Kaliopi
Her yıl düzenlenen Erovizyon Şarkı Yarışması’nın ülke kültürlerinin tanıtımları için büyük önemi vardı.
Türkiye, “Puanlama sistemindeki adaletsizlik” gerekçesi ile 2012 yılından itibaren yarışmaya katılmama kararı aldı. İzleyenler bilir, bunda ciddi bir haklılık payı vardı doğrusu. Bazı ülkelerin en yüksek puanları birbirlerine karşılıklı ikrametmeleri, finale kalacak ülkelerin “önceden belirlenmiş”olduğuna dair dedikodular, bizlere de ekranlar karşısında yıllar boyunca saç baş yoldurtmuştu. Her ne kadar bir kez birincilik elde etmiş, bazı sanatçılarımız ile de pek çok kez ilk ona girmiş olsak da, belki de sonuçlarını fazla önemsediğimiz bu yarışmadan, “aslolanın yarışmaya katılmak” olan avantajlı yönünü gözardı ederek sessizce çekildik.
KALIOPI yi ilk kez 2012 yılındaki yarışmada, ülkesi Makedonya yı temsil ederken izledim. Erovizyon tarihini hatmetmiş bir izleyici olarak şahit olduğum performansın farklılığı ilk saniyelerde dikkatimi çekmişti. Sonraları pek çok müzik otoritesi tarafından da tüm yarışmaların en iyi performansı olarak kayda geçmişti. Sahnedeki duruşu, olağanüstü sesi, sözlerini anlamayanlara bile duyguları aktarışındaki etkisi ve de şarkının ortasında patlattığı doğaüstü çığlığı ile milyonları koltuğa yapıştırması hafızalara kazınmıştı.
Bu sanatçıyı ve olağanüstü performansını var eden gücüanlama merakımın, internet- youtube araştırmaları ile sınırlı kalması beni tatmin etmemişti. Mutlaka görmek, dinlemek ve anlamak için Üsküp ün yolunu tuttum. Kendisinin de yüksek müsaadeleri ve sıcak karşılaması ile bu tanıma süreci başladı. İlk kez konserini izlediğimde, bunun bir bağımlılık haline geleceğini ve her yıl en az iki konserinde bulunmak için tüm programlarımı konser tarihlerine göre düzenleyeceğimibilmiyordum.
Kaliopi nin konserleri, bir konserden çok “ritüele” dönüşüyordu. İzleyici ile arasındaki, insanın tüm hücrelerinde hissettiği enerji alışverişi salonları kaplıyordu. Sadece son yıllarda değil, eski Yugoslavya döneminden beri tüm zamanların en sevilen sanatçısı olduğu için salonu dolduran hemen her yaştan seyircinin şarkıların tamamına eşlik etmesi, konser sırasında binlerin arasına hiç çekinmeden girip en zor şarkıları özellikle çocuk hayranlarına sarılarak söylemesi, ekibini her fırsatta onore etmesi, şarkı aralarındaki içten sohbeti ve şakaları, rock, jazz, reggie, folk, pop, slow tarzdayaklaşık 27 parçayı mola vermeden tek solukta söylemesisadece yaşanılarak hissedilebilecek bir tecrübe.
Asıl olay ise, konser sonrası... Kulisten çıkabilmesi iki üç saati bulan Kaliopi, sıraya girmiş yüzlerce hayranı ile tek tek kucaklaşıyor, aldığı çiçekler ve hediyeler daha sonrasında kaldığı oteli çiçek bahçesine çeviriyor.
Pek çok sevilen, hayranı olunan sanatçı vardır şüphesiz. Ama Kaliopi ye duyulan içten sevgi ve saygı onu neredeyse bir “azize” mertebesine taşıyor. Ve bu etkide, sergilediği sanat, sadece başlangıç. Asıl, onun eşsiz kişiliği, binlere aktardığı engin duygular, inanılmaz tevazusu ve tüm organizasyonuyönetimi, evet, benim asıl ilgi alanım olan yönetim tarzı, bu farkı yaratıyor. Ve tabii ki gerçek bir lider oluşu.
Hani otel yönetimlerinde sık sık duyduğumuz “ Biz bir aileyiz” söylemi vardır ya, ve genelde söylemde kalır, işte Kaliopi nin ekip yönetimi ve taşıdığı liderlik misyonu bu söylemin vücut bulmuş hali.
Kız kardeşim dediği menajeri, kızlarım dediği gencecik sosyal medya yönetim uzmanları, ruh ikizleri vokalistleri, biraderlerim dediği müzisyenleri, her şehirde sevgi ve bağlılıkla kendisini bekleyen temsilcileri ile gerçekten tüm bu şaheser, aile bağları kadar güçlü bir sevgi, saygı, güven, özveri ve yaratıcılıkla gerçekleşiyor. Herkes amatör ruhla ama profesyonelce çalışıyor.
Yaşamın getirdiği her aksiliğe, probleme karşı soğukkanlı ve çözümcü oluşu da ekibine duyduğu güvenden kaynaklanıyor.Ona hitap etmek isteyen otoriteler “Kraliçe”, “Balkanların Divası”, “Makedonyanın gururu”, “ Ödül törenlerinin MerylStreep” i gibi etiketler bulsalar da sevgi dolu, içten kişiliği ile yarattığı etki bunun çok ötesine geçiyor. Aldığı yüzlerce ödül ve ısrarla davet edildiği ödül törenlerine katılımı, törene katılanlara bir ödüle dönüşüyor.
Fikret Kızılok, Zerrin Özer, Selda Bağcan, Mehmet Güreli, Teoman, Nil, Göksel en sevdiği sanatçılarımızdan. Birkaç gün pratik yapıp bir Zerrin Özer şarkısını harika bir şekilde yorumlayabiliyor.
Ve... Ülkemizde maalesef hala çok tanınmıyor. Özellikle son yıllarda sanattan yana kuraklaştırılan ülkemizde böyle bir değerin yeterince bilinmiyor olması haliyle üzüyor bizleri.
Neyse ki Balkan ülkeleri bir uçuş mesafesinde ve hala vize derdi yok. Umarım her faninin tatması gereken bu sanat şölenine ülkemizden de katılım artar ve kariyerinin zirvesini yaşayan Kaliopi nin bir konserinde bulunma şansı elde edilir.
Bu arada Kaliopi; “güzel ses” anlamına geliyormuş. Yunan mitolojisindeki ilham perilