Kurumların İçini Boşaltıp Teslim Almanın İlk Örneklerindendi Turing
Çelik Gülersoy’u bundan 22 yıl önce, 6 Temmuz 2003 Pazar günü kaybettik.
O yıl Turing’in geleneksel yaz konserleri Büyükada Turing Kültür Evi’nde başlamıştı. İlk konser 27 Haziran 2003 Cumartesi günü düzenlenen İnci Çayırlı konseriydi ve Çelik Bey, rahatsızlığına rağmen konsere katılmış, bir de konuşma yapmıştı.
Hafta içinde tetkikler için şehre inmiş, hafta sonunda, bu defa 5 Temmuz’daki konser için dündüğünde rahatsızlığı artmış, o gece Turing Kültür Evi’nin giriş katındaki odasından konseri izlemiş, sonra da ambulansla iskeleye, oradan da şehre götürülmüş, sabaha karşı vefat etmişti.
Turing’in efsanevi başkanıydı. Yoktan var edilmiş ya da restore edilerek yaratılmış çok sayıda Turing eserinin arkasındaki isim O’nundu. Neredeyse Turing eşittir Çelik Gülersoy denecek kadar.
Sağlığında O’nun şahsında Turing’I teslim almak, içini boşaltmak için saldırılar başlamıştı. İstanbul’da Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı dönemiydi. 2002’den sonra da Erdoğan AK Parti hükümetinin başbakanı olarak göreve başlayacaktı. Erdoğan’ın Belediye Başkanlığı döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Turing’in elinden Yıldız Parkı, Emirgan Parkı, Çamlıca Tepesi gibi yerlerin alınması, kurumun içini boşaltmak için yapılan saldırıların ilk örnekleri olacaktı. Ardından Turing’in en önemli gelir kaynağı olan triptik gelirleri başta olmak üzere gelir kaynaklarına yapılan yasal düzenlemelerle el konulması gelecek, son olarak da icad edilen büyük bir vergi borcuyla kurum köşeye sıkıştırılacaktı. Erdoğan iktidarlarının bugünlerde artık alıştırıldığımız uygulamalarının ilk örneğiydi Turing. Çelik Bey yaşamının son günlerinde bu saldırılarla baş etmek ve kurumu korumak için uğraşmış, Büyükada da O’nun son sığınağı olmuştu.
Hükümet ve yerel yönetim merkezli saldırılar, O’nun ölümünden sonra gemi azıya aldı.
2004 Agustos'unda Turing’de başlayan müfettiş denetimi, Mart 2005’te Yönetim Kurulu’nun başkanıyla yedi yönetim kurulu üyesinin görevden uzaklaştırılmasıyla sonuçlandı.
Yönetime kayyum heyeti atandı. Müfettiş raporlarına dayanarak dava üstüne dava açıldı, yeni yönetim kurulu üyeleri hakkında. Bu davalar yıllarca sonuçlandırılmadı. Sonuçlandırılsa beraat kararı verilecek (o dönemde mahkemeler vardı), Turing seçime gidecek ve yeni yönetim oluşturarak kayyum yönetiminden kurtulacaktı. Bu süreç yıllarca devam etti. Yapılan Turing genel kurulları sert tartışmalara sahne oldu. Bunları o dönem Adalı dergisinde ve sonra Adalar’ın ve Adalar Vakfı’nın 30 Yılı kitabında yazmıştım. Dönemin kayyum yönetiminin başkanı olan Uğur İbrahimoğlu ile tartışmalarımız da bu dergiler ve kitapta yer alıyor.
Sonuçta Türkiye’de olduğu gibi, Adalar’da da Turing’in yarattığı kurumlar içi boşaltılarak elden çıkarıldı. Gerekçe bu kurumların zarar etmesiydi. Aralarında Büyükada’da Fabiato Konağı’nın 1999 yılında Turing tarafından dönemin Kültür Bakanlığı ile yapılan protokolle restorasyonuyla adaya kazandırılmış Turing Kültür Evi de vardı, Büyükada’nın tarihi vapur iskelesinin üzerindeki Turing Café de.
Turing Kültür Evi2009 yılında sessiz sedasız Hazineye devredildi, ardından da Adliye Sarayı olarak kullanılmak üzere Adalet Bakanlığı’na.
Turing Café’ye aynı yıllarda İBB tarafından el konuldu. Bir süre Beltur Café olarak işletildi, 2017 yılında da TÜGVA’ya verildi. Sonrasını tüm Adalı ve Türkiyeli okuyucular biliyor.
Turing yönetimi hala kayyumla yönetiliyor denebilir. Turing diye bir kurum kaldıysa elbette. Tüm varlıkları, son derece değerli olduğu bilinen Seyrantepe’deki merkez binasının bulunduğu geniş arazi de buna dahil.
Bu yazı Adalı dergisi ile aynı anda yayınlanmıştır.
Lütfen Bekleyin.