• 15 Nisan 2020 04:08
  • 0
  • 6 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

İade mi kupon mu? ya da turizme destek mi köstek mi?

Bu yazıyı dinleyin
Halim Bulutoğlu 15 Nisan 2020 İade mi kupon mu? ya da turizme destek mi köstek mi?

 

 
12 – 19 Nisan tarihlerinde, yani tam da bugünlerde Portekiz’e 1 haftalık bir seyahat planlamıştık eşimle. THY’den biletimizi aldık, Booking.com sitesi üzerinden Lizbon, Porto ve arada iki şehir konaklaması için 4 ayrı otelde de rezervasyonlarımızı yaptırdık. Ödemelerimiz ocak ayında kredi kartımızdan çekildi.
 
Sonra Covid-19 salgını nedeniyle uçak seferleri iptal edildi, ülkeler sınırlarını kapadılar. Biz de zaten bu karar alınmadan önce seyahatimizi ertelemeye karar vermiştik.
 
Tüketici olarak haklarımızı biliyoruz. THY ile konuştuk, biletlerimizi açığa alabilir ya da iptal edebilirdik. Her ikisine de hakkımız vardı. Açığa aldık. Oteller için Booking.com ile yazışmamız gerekti. Zaten onlar da yaşananlar nedeniyle oteller ile aramızda bağlantı oluşturmaya başlamışlardı. Ödemesini yapmamış olduğumuz bir otel dışında tamamını, 1 yıl sonraya öteledik. Oteller de bunu sevinerek kabul ettiler. Para iadesi isteyebilirdik, ama bunu tercih etmedik.
 
Sanıyorum Mart-Nisan-Mayıs rezervasyonları olup pandemi nedeniyle seyahatlerini iptal etmek zorunda kalan milyonlarca insan var ve benzer bir yol izliyorlar.
 
Kuşkusuz hepimizin aklına şu sorular gelmiyor değil. Uçak şirketi ve tur operatörleri iflas eder, oteller kapanır ya da el değiştirirse, benim haklarım ne olacak? Yaşananlar da gösteriyor ki, bu son derece haklı bir soru. Çünkü yaşanan kriz, bugüne kadar karşılaşılan başka hiçbir krize benzemiyor.
 
Öncelikle ne zaman biteceği bilinmiyor. Bitti denilenin nasıl bir bitiş olacağı da bilinmiyor. Çünkü uzmanlar, pandemide ikinci üçüncü dalgalardan söz ediyorlar. Yapılan en iyimser tahminler, ulusal ya da uluslararası seyahatlerin 3-4 aydan önce başlamasının mümkün olmayacağını söylüyor.
 
Genel olarak kabul gören tez ise bu yılın unutulması gerektiği yönünde. Tüketici alışkanlıkları üzerinden bakıldığında da, eski rutine dönmenin çok daha uzun zaman alacağı dile geliyor. Bu kadar uzun sürecek bir krize hangi otel, tur operatörü, seyahat acentası ve havayolu şirketi dayanabilecek önemli bir soru işareti.
 
O yüzden tüketici haklarının korunması, yapılan ödemelerin ve rezervasyonların garanti altına alınması çözüm bekleyen önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor.
 
Başta en çok ziyaretçi gönderen Almanya, Fransa, Hollanda olmak üzere AB ülkeleri, tüm tarafların haklarını korumak, oteller-havayolu şirketleri ve tur operatörleri üzerindeki devasa geri ödeme baskısını ortadan kaldırabilmek için seyahat kuponu geliştiriyor ve uygulamaya koyuyorlar.
 
Avrupa Seyahat Komisyonu, tüm AB ülkeleri geçerli olacak bu uygulama için çalışmalarını tamamlamak üzere. Almanya ve Fransa’da başlamış bu uygulamayla, ödemesini yapmış ve seyahatini satın almış olan tüketiciye devlet garantisi olan bir kupon veriliyor ve bu kuponla tüketici, 2021 sonuna kadar geçerli olmak üzere istediği tarihte seyahatini yapma hakkını elde etmiş oluyor. İsteyen gideceği destinasyonu değiştirme hakkına da sahip olabiliyor.
 
Tamam, ödemesini yapmış olduğu turu belki 1 -1.5 yıl sonra kullanabilecek ama büyük bölümü buna razı. Hakkını tümüyle yitirme tehlikesi de var çünkü. Benzer bir uygulama talebini geçtiğimiz günlerde, havayolu şirketleri üzerindeki baskıyı hafifletmek için Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği – IATA’da gündeme getirdi. 
 
