• 01 Mart 2026 14:23
  • 0
  • 3 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Savaşın Kazananı Olmaz. Fırsatçılığın Asla…

Bu yazıyı dinleyin
Halim Bulutoğlu 01 Mart 2026 Savaşın Kazananı Olmaz. Fırsatçılığın Asla…

28 Şubat Cumartesi erken saatlerde İsrail-ABD ortaklığıyla İran’a yönelik ateşlenen füze ve dronlarla başlayan saldırı, bölgemizde yeni bir krizin ve istikrarsızlığın başlangıcı olacak gibi görünüyor.

İran dini lideri Hamaney başta olmak üzere, rejimin önde gelen isimlerinin hedef alındığı saldırı, karşı saldırıları tetikledi ve bütün Körfez ülkeleri, hatta Güney Kıbrıs ile yanıbaşımızdaki Erbil’deki İsrail ve ABD üslerine, söz konusu ülkelerin havaalanlarına düşen İran füzeleri ile bölgeye yayılmış oldu. 

Yapılan açıklamalar, fitili ateşlenen savaşın bir ay sürebileceğini gösteriyor. 2001 Körfez Krizi ile Irak işgallerini yaşayanlar, istikrarsızlığın öyle kısa sürede ortadan kalkmayabileceğini, çok daha uzun sürebileceğini hatırlatıyor. 

Yaşanan ve yaşanabilecek can kayıpları, yıkılan şehirler işin asıl trajik bölümü. Ama öte yandan, savaşın bölge ve dünya ekonomisine etkisi belki çok çok daha uzun süre etkisini gösterebilecek.

Kuşkusuz bu istikrarsızlıktan en çok etkilenen sektörlerin başında da turizm gelecek.

Daha şimdiden, Körfez ülkeleri ve Orta Doğu’nun hemen tüm havalimanları devre dışı kalmış durumda. Ne zaman açılacağı da belli değil. Dubai Havalimanı İran füzelerinin hedefi oldu. Hürmüz Boğazı’nın kapandığı konuşuluyor. Orta Doğu, Avrupa ile Asya arasındaki uçuşların ana hub noktaları arasında. Şu anda bile binlerce, onbinlerce transit yolcu havalimanlarında mahsur kalmış durumda.

Yapılabilecek düzenlemeler ve tahliyeler ile belki bu kaos hali birkaç gün içinde düzelebilir ama hava sahalarının güvenliğinden belki uzun süre söz etmek mümkün olamayabilecek.

Türkiye İran’ın komşusu. Allaha şükür, şu ana kadar Türkiye bu krizin dışında kalmayı başardı. Umarız aklı selim devam eder. Ama ne olursa olsun, komşu ülke olarak Türkiye ekonomisi ve elbette turizmi, bu krizin uzun sürmesi durumunda olumsuz etkilenebilecek.

Fırsatçılık bizim işimiz olamaz!

Daha savaşın ikinci gününde Türkiye’de kimi turizmcilerin ve yetkililerimizin yaptığı talihsiz açıklamalara dikkat çekmek isterim. Özetle şöyle denmiş: 

Bölgesel Gerilim Turizm Dengelerini Değiştirirken Türkiye Öne Çıkıyor”

“İran ile İsrail arasında tırmanan gerilimin Körfez’de turizm talebini olumsuz etkilemesi halinde, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi destinasyonlara yönelik seyahatlerin azalabileceği; bu durumun ise alternatif ve görece güvenli bir seçenek olarak görülen Türkiye’ye talep kaymasına yol açabileceği belirtiliyor. Sektör temsilcilerine göre hava sahası kısıtlamaları ve güvenlik riskleri Körfez’e tur satışlarını durdurma noktasına getirirken, Türkiye güçlü turizm altyapısı, geniş otel kapasitesi ve ulaşım avantajıyla özellikle deniz turizminde öne çıkıyor; şu an için rezervasyonlarda belirgin bir hareketlilik olmasa da orta vadede talep artışı bekleniyor. Yaz sezonu için erken rezervasyonların geçen yılın üzerine çıktığı, özellikle Rus turist talebinin güçlü seyrettiği ifade edilirken … Türkiye’nin dünyada en çok ziyaret edilen ilk üç ülke arasına girme hedefini vurgulandı…”

Türkiye, hep söyleriz, bölgesel krizlerden en çok etkilenen turizm ülkelerinin başında geliyor. Bugüne kadar yaşanan tüm çatışmalarda böyle oldu. 2001 Körfez krizini hatırlamayabilecekler için, Suriye’de düşürülen Rus uçağını, Suriye iç savaşının ülkemize yansımalarını, hala devam etmekte olan Rusya-Ukrayna savaşını ve geçtiğimiz yıl sezonun hemen başında yaşanan ama Allahtan kısa süren İran-İsrail geriliminin sonuçlarını hatırlatmak yararlı olacak.

Savaşın kazananı olmaz. Turizm için bu deyim on kere, yüz kere daha doğru. Turizmciler bu ortamlarda birinin kaybettiğiyle kazanmayı değil, dayanışmayı, krizleri el birliği ile aşmayı düşünmek zorunda. 

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz