Savaş ve Turizm
Bir kez daha iki zıt kavramın turizmi etkilediği süreci yaşıyoruz. Sezonun başlamasına kısa süre kala, bölgedeki gerginlik sıcak savaşa dönüştü. Türkiye doğrudan taraf değil ama Körfez’deki çatışmalardan zarar görecek ülkeler arasında yer alıyor. Eskilerin deyişleriyle; ülkemizin “her hal u karda” olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz.
ABD-İsrail ikilisinin son saldırılarında hedefin İran olması, kuşkusuz Ortadoğu’ya barışı getirmeyi amaçlamıyor. Gelişmeler şu yorumu doğrular nitelikte: “ABD özgürlük ve demokrasiyi getirmek amacıyla, hangi ülkeye saldırırsa, orada kesinlikle petrol vardır. "
Yakın geçmişte yaşananlar
Irak’ta 1991 yılındaki operasyonun sonuçlarını anımsayınca, turizmcilerin bir kez daha zor bir dönemden geçecekleri varsayımı güçleniyor. Salt savaş bölgesine sınırdaş olmamız dışında, yaşanacak olumsuz gelişmeleri gecikmeksizin öngörmek gerekiyor. Bu süreçte gecikme, Türkiye’de turizmin ağır bunalıma düşmesine neden olabilir.
Öngörülecek olumsuzlukların nedenlerinin başında petrol fiyatlarının olağanüstü artması geliyor. Varil başına 60.-USD olan ham petrol fiyatı, kısa sürede 100.-USD sınırını aştı. Beklenmeyen bu yükselişin, yakıt fiyatlarına yansıması ve havayolu ulaşımını pahalılaştırması kaçınılmaz.
Bu aşamada tatil kararı verilirken, savaş psikolojisinin etkisiyle artacak fiyatlar, Türkiye turizmini belirsizliklere itebilir.
Tatil turizminde yüksek kapasite sağladığımız üç ana pazarı etkileyen küresel ekonomideki belirsizlikler ve artan yakıt fiyatları, ciddi ölçülerde kayıpların yaşanmasını kaçınılmaz hale getirecektir.
Türkiye’nin ziyaretçi profilini oluşturan, orta ve ortanın altındaki gelir gruplarına mensup tatilcilerin, tırmanan ekonomik krizden hızla etkilenecekleri öngörülmeli. İlk anda Rus, Alman ve İngiliz pazarlarından alınan rezervasyon sayıları ve iptaller, beklentilerin gerçekleşme olasılığını giderek azaltıyor.
Sezonda uğranılacak kapasite kayıplarının sektörü bunalıma düşürmesini engellemek için yapılması gerekenlerin başında, içinde bulunduğumuz durumun gerçekçi yaklaşımla değerlendirilmesi geliyor.
İlk anda turizmcilerin yükümlülüklerinin gözden geçirilmesi ile durum kolaylıkla saptanabilir.
Kredi riski
Konaklama sektörünün 2025 yılında kullandıkları kredi miktarının önceki yıllara göre %75,6 oranında artması ve toplamda 5,7 milyar USD’ye ulaştığına ilişkin açıklamalar dikkate alınmalı. Bazı pratik önlemlerin hayata geçirilemesi riskleri azaltacaktır. Örneğin kredilerin yeniden yapılandırılabilmesi amacıyla, gerekli fonların sağlanması için çalışmalara başlanabilir.
Çalışanların gözetilmeleri
Turizm çalışanlarının kriz anlarında dramatik ölçülerde artan işsiz kalma olasılıkları göz önüne alınarak, ücretlerinden kesilen, “SGK Primleri” ve “Muhtasar Vergilerin” ertelenmeleri gündeme getirilmelidir.
Özellikle çalışanların işlerini kaybederek, başka alanlara geçmelerinin kısa ve orta vadede sektöre vereceği zarar, sanıldığından çok daha ağırdır. Bina ve mekanların kısa sürede yeniden hizmet verecek nitelikte yapılandırılmaları, Türkiye’de inşaat sektörü tarafından kolaylıkla sağlanabilir. Ancak işlerini yitirecek nitelikli çalışanların yerlerini doldurmak çok güçtür.







Lütfen Bekleyin.