Bütün bunlar olup biterken, bizde ne yaşanıyor, ona bakalım.
 
18 Mart’ta Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan ekonomik önlemler arasında turizme ilişkin olanlar da vardı. Sonra buna, Turizm Bakanlığı tarafından farklı bakanlıklarla işbirliği içinde alınan önlemler, kararlar da eklendi. Bunlardan biri, tüketici haklarından sorumlu olan Ticaret Bakanlığı ile Turizm Bakanlığı arasında kararlaştırılandı.
 
Daha doğrusu Turizm Bakanı Ersoy, sanki dünyayı etkileyen böyle kriz yokmuş gibi, Ticaret Bakanlığı’ndan yürürlükte olan mevzuatı değiştirmesini talep etmedi. Bu mevzuata göre tüketiciler, iptal edilen tur için yapılan ödemenin 14 gün içinde iade edilmesi hakkına sahipti.
 
Bu mevzuata göre turu satmış olan seyahat acentaları ya da tur operatörleri tüketiciden aldığı ödemeyi iade edecekti. Otel ise, seyahat acentaları ve tur operatörleri tarafından yapılmış ön ödemeyi iade etmekle yükümlü tutuluyordu. Bakanın sahibi olduğu şirket, çalıştığı otellerden iade taleplerini hızla yürürlüğe sokmuştu bile. Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanan paketin turizme destek maddeleri arasına bu amaçla 6 ay vadeli kredi kullandırmak da konmuştu. Yani oteller alacakları kredi ile rahatlatılacak ve
seyahat acentalarından aldıkları ön ödemeyi iade edebileceklerdi.
 
Bu uygulamaya hem oteller ve hem de seyahat acentaları – tur operatörleri itiraz ettiler. Seyahat acentalarının ve tur operatörlerinin sattığı tur paketi içinde mesela havayolu da vardı. Havayolu şirketleri ise ödemelerini durdurmuştu. THY, iadeleri uçuş tarihinden sonra iki ay sonra yapabileceğini açıklamıştı.
 
Acentalar ve tur operatörleri işletme giderlerini vs. katmasak bile böyle devasa bir iade yükünün altından nasıl kalkacaklardı? Ayrıca seyahat acentalarının sattığı turlar arasında yurtdışı turlar da bulunmaktaydı. Havayollarını geçtik, yurt dışındaki otellerden ön ödemelerini alabileceklerinin garantisi var mıydı? 
 
Peki ya oteller? Acenta ve tur operatörlerinden alınan ön ödemeler sezon hazırlığı için gerekli harcamalarda kullanılmıştı bile. Öte yandan personel yükleri vardı.
 
Yapılacağı söylenen destek ise hibe değil, krediden ibaretti. Bu kredinin 6 ay sonra faiziyle birlikte geri ödemesi nasıl mümkün olabilecekti? Hele ne zamana kadar süreceği belli olmayan kriz koşullarında. Doğal olarak, otellerin neredeyse hiçbiri bu “destek” kredisine başvurmadı. Sadece hem oteli ve hem de acentası olan gruplar, bu “ucuz” krediye ilgi gösterdiler. 
 
Ne yazık ki bu tartışma halen süregidiyor.
 
Ve ortada dünyanın dört bir yanına her yıl milyonlarca vatandaşını gönderen Avrupa ülkelerinin geliştirdiği basit-kolay
uygulanabilir, finansman gerektirmeyen bir yol dururken, bizde nedense böyle anlamsız dolambaçlı yollara başvuruluyor. 
 
Hangi akla hizmet anlaşılır gibi değil.
 
Turizm Bakanı, doğrudan sektörün içinden gelen, en büyük yerli tur operatörünün sahibi üstelik. 
 
Bu basit örnek de gösteriyor ki, hem kriz yönetiminde ve hem de ekonomiye ve vatandaşına destek bahsinde sınıfta kalmış olan Türkiye’nin yeni hükümet sisteminin atanmış sayın üyelerinin her gün yeni örnekleriyle karşılaştığımız performansı başımıza daha
uzun süre dertler açmaya devam edecek.
 
Performans denetimleri de, istifaları da cumhurbaşkanının iki dudağı arasında.