• 18 Şubat 2026 20:21
  • 0
  • 6 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Turizm tarihinden / 9: Seyyâhîne Tercümanlık Edenler Hakkında Nizâmnâme

Bu yazıyı dinleyin
Nazmi Kozak 18 Şubat 2026 Turizm tarihinden / 9: Seyyâhîne Tercümanlık Edenler Hakkında Nizâmnâme

On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde Tanzimat reformlarıyla birlikte Osmanlı Devleti, hem idarî yapı hem de toplumsal hayat bakımından derin bir dönüşüm sürecine girmiştir. Buharlı gemi seferlerinin artması, Orient Express hattının işlemeye başlaması ve büyük otellerin açılması, özellikle İstanbul başta olmak üzere imparatorluğun önemli merkezlerini yabancı turistler için cazip duraklara dönüştürmüştür. Bu süreçte İstanbul’un limanları, hanları ve Galata çevresi, farklı dilleri konuşan ziyaretçilerin yoğun biçimde dolaştığı çok dilli, çok kültürlü mekânlara dönüştü.

Bu yeni hareketlilik, turistlere eşlik edecek, dil engelini kaldıracak ve kentle ziyaretçi arasında aracı rolü üstlenecek bir aktör grubuna ihtiyaç doğurdu. “Tercüman,” “mihmandar,” “kılavuz,” “kavas” gibi farklı unvanlarla anılan ve büyük ölçüde yarı resmî–yarı gayriresmî bir statüye sahip bu kişiler, seyahatnamelerde kimi zaman fedakâr ve güvenilir yol arkadaşları, kimi zaman ise komisyon peşinde koşan fırsatçılar olarak betimlenmektedir. Dolayısıyla bu ara meslek grubuna ilişkin toplumsal algı başından itibaren hem işlevsel hem de problemli bir nitelik taşır.

Devlet açısından meselenin yalnızca hizmet kalitesiyle sınırlı olmadığı açıktır. Yabancı seyyahlarla doğrudan temas hâlindeki tercüman-rehberlere dair; devlet aleyhinde söz ettikleri, imparatorluğun itibarını zedeledikleri ve zaman zaman da turistleri aldattıkları yönünde şikâyetlerin artması, bu alanı güvenlik ve dış imaj bakımından hassas bir sahaya dönüştürmüştür. Osmanlı yönetimi, iç güvenliği ve “devlet şöhreti”ni koruma amacıyla bu alanda normatif bir çerçeve oluşturma ihtiyacı duymuş; bunun sonucunda 1890 tarihli “Seyyâhîne Tercümanlık Edenler Hakkında Nizâmnâme” ortaya çıkmıştır.

Bu nizamname, tarihî olarak bakıldığında kısa fakat yoğun bir metindir. Tercümanlık/rehberlik faaliyetini, belirli koşullara bağlı, belgelendirilmiş ve denetime açık bir uğraş hâline getirmiştir. Şehadetname zorunluluğu, iyi hâl ve temiz sicil şartı, dil yeterliliği ve memleketin belli başlı mevkilerine vâkıf olma beklentisi; mesleğe girişte bir tür “filtre” işlevi görmüştür. Şikâyet hâlinde belgenin iptali ve ceza kanununa gönderme yapılması, bu faaliyetin sıradan bir geçim yolu değil, hukuken yaptırıma bağlanmış bir kamusal sorumluluk olarak tasarlandığını göstermektedir. Nizamnamenin uygulanmasından Dâhiliye Nezareti’nin sorumlu kılınmış olması ise, düzenlemenin arkasında merkezî idarenin iradesinin bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Bu içerik, bir yandan mesleğin kurumsallaşması, diğer yandan devlet denetimi ve güvenlik kaygısı eksenlerinde okunmalıdır. Rehberlik/tercümanlık işi, bu metinle birlikte “herkesin yapabileceği” dağınık ve informel bir faaliyetten çıkarak, devlete kayıtlı, belirli niteliklere bağlanmış bir mesleğe doğru evrilmiştir. Böylece rehberlik, ilk kez açık bir hukukî çerçeveye oturtulur; “kim rehber olabilir, hangi özellikleri taşımalıdır, hangi davranışları meslekten dışlanma sebebidir?” sorularına pozitif hukuk içinde cevap verilmiştir. Bu anlamda nizamname, modern anlamda “profesyonel turist rehberliği”nin Osmanlı’daki erken habercisi olarak değerlendirilebilir.

Öte yandan metin, rehberleri yalnızca hizmet sunan meslek mensupları olarak değil, aynı zamanda potansiyel birer risk unsuru olarak da konumlandırır. Devlet, rehberin yabancılarla kurduğu doğrudan ilişkiyi dikkatle izlenmesi gereken bir temas hattı olarak görür. Rehberin ağzından çıkacak sözler, metnin örtük varsayımlarına göre, devletin dışarıdaki imajını ve hatta güvenliğini doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle nizamnamenin içerdiği sert yaptırım mekanizmaları, modernleşme süreciyle birlikte güçlenen merkezileştirici ve güvenlikçi devlet aklının tipik bir tezahürü olarak okunabilir. Turistin korunmasıyla devletin itibarının korunması, metin içinde birbirinden ayrılmayan, iç içe geçmiş iki amaç hâlindedir.

Bu çerçevede, Türkiye’de turist rehberliği mesleğinin kurumlaşması açısından nizamnamenin önemi özellikle vurgulanmalıdır. Her şeyden önce, bu metin, daha sonraki Cumhuriyet dönemi düzenlemeleri için bir tür kurucu referans noktası işlevi görür. Rehberliğin belgelendirilmesi, mesleğe girişte iyi hâl koşulu aranması, dil ve ülke bilgisi vurgusu, şikâyet ve denetim mekanizmaları gibi unsurlar; Cumhuriyet döneminde çıkarılan rehberlik ve turizm mevzuatında farklı biçimlerde yeniden üretilen temel ilkeleri oluşturmuştur. Başka bir ifadeyle, 1890 tarihli nizamname, turist rehberliği alanında bugün “doğal” kabul edilen birçok kurum ve uygulamanın tarihsel ilk taslağını sunar.

İkinci olarak, bu düzenleme, rehberliği bireysel girişim ve kişisel ilişkiler zemininden çıkarıp, bürokratik bir tanınma ve onay sürecine bağlayarak, mesleğin kurumsal bir kimlik kazanmasına zemin hazırlar. Rehber, bu çerçevede yalnızca bir “yardımcı kişi” değil, devletçe tanınmış, belirli norm ve beklentilere tâbi bir meslek mensubu olarak yeniden tanımlanır. Bu durum, uzun vadede rehberlik mesleğinin kendi iç örgütlenmesini, meslek etiği tartışmalarını ve meslek bilincini mümkün kılan bir zemin yaratır. Bugün turist rehberlerinin oda, birlik ve meslek örgütleri etrafında şekillenen kurumsal yapıları, tarihsel süreklilik açısından bakıldığında, bu ilk normatif adımın devamı olarak görülebilir.

Son olarak, nizamname, rehberlik mesleğinin tarih yazımında sadece “ilk belge” olmakla kalmaz; aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çizgide mesleğin hangi eksenler etrafında tanımlandığını göstermesi bakımından da önemlidir. Meslek, baştan itibaren hem profesyonel bilgi ve temsil hem de devlet denetimi ve güvenlik kavramları etrafında şekillenmiş; bu ikili miras, günümüz turist rehberliği politikalarının ve tartışmalarının zemininde varlığını sürdürmüştür. Bu nedenle 1890 tarihli Seyyâhîne Tercümanlık Edenler Hakkında Nizâmnâme, Türkiye’de turist rehberliği mesleğinin kurumlaşma tarihinde yalnızca bir başlangıç noktası değil, aynı zamanda sonraki tüm düzenlemeleri etkileyen bir kurucu metin olarak değerlendirilmelidir.

Yararlanılan kaynaklar: Hanilçe, M. (2019). Seyyâhîne tercümanlık edenler hakkında nizâmnâme. İçinde: N. Kozak (Editör), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisihttps://turkiyeturizmansiklopedisi.com/seyyahine-tercumanlik-edenler-hakkinda-nizamname (Erişim tarihi: 06.12.2025); İbiş, S. (2019). Osmanlı’da turist rehberliği. İçinde: N. Kozak (Editör), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisihttps://turkiyeturizmansiklopedisi.com/osmanlida-turist-rehberligi (Erişim tarihi: 06.12.2025); Yenipınar, U. (2019). Turist rehberliği. İçinde: N. Kozak (Editör), Online Türkiye Turizm Ansiklopedisihttps://turkiyeturizmansiklopedisi.com/turist-rehberligi (Erişim tarihi: 06.12.2025); Çokişler, N. (2021). Turist rehberliği mevzuatının tarihsel değişimi, Uluslararası Türk Dünyası Turizm Araştırmaları Dergisi, 6(1): 17–28. https://doi.org/10.37847/tdtad.862927; Çokişler, N. (2023). Türkiye’de turist rehberliği mesleği: Tarihsel bir bakış açısı, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, 34(3): 80–108; İstanbul Rehberler Odası. (2022, 26 Aralık). Rehberliğin tarihçesi. İstanbul Turist Rehberleri Odası; Uzun, S. ve Uçgun, G. Ö. (2025). Turist rehberliği meslek kanunu’nda yeni dönem: 2024 değişikliklerinin tarihsel perspektifle karşılaştırmalı analizi, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, 36(3): 1–23. 

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz