• 10 Ocak 2026 23:14
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Gastronominin Çekim Gücü

Bu yazıyı dinleyin
Erdal Çelik 10 Ocak 2026 Gastronominin Çekim Gücü

Gastronomi, kelime kökeni olarak “gaster” ve “nomus” Antik Yunan’da “mide” ve “yasa” sözcüklerinin birleşmesiyle oluşmaktadır.

%93 ü köyden kente göç etmiş, %7 si köylerde yaşayan Türk toplumunun elitleri ve biz sektör temsilcileri tarafından “iyi yemek yeme merakı”, “sağlığa uygun, iyi düzenlenmiş, hoş ve lezzetli mutfak” “kaliteli yemek yeme” olarak tanımlanır. 

Tarafımca; menüye ya da akşam sofrasındaki yemek için yiyeceklerin satın alınmasındaki özenli seçimler ile başlayan, ardından saklama koşulları ve hazırlama süreçlerindeki disiplin, pişen ya da “hazırlanan yiyeceği servis edip sunma yanı sıra, yiyecekten zevk alma sanatı” olarak tanımlanmaktadır.

Mahallemizdeki kasaptan et alırken “mümkünse en siyahlaşmış olanını alabilir miyim” derken bu durum bir başka alıcı tarafından yadırganarak “mümkünse bana en kırmızı olanını verin” demesi toplum düzenindeki gastronomiye bakış ve bilincinin başlangıç noktasıdır.

Ürün iyi değil ise yemeğin lezzetinde ve damakta bırakacağı zevkte kusurlar olacağı kesindir ve bilinmelidir.

Gastronomi kavramını akademik olarak ele alır isek, yiyeceklerin tarihsel süreç içindeki gelişimini inceleyen, geçmişten günümüze kadar koruyarak getiren ve günümüz koşullarını da içine alarak yorumlanan sanat ve bir bilim dalıdır. 

Bu yönden bakıldığında gastronomi, yiyecek ve içecekleri tarih sahnesinde olduğu andan bu yana derinlemesine bir anlama çabası içerisinde olan, sanatsal ve bilimsel unsurlar ile yiyecek ve içeceklerin özenli bir biçimde hazırlanıp sunulmasını sağlayan bir bilim dalı olarak bakmamız daha doğru olacaktır.

Bir destinasyonun mutfak veya gastronomi faaliyetleri, kültür turizminin bir parçası olarak sınıflandırılabilmektedir. Bununla birlikte yerel mutfakların, yaratmış olduğu kültürel çekiciliğin özellikle son yıllarda turistlerin seyahat bölgesi tercihlerinde önemli bir etken olduğu görülmektedir. 

Ülkemizde bu amaçla yola çıkan başta Gaziantep – Afyon – Mardin ve Urfa gibi şehirler mevcuttur.  Bizler de dahil olmak üzere “bu hafta sonu Gaziantep’e bir gastronomi turu yapalım” diyerek seyahat etme sebebimizin yemek zevkinden geçmekte ve gelmekte olduğunu ifade ederiz. 

Bu amaçla seyahat eden insanlar hem yerel ürünleri hem de yerel kültürü aynı anda tanıma fırsatı bulmaktadırlar. Yerel mutfakları öğrenmek ve deneyimlemek için seyahat eden kişilerin sayıları az olsa da yok değildir.

Benzer bir yaklaşım ile, otel işletmelerinde de yiyecek hizmetleri iyi, tatili bu otelden alalım diyenlerin sayısı da az değildir.

Gastronomisi iyi otel diye anılan işletmelerin oluşmaya başladığı turizm sektöründe, oteldeki yiyecek hizmetlerinin başarısı, lokasyonun önüne geçmektedir.

Bizde güçlü gastronomi var şeklinde tanıtım yapan otellerin tüketici nezdinde daha hızlı karşılık bulduğu ve pazarlamada rakiplerine göre daha avantaj sağladıkları bilinmektedir.   

Güçlü gastronomisi olan otel derken 24 saat açık büfesi olan, plajda havuzda kâğıt içinde patates kızarma ve hamburger yanında gazlı içecek veren işletmelerden söz etmek istemedim elbet.

Tekrar eden, her gün aynı ya da benzer yemeklerden farklı lezzetler sunarak, turistlere özgün bir deneyim sunan otel işletmelerinin marka bilinirlikleri ve yarattığı güven unsurları sektör temsilcileri tarafından bilinmektedir.

Bunun yanı sıra yerel mutfaklara verdiği önem ile bulunduğu şehir ve kuruma değer katan restoranlar da bulunmaktadır. Antalya da bunların en başında 7 MEHMET gelmektedir. 

Yeni nesil restoranlardan ASMANİ ve CHAYOTE ise en seçkin örneklerinden biridir.

Bu restoranlarda sadece yemek değil, sanat ile kültür de birlikte sunulmaktadır.

Bu durum çevresel sürdürülebilirlik ve bölgesel kalkınmaya da olumlu etkiler sağlamaktadır. 

Bu bağlamda, gastronominin insanlığın geçmişten günümüze yaşayış biçimlerini, mutfak yapılarını ve yeme alışkanlıklarını gün yüzüne çıkaran, her zaman daha iyiyi ve daha lezzetliyi arayan, beslenmenin sağlık üzerindeki etkilerinin anlaşılmasını kolaylaştıran ve rehberlik eden bir bilim olduğunu söylememiz daha doğru olacaktır.

Son cümlem sahil otellerindeki mutfak ekiplerine ve o ekiplerin liderlerine olacaktır.

Görev yaptığınız otellerin ya da kurumların restoranlarında, yöreye ve bölgelere özgü ürünler ile adetlerin birleşmesiyle ortaya çıkan, yöre ve bölge insanları tarafından kendine özgü pişirme teknikleri ile pişirilerek sunulan ve anne sofralarında edindiğimiz duygularla tasarlanan yiyecek ve içecekleri menülerinizde sunmak için çalışın.

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz