• 03 Şubat 2026 19:40
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Turizmde Sessiz Güç: Uluslararası Öğrenciler

Bu yazıyı dinleyin
Mehmet Han Ergüven 03 Şubat 2026 Turizmde Sessiz Güç: Uluslararası Öğrenciler

Alman Turizm Endüstrisi Dergisi'nin (Fremdenverkehrswirtschaft - FVW) 2006 yılında Tunus’un Frankfurt Başkonsolosluğu ile düzenlediği bir çalıştaya Köln’den bir seyahat acentesi çalışanı olarak katılmıştım. Amaç Tunus’u tanımaktı. Çalıştay kapsamında B2B görüşmeler de gerçekleştirilmişti.

Bu görüşmeler sırasında bir masada Alman bir kadın meslektaşımla otururken, 30’lu yaşlarında Tunuslu bir otelci yanımıza yaklaştı. İsimliğimi görür görmez, hiç tereddüt etmeden beni Türkçe selamladı ve sohbeti Türkçe sürdürmeye başladı. Bu durum benim için son derece hoş bir sürprizdi. Bu kadar akıcı Türkçeyi nerede öğrendiğini sorduğumda, Ankara’da Bilkent Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü’nden mezun olduğunu, ardından ülkesine dönerek turizm sektöründe çalışmaya başladığını anlattı. Yanımızdaki Alman meslektaşım, hangi dilde konuştuğumuzu merak edip sorduğunda ona "Türkçe" diye cevap vermiştim.

Bu deneyim benim için güzel bir anı olarak kalmakla kalmadı, aynı zamanda ülkemizde eğitim gören uluslararası öğrencilerin ülkelerine döndüklerinde Türkiye’nin birer fahri elçisi hâline geldiklerini de görmemi sağladı.

2010 yılından bu yana akademisyenlik yapıyorum. Hâlen görev yaptığım Kırklareli Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde, Turizm İşletmeciliği bölümümüz o yıllarda ilk kez ek kontenjanla öğrenci almıştı. Aradan geçen yaklaşık on beş yılın ardından, 2025 yılı Bahar döneminde üçüncü sınıfların Almanca dersine girdim. Girdiğim bir sınıfta yedi farklı ülkeden öğrencimiz vardı. On beş yıl gibi bir sürede bölümümüz özelinde bu önemli bir başarı diye düşündüm.

Bu başarının turizm sektörüne somut yansımalarını ise uluslararası bir tur operatörü tarafından düzenlenen “Doğu Karadeniz - Batum” turuna katıldığımda yerinde gözlemleme fırsatı buldum. Bu kez bir akademisyen olarak değil, bilinçli bir turist olarak tura katılmak ve sunulan turistik ürünü baştan sona deneyimlemek istedim. Şehirleri gezdik, işletmelere uğradık, alışveriş yaptık. Uzungöl ve Ayder Yaylası, Sümela Manastırı ve daha birçok doğal ve kültürel çekiciliği yerinde görme fırsatı buldum.

Bu süreçte beni en çok etkileyen unsurlardan biri İbn Haldun’un “Coğrafya kaderdir” sözünü sık sık hatırlamam oldu. Karadeniz insanının, zorlu coğrafyasını nasıl yaşanabilir hâle getirdiğini görmek gerçekten etkileyiciydi.

Ancak gözlemlerim yalnızca olumlu yönlerle sınırlı değildi. Yerel işletmelerde sunulan ürünlerin, örneğin fındığın, yaşadığım şehirdekinden daha pahalı olduğunu gördüm. Peynir ve diğer süt ürünlerinin fiyatları da ortalamanın üzerindeydi. Tura katılan bir tekstilciye, ziyaret ettiğimiz bir tekstil mağazasındaki ürünleri sorduğumda, ürünlerin ikinci hatta çoğunlukla üçüncü kalite olduğunu, buna karşın fiyatların bu durumu yansıtmadığını ifade etti. Bu tür uygulamaların uzun vadede turistlerin alışverişten kaçınmasına yol açabileceğini öngörmek zor değil.

Derslerim arasında Turizm Sosyolojisi de yer alıyor. Özellikle Uzungöl’de, grubumuzdaki bazı katılımcıların Arap turistlere yönelik hoş olmayan tavırlarını gözlemlemek durumunda kaldım. Bu durum, turist grupları arasında yaşanan kültürel bir sürtüşmenin sözlü davranışlara dönüşmüş hâliydi.

Uluslararasılaşma konusunda ise hem Ayder Yaylası’nda hem de Uzungöl’de dikkatimi çeken bir başka unsur, turizm işletmelerinde çalışanların önemli bir bölümünün Mısır, Suriye ve Endonezya gibi ülkelerden gelmiş olmasıydı. Endonezya’dan gelen hem kadın hem erkek çalışanlar bulunuyordu ve bunların çoğu Türkiye’de üniversite eğitimi alan öğrencilerdi.

Tüm bu gözlemler beni şu sonuca götürdü: Her ne kadar tur grubundaki bazı katılımcıların Arap turistlere yönelik tavırları rahatsız edici olsa da bir turizm akademisyeni olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; üniversitelerimiz uluslararasılaşmamış olsaydı, bugün gelen Arap turistlere hizmet edecek yeterli sayıda nitelikli personel bulmakta zorlanabilirdik. Tıpkı onlarca yıl önce Antalya’ya gelen Rus turistler karşısında yaşanan deneyimde olduğu gibi…

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz