• 15 Haziran 2025 23:05
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Wellness’ı Tekrar Keşfetmeye Ne Dersiniz?

Bu yazıyı dinleyin
Mehmet Han Ergüven 15 Haziran 2025 Wellness’ı Tekrar Keşfetmeye Ne Dersiniz?

Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) Dr. Halbert L. Dunn1959 yılında wellness kavramını ortaya atmıştır. Bu tarih aynı zamanda wellness’ın doğuşudur da. Dunn’a göre, bireyin hedeflemesi gereken “High-Level-Wellness” olmalıdır. Well-being ve fit-ness kelimelerinin birleştirilmesinden oluşan wellness, kısaca beden, ruh ve zihin sağlıklarını dengede tutarak arttırmayı ifade etmektedir. 1970’li yılların başında geniş çaplı ve hızlı ivme kazanan wellness, ABD’de erken ölümlerin (65 yaş ve öncesi) önüne geçmek için birçok “Wellness Center”ın açılmasıyla yaygınlaşmıştır. “Wellnesscenter”ları bazı Amerikan film ya da dizilerinde de görmek mümkündür. Hem birey hem de toplum sağlığını artırma amacıyla başlatılan wellness, zamanla bir devlet politikasına dönüşmüştür. Burada öncelik sağlığı koruma gibi görülse de asıl odaklanılan sağlıklı bireyin sağlığını arttırmasıdır. Bu açıdan bakıldığında wellness'ın sağlığa yeni bir bakış açısı getirdiği söylenebilir.

Küresel Wellness Enstitüsü'nün (Global Wellness Institute) verilerine göre 2023 yılı küresel wellness ekonomisi 6.3 trilyon ABD Doları büyüklüğüne ulaşmış olup 2028 yılına kadar yaklaşık 9,0 trilyon dolara çıkması öngörülüyor. Burada özellikle kişisel bakım ve güzellik, sağlıklı beslenme ve kilo verme öne çıksa da wellness turizmi gelişen unsurlar arasındadır.

1990’lı yılların ortalarına doğru wellness, Okyanusun diğer kıyısına, Avrupa’ya ulaşmıştır. Tabi ki anlam ve içerik değişikliğine uğrayarak... Wellness’ı özellikle Almanca konuşulan ülkeler olan Almanya, Avusturya ve İsviçre’deki tur operatörleri, seyahat acenteleri, konaklama işletmeleri ve destinasyonlar gibi turizm aktörleri sahiplenmiş, geliştirmiş ve yönlendirmiştir. 2016 yılında Almanya Berlin’de katılmış olduğum Uluslararası Turizm Borsası’nda (ITB-Internationale Tourismusbörse) wellness'ın artık Almanya’da bir lüks ürün ve hizmet olmaktan çıkıp demokratikleştiği ve halka indiği dile getirilmiştir.

2002 yılından beri wellness ve wellness turizmi üzerine araştırmalar yapıyorum. Kitaplar, makaleler, bildiriler veköşe yazıları yazdım, uluslararası ve ulusal 20’nin üzerinde etkinliğe konuşmacı olarak davet edildim. Şunu söyleyebilirim ki ister tur operatörleri ve destinasyonlar (yurt dışı için), ister seyahat acenteleri, isterse konaklama işletmeleri olsun, turizm sektörü Avrupa’da wellness’ı sahiplenmiştir.

Araştırmalarıma göre klasik bir wellness tatili Avrupa’da ortalama 2,2-3,4 gün arasında sürmekte ve genellikle insanlar bu tatili yaşadıkları ülkelerde ya da kara bağlantısı olan komşu ülkelerde geçirmektedirler. Türkiye örneğine gelindiğinde ise 2024 yılında termal tesislerde (Türkiye’de duruma göre wellness adı altında ele alınmaktadır) toplamda 2,4 milyon misafir ağırlanmış ve toplamda 4,7 milyon gecelemeye ulaşılmıştır. Bu durumda ortalama geceleme süresi yaklaşık 1,9 olmakla birlikte Avrupa ortalamasının altındadır. Böylece Türkiye’de wellness’ın henüz bir ana turizm ürünü olmadığı, sadece tamamlayıcı bir ürün seviyesinde bulunduğu anlaşılmaktadır. O bakımdan çok yüksek beklentilere girilmemesinin daha sağlıklı olacağı kanaatindeyim.

25-27 Nisan 2025 tarihlerinde Edirne’de düzenlenen Balkan Ülkeleri Sağlık İş Forumu’na katıldım. Forum, T.C. Sağlık Bakanlığı himayelerinde ve Edirne Valiliği’nin ev sahipliğinde, USHAŞ’ın (Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş.)organizasyonu ile gerçekleştirildi. Forum’da, Türkiye'nin veMacaristan’ın yanı sıra 11 Balkan ülkesinin, yani Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Karadağ, Kosova, Kuzey Makedonya, Romanya, Sırbistan, Slovenya ve Yunanistan'ın Sağlık Bakanları ve/veya üst düzey yetkilileri yer aldı.

Burada birçok sağlık turizmi aktörü tarafından wellness turizmi sık sık dile getirildi ve Türkiye’nin de wellness turizmi pastasından hak ettiği payı alması gerektiği vurgulandı. Bu haklı bir talep olmakla birlikte Türkiye için wellness'ın uluslararası bir sağlık turizmi çeşidi olması mümkün görünmüyor. Bunu yukarıda belirttiğim gibi, wellness alanında 23 yıldır araştırma yapan bir akademisyen özgüveni ve rahatlığı ile ifade ediyorum, çünkü biz akademisyenlerin görevinin, akademik çalışmalar yapmanın yanı sıra sektöre 10, 20, 30, 40 ya da 50 yıl sonrası için yol haritaları hazırlamak ve sunmak olduğunun bilincindeyim. Wellness özelindeki görevimiz ise hem birey hem de toplum sağlığını korumak ve artırmak için girişimlerde bulunarak daha sağlıklı bir Türkiye için konseptler hazırlamak ve gerçekleştirmektir.

Son yıllarda katıldığım pek çok bilimsel etkinlikte dikkatimi çeken ortak bir eğilim var: Wellness kavramı yerine zorlamalarla Türkçe karşılıkları gibi sunulan “esenlik” ya da “iyi oluş hâli” ifadelerinin tercih edilmesi. Türkçeye özen gösterilmesi takdire değer, ancak bu noktada göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek var: Turizm sektörü bu kavramı uzun süredir wellness ya da SPA olarak kullanıyor. Akademinin sektörle aynı dili konuşması gerektiği kanaatindeyim.

Almanların bir sözü var, “Wir reden miteinander aberaneinader vorbei!” Yani “Birbirimizle konuşuyoruz ama söylediklerimiz birbirimizi teğet geçiyor.”

Aynı dili konuşma dileğiyle…

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz