• 23 Şubat 2026 14:25
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Birinin Öforisi Diğerinin Disforisi

Bu yazıyı dinleyin
Mehmet Han Ergüven 23 Şubat 2026 Birinin Öforisi Diğerinin Disforisi

Her şey zıttıyla anlam kazanır. Gece gündüzü, sıcak soğuğu, yazı turayı mümkün kılar. Aynı anda ikisi birden vardır, fakat bulunduğumuz konum bize yalnızca bir yüzünü gösterir. Uzaydan bakıldığında Dünya’da hem gece hem gündüz eşzamanlıdır. Paranın iki yüzü vardır ama biz aynı anda yalnızca birini görürüz. Bu ikilik, insan deneyiminin pek çok alanında olduğu gibi turizmde de kendini gösterir.

Marcus Tullius Cicero’nun “Bir kölenin en büyük hayali özgür olmak değil, bir köleye sahip olmaktır” sözü, konumun arzuyu ve algıyı nasıl dönüştürdüğünü anlatır. İnsan, bulunduğu yerden bakarak anlam üretir. Perspektif değiştiğinde gerçek de biçim değiştirir.

Turizm alanında doktoraya başlamadan önce tatil, benim için bir kaçış ve yenilenme alanıydı. Gündelik hayatın ritminden kopuş, özgürlük hissi ve deneyim arayışı… Doktora sürecinde karşılaştığım şu ifade ise bakış açımı değiştirmişti:“Turizmde çalışırsan insanların tatil yaptığı yerde çalışırsın.”

Bu cümle başlangıçta cazip görünüyordu. Ancak akademik ve mesleki uygulamaların içine girdikçe turizmin diğer yüzü belirginleşti:“İnsanların boş zamanı, senin çalışma zamanındır.”

Başkalarının dinlendiği anlar, turizm çalışanları için yoğunluk, başkalarının kaçışı, bir başkası için sorumluluk demektir. Böylece turizm, yalnızca deneyimlenen bir haz alanı değil, aynı zamanda üretilen, planlanan ve sürdürülen bir emek alanı olarak görünür olur.

Bu noktada konuyu öfori ve disfori kavramlarına getirmek isterim.

Öfori, yoğun haz, coşku ve genişleme hissidir. Turizm bağlamında; seyahat beklentisinin sunduğu heyecan, yeni bir destinasyona varmanın verdiği canlılık, deneyim tüketiminin sunduğu geçici özgürlük duygusu öforik anlar üretir. Turizm endüstrisi büyük ölçüde bu duygunun tasarımı ve pazarlanması üzerine kuruludur.

Disfori ise huzursuzluk, eksiklik ve tatminsizlik hâlidir. Beklentilerin karşılanmaması, deneyimin sıradanlaşması ya da tatil sonrasında gündelik hayata dönüşün yarattığı boşluk hissi disforik durumları doğurur. Turizm emeği açısından bakıldığında düzensiz çalışma saatleri, mevsimsellik ve başkalarının mutluluğunu organize etme yükümlülüğü de yapısal bir disfori üretir.

Turizm bu nedenle yalnızca bireysel haz üretmez, aynı zamanda duyguların dolaşıma girdiği bir sistem kurar. Birinin öforisi, çoğu zaman bir başkasının emeğine ve zamanına dayanır. Tatil deneyimi görünürde özgürlük hissi verirken, arka planda yoğun bir organizasyon ve fedakârlık barındırır. Böylece turizm, modern toplumun duygu ekonomisinin somutlaştığı alanlardan biri hâline gelir.

Sonuç olarak turizm tek boyutlu bir olgu değildir, öfori ve disforinin eşzamanlı birlikteliğidir. Nerede durduğumuz, hangi yüzü gördüğümüzü belirler. Tüketen tarafta öfori belirginleşirken, üreten tarafta disfori görünür olabilir. Ancak gerçekte her iki duygu da aynı yapının iç içe geçmiş unsurlarıdır.

Tıpkı gece ve gündüz gibi, tıpkı yazı ve tura gibi turizmin de iki yüzü vardır ve biz çoğu zaman yalnızca birinigörürüz.

 

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz