• 19 Mart 2026 12:29
  • 0
  • 5 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Turizm Tarihinden-13 / Bir Cumhuriyet Kurumu Olarak “Turing”: Turizm ve Kültürün Sessiz Mimarı

Bu yazıyı dinleyin
Nazmi Kozak 19 Mart 2026 Turizm Tarihinden-13 / Bir Cumhuriyet Kurumu Olarak “Turing”: Turizm ve Kültürün Sessiz Mimarı

Cumhuriyetin ilan edildiği o taze günleri düşünün. Yeni bir devlet, yeni bir ufuk, yeni bir iddia… “Saygın bir Avrupa ülkesi olmak” ve “çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak” yalnızca bir slogan değil; kurumlara, kurallara ve kültüre dönüşmesi gereken bir hedefti. İşte bu hedefin somut adımlarından biri, 6 Kasım 1923’te atıldı: Bugün Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu (TTOK) diye bildiğimiz yapı, Atatürk’ün direktifleriyle, Lozan Konferansı Genel Sekreteri ve yakın çalışma arkadaşı Büyükelçi Reşit Saffet Atabinen tarafından kuruldu. İlk adı “Türk Seyyahin Cemiyeti” idi.

Bu ayrıntı önemlidir. Çünkü bugün turizm denildiğinde akla çoğunlukla oteller, uçuşlar, paket turlar gelir. Oysa turizm dediğimiz şey, aslında bir ülkenin kendini dünyaya anlatma biçimidir; şehir estetiğidir, kültürel mirastır, yol güvenliğidir, hatta misafirperverliğin kurumsallaşmış hâlidir. TTOK’un hikâyesi de tam burada başlar: Kâr dağıtmayan, kazancını yeniden topluma harcamayı ilke edinen; turizmi geliştirmeyi, çarpık kentleşmeyi önlemeyi, tarihî eserleri koruyup yaşatmayı, restorasyonla yeni işlevler kazandırmayı ve otomobil sporlarını geliştirmeyi hedefleyen bir sivil girişim…

Daha 1930’ların başında Cumhurbaşkanlığı himayesine alınması ve “kamu yararına çalışan dernek” statüsü kazanması tesadüf değil. Çünkü bu kurum, erken Cumhuriyetin bir ihtiyacına cevap veriyordu: Türkiye’yi tanıtmak, yolculuğu düzenlemek, ziyaretçiye rehberlik etmek, ülkenin tarihî ve estetik değerlerini görünür kılmak. Türkiye’nin ilk turizm afişlerini ve prospektüslerini bastırması; ilk turistik rehberleri, ilk karayolları haritasını hazırlaması; turizm kongreleri ve konferansları düzenlemesi; gümrük kapılarında modern hizmet anlayışı geliştirmesi… Bunların her biri, “turizm”in yalnızca bir ekonomi kalemi değil, aynı zamanda bir devlet aklı ve kültür politikası olduğunu hatırlatır.

Kurumsal hafıza dediğimiz şey de böyle oluşur. Reşit Saffet Atabinen’den sonra kurumun muhteşem dönüm noktası, hiç kuşkusuz Çelik Gülersoy’dur. 55 yıl aralıksız hizmet veren, İstanbul başta olmak üzere birçok yerde “harabe” diye bakılan yapıları yeniden ayağa kaldıran, restorasyonu yalnızca taşın onarımı değil, kentin ruhunu koruma işi olarak gören bir isim. Safranbolu ve Soğukçeşme Sokağı örnekleri, bu yaklaşımın en güçlü simgelerinden ikisidir. Bir zamanlar “uzak ve tanınmayan bir Orta Anadolu kasabası” olarak görülen Safranbolu, konak restorasyonlarıyla dünya ölçeğinde görünür oldu; UNESCO sürecinde de bu emeğin etkisi tartışmasızdır. Bugün İstanbul’da turistik ve kültürel değer olarak anılan birçok mekânın ardında da aynı imza vardır.

Bütün bunlar bize şunu söylüyor: Türkiye’de turizmin ve kültürel mirasın gelişimi yalnızca bakanlık projeleriyle ya da piyasa dinamikleriyle açıklanamaz. Bu topraklarda sivil toplumun, gönüllülüğün, kültür insanlarının ve kurumsal sürekliliğin de payı vardır. TTOK’un FIA üyeliğiyle uluslararası platformda yer alması, mobilite ve otomobil sporları alanındaki rolü, gümrük ve uluslararası belge düzenleme yetkileri; “turizm–kültür–ulaşım” üçgeninde Türkiye’nin erken dönemden itibaren kurduğu sistemin parçalarıdır.

Bugün ise asıl soru şudur: Böylesine köklü kurumlar, tarihî misyonlarını taşıyacak istikrarlı zemini bulabiliyor mu? Kurumun yönetimiyle ilgili yargı süreçlerinden ve tartışmalardan söz ediliyor; bu tür süreçlerde en önemli risk, yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kültürel ve kurumsal hafızanın yıpranmasıdır. Çünkü bir kurumun değeri yalnızca tabelasında değil; arşivinde, yayınlarında, yetiştirdiği insanlarda, koruduğu yapılarda ve oluşturduğu standartlardadır.

Türkiye turizmi bugün büyüklüğüyle övünürken, yarın “nitelik” yarışında öne çıkmak istiyorsa, geçmişini doğru okumak zorunda. TTOK gibi kurumların hikâyesi bize bir ders veriyor: Turizm, yalnızca “daha çok ziyaretçi” demek değildir; daha iyi kentler, daha iyi korunan miras, daha güvenli yollar, daha nitelikli deneyimler ve daha güçlü bir ülke anlatısı demektir.

Belki de bugün yeniden sormamız gereken soru şudur: Cumhuriyetin ilk yıllarında “çağdaş uygarlık” hedefiyle kurulan kurumların, 100 yıl sonra taşıdığı anlamı ne kadar fark ediyoruz? Ve daha önemlisi, bu mirası geleceğe taşıyacak kurumsal iklimi ne kadar koruyabiliyoruz?

Kimi zaman bir ülkenin vitrini, dev projeler değil; sessizce çalışan köklü kurumlarıdır. Turing’in hikâyesi de, Türkiye’nin dünyaya kendini anlatma çabasının hem tarihi hem de aynasıdır.

Yararlanılan kaynaklar: İbrahimhakkıoğlu, U. (2020). Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu (TTOK). İçinde: N. Kozak (Editör), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/turkiye-turing-ve-otomobil-kurumu-ttok (Erişim tarihi: 23.02.2026); Köfteoğlu, F. (2023). Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Yayınları. İçinde: N. Kozak (Editör), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/turkiye-turing-ve-otomobil-kurumu-yayinlari (Erişim tarihi: 23.02.2026); Nergiz, H. G. ve Variş, E. (2023). Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Yayınları. İçinde: N. Kozak (Editör), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/turkiye-turing-ve-otomobil-kurumu-yayinlari (Erişim tarihi: 23.02.2026); Şahin, G. (2024). Türk Seyyahin Cemiyeti. İçinde: N. Kozak (Editör), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/turk-seyyahin-cemiyeti (Erişim tarihi: 23.02.2026); Şen, O. (2020). Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu (TTOK). İçinde: N. Kozak (Editör), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/turkiye-turing-ve-otomobil-kurumu-ttok (Erişim tarihi: 23.02.2026); Yılmaz, G. (2019). Touring Club Turc. İçinde: N. Kozak (Editör), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisi. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/touring-club-turc (Erişim tarihi: 23.02.2026).

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz