019). Tokatlıyan Oteli. İçinde N. Kozak (Ed.), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/tokatliyan-oteli (Erişim tarihi: 13.01.2026); Gülersoy, Ç. (1999). Beyoğlu’nun yitip gitmiş 3 oteli. İstanbul: Çelik Gülersoy Vakfı Yayınları; Erdem, Ü. B., & Hanilçe, M. (2019). Mıgırdıç Tokatlıyan, Tokatlıyan otelleri, gazinosu ve lokantası Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi belgelerine göre. Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi, 8(1), 1367–1390; İçigen, E., & Yılmaz, G. (2023). Galata ve Pera bölgesinde otel işletmeleri (1840–1895). Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, 34(2), 69–82.







Lütfen Bekleyin.