LGBTİ+ Gemisini Denize Döktük!
Pardon, limana sokmadık.
Son iki gündür, aralarında Almanların Fvw, Reisevor9, İsviçrelilerin Travelnews, İspanyolların Tourinews ve Hosteltur, Amerikalıların Travel Weekly ve İngilizlerin TTG gazetelerinde ilk 10 haber içinde bu haber yer alıyor. Turizmgazetesinde yaklaşık iki hafta önce paylaştığımız haber, geminin Kuşadası limanına yanaşması planlanan bugün (7 Temmuz) rota değiştirince onlar için yeni habere dönüşmüş.
Peki gemi nereye rota kırmış. Kuşadası ve İstanbul iptal edilince Girit ve İskenderiye’ye yönelmişler. Bu bana geçtiğimiz yıl Ege ve Akdeniz limanlarından kovalanan İsrail kruvaziyerini hatırlattı. Hatırlarsanız, İsrail'in Gazze katliamı günlerinde gemi Midilli ve Girit gibi Yunan adalarında protestolarla karşılanmış, yanaşmaya bir engel olmadığı halde kiminde hiç uğramadan, kiminde ise bağlandıktan kısa süre sonra ayrılmak zorunda kalmıştı. Diyeceksiniz ki ikisi farklı şey. Ama gelin görün ki Yunanlı dostlar bu kez, bizim izin vermediğimiz gemiye kucak açmışlar.
Hadi onları geçtik Mısırlılara ne demeli! Müslüman vatandaşların hassasiyeti! demek ki oralara ulaşmamış henüz ya da bizim Aydın valisi gibi öngörülü bürokratları yok. Mısır ki, “köklü ilmî geleneği ve İmam Şâfiî gibi büyük fakihlerin merkez üssü olmasıyla İslam dünyasındaki fıkıh çalışmalarının en yoğun olduğu ülkelerden biri. Ezher Üniversitesi gibi kurumları ve güncel fıkhî fetva merkezleriyle fıkıh tarihinin ve hukuki üretimin en verimli merkezi konumunda” ama demek ki henüz bizim gibi LGBTİ+ bahsine gelememişler.*
Neyse! Limanlarına kaç tane kruvaziyer gemisinin yanaştığı ve kaç turistin indiği gibi haberleri bundan sonra da vali ve bakanlık bürokratlarımızın ağzından duymaya devam edeceğiz nasılsa. Bir tanesi eksik olsun. Kuşadası limanına yanaşacak bir devi Aydın valimiz ve belediye başkanı Topuklu Efemiz kol kola, şöyle bir zeybek havası ile karşılarlar, bu bahis de öylece kapanır gider…
* Bu yazıyı yazdıktan bir hafta sonra Mısır'ın da gemiye izin vermediğini öğrendik. Geçtiğimiz yıllarda aynı gemi hem Kuşadası, hem İstanbul ve hem de muhtemelen İskenderiye limanlarına giriyordu. Konu fıkıh ya da fetvayla değil, siyasi konjonktür ile ilgili olmalı. İşte böyle bir dünyada yaşıyoruz...







Lütfen Bekleyin.