• 14 Ekim 2026 16:06
  • 1
  • 2 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Allahtan O Ülkede Turizm Yapmıyoruz!

Bu yazıyı dinleyin
Halim Bulutoğlu 14 Ekim 2026 Allahtan O Ülkede Turizm Yapmıyoruz!

Ülkemiz turizm için gereken her türlü potansiyele sahip. Turizme belki biraz geç başladık ama son 40 yılda önemli atılımlar gerçekleştirdik. Bizimle birlikte yola çıkan, hatta belki de başlangıçta bizden daha büyük bir turizm potansiyeline sahip olan bir ülkede yaşananları gördükçe insan, “İyi ki o ülkede turizmle uğraşmıyoruz” diye düşünmeden edemiyor.

Sözünü ettiğimiz ülke, yaklaşık 10 yıldır ağır bir ekonomik buhran içinde. Buna kriz demek bile doğru değil. Çünkü kriz dönemsel olur, gelir ve geçer. Oysa bu talihsiz ülke, adeta sürekli bir kriz hali yaşıyor. Büyük yatırımlarla inşa edilen tesisler, yüksek enflasyon karşısında her geçen gün değer kaybediyor. Döviz cinsinden elde edilen gelirler, katbekat yüksek enflasyon karşısında eriyip gidiyor. Hesaplar tutmuyor, bütçeler şaşıyor. Üst üste zarar açıklayan işletmeler ne tesislerini yenileyebiliyor ne de yetişmiş insan kaynağını ellerinde tutabiliyor. En çok ihtiyaç duyulan yabancı sermaye yatırımları neredeyse sıfıra düşmüş durumda. 

Bu ülkenin yaşadıklarından mutlaka ders çıkarmalıyız.

Sorunlar yalnızca ekonomiyle de sınırlı değil. Demokrasi, özgürlükler ve insan hakları alanlarında da sürekli gerileyen bir ülke söz konusu. Üstelik komşularının önemli bir bölümü istikrarsızlık içinde. Savaşlarla çevrelenmiş, geleceğe ilişkin belirsizliklerin eksik olmadığı bir coğrafyada turizm yapmaya çalışmak ne kadar zor olsa gerek!

Ülke aynı zamanda kötü yönetiliyor. Yolsuzluk algısı sıralamalarında giderek gerileyen bu ülkede, arınma ve hukuk adına yürütülen soruşturmaların odağında ise kötü yönetimin sorumluları ve siyasetçilerden çok muhalif siyasetçiler, yerel yöneticiler ve aralarında turizmcilerin de bulunduğu iş insanları yer alıyor.

İtiraz etmek mi? O da kolay değil. Sesini yükseltenlerin kendilerini demir parmaklıklar ardında bulabildiği bir ortamdan söz ediyoruz. Basın özgürlüğündeki gerileme de cabası. Mülkiyet hakkı ise evlere şenlik.

Bütün bunlara rağmen turizmciler ayakta kalmaya, işletmelerini yaşatmaya ve işlerini sürdürmeye çalışıyor. Böylesine ağır koşullar altında gösterdikleri direnç gerçekten takdire değer. Bu insanların emeğine, mücadelesine ve mesleki azmine şapka çıkarmak gerekiyor.

Turizm, yalnızca güzel plajlardan, tarihi eserlerden, lüks otellerden ve doğal güzelliklerden ibaret değil. Aynı zamanda ekonomik istikrar, hukukun üstünlüğü, güven, özgürlük ve öngörülebilirlik gerektiriyor. Yatırımcının önünü görebilmesi, işletmelerin sürdürülebilir gelir elde edebilmesi, çalışanların geleceğe güvenle bakabilmesi gerekiyor.

Doğal ve kültürel zenginlikler tek başına yetmiyor. Onları ekonomik değere dönüştürebilmek için güçlü kurumlara, istikrarlı bir ekonomiye ve güven veren bir yönetim anlayışına ihtiyaç var.

Bütün bunları gördükçe insanın aklından aynı düşünce geçiyor: İyi ki o ülkede turizm yapmıyoruz!

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz