Cumhuriyet Caddesi
İngiltere, Fransa ve İtalyan deniz kuvvetlerine bağlı savaş gemilerinin, 13 Haziran 1918 günü demirlemeleriyle başlatılan, işgal süreci 16 Mart 1920 günü İtilaf Devletlerinin askeri birliklerinin baskınlarıyla farklı bir boyuta evrildi.
Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı dağıtıldı. İşgalciler doğrudan payitahtın yönetimine el koydular. Fatih’in 1453 yılı mayısında fethettiği, “Konstantiniyye” 465 yıl sonra yabancı işgalcilerin ellerine geçmişti.
Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanmasının ardından, 6 Ekim 1923 günü 3. Kolordu birlikleri Şükrü Naili Paşa komutasında İstanbul’a girerek, düşman işgaline son verdi. İşgal altında geçen 5 yılda, kentin demografik dengelerinde köklü değişiklikler yaşanması kaçınılmazdı.
İmparatorluk döneminde oluşan, çoklu etnik yapı Lozan’da kararlaştırılan, “mübadele” ile köktenci tasfiye sürecine girdi. Osmanlı hanedanı sona erdi ve “Milli devlet” aşamasına geçildi. Bu sürecin İstanbul’daki somut örnekleri, kentin önemli merkezlerindeki caddelere verilen yeni adlardır.
Osmanlının son yüzyılında gelişen, “Pera” da Tünel ile Taksim meydanını bağlayan, ana arterin (Cadde-i Kebir) adı artık İstiklal Caddesi'dir. Ortodoks Rumların yoğunlukla yaşadıkları, “Tatavla” semti ise Kurtuluş olmuştur. Kurtuluşa giden ana caddenin adı; Harbiye’ye kadar “Cumhuriyet Caddesi” dir. Pangaltı’da adı “Halaskar Gazi” olacaktır.
Bu caddenin; Cumhuriyet ile başlayan milli devlet sürecindeki yerini bir yana bırakarak, Türkiye’nin turizm tarihinde çok önemli mekanları barındırdığının, altını çizelim. Örneğin; İstanbul’un ilk uluslararası oteli “İstanbul Hilton”un, 10 Haziran1955 günü açılmasıyla, çevresinde önce havayolu şirketleri ve ardından sayıları hızla artan, seyahat acenteleri için “Cumhuriyet Caddesi”nin yeri ayrıdır.
Uzun yıllar Pan American, Lufthansa, British Airways, Alitalya, Iberia gibi yabancı hava yollarına ve genel müdürlük binası ile THY’na ev sahipliği yapan, Divan Oteli ve sonradan yerini önce İstanbul Sheraton’a bırakan “Taksim Belediye Gazinosu" ile birlikte Cumhuriyet Caddesi'nin seyahat acenteleri de ünlüydü.
Air-Tour, Wagon Lits-Cook, Sultan, Tura, Türk Ekspres, Esin, Vip, Visitur, Miltur, Morova Seyahat acenteleri ilk akla gelenler.
Pub Avni de caddedeki turizmcilerin uğrak yeriydi. Başkaları da vardı. Cumhuriyet Caddesi'nin Taksim’den Harbiye’ye gidiş yönünde sıralananlar; İstanbul’un gözde gece kulüpleriydi. Kervansaray, Club 33, Günay, Whisky a Go Go, Playboy, Parisienne..
Şan Sineması salt sinema salonu değil, tiyatro ve konser etkinliklerinin de merkeziydi.
Kitle turizminin gelişimi Cumhuriyet Caddesi'ni de etkiledi, cadde eski canlılığını yitirdi. Ömrümün otuz yılı aşkın bölümünü geçirdiğim cadde, ekonomik krizler, askeri darbeler, ambargolar yüzünden, gündelik yaşamın felce uğradığı yıllarda bile turizm sektörünün merkeziydi.
Geçenlerde birkaç günümü Cumhuriyet Caddesi'nde geçirdim.
Tanıdık tabelalardan çok azı yerlerindeydi.
Kaldırımlara taşan, camekanlarla genişletilmiş birkaç mekan arasında bu modaya uyan Pub Avni bana değişimin en somut halini gösterdi. Dışarı doğru genişletilmesinin bu işletmeye katkısını değerlendirmek kolay değil. Ancak derme çatma kaldırım işgalini yerel yönetimin görmezden gelişi, aynı yöntemleri son günlerin tartışmalı markası Espresso Lab’ın da izlemesi, anlaşılan Cumhuriyet Caddesi'nin yeni gerçeğiydi.
Ana arter üzerinde park eden araçlar, otobüs duraklarının içlerine kadar kaldırımları işgal eden motosikletler, tabela kirliliğine katılan, kiralık ya da satılık daire ilanları Cumhuriyet Caddesi'nin yeni kimliğinin parçalarıydı.
Çevrenin yeni yerleşimcilerinin ihtiyaçlarına göre yapılanan marketler, son dönemi simgeleyen “Yeni Türkiye” söyleminin caddeye yansıtılmış haliydi..
Özellikle Arap ziyaretçilere dönük; “kerametleri kendilerinden menkul” uyduruk tarihlemelerle eski izlenimi verme gayretindeki, şekerciler bu çarpıklığı tamamlıyorlardı.
Cumhuriyet Caddesi'nde bir dönem, geri gelmesi çok zor biçimde kapanmıştı.

Lütfen Bekleyin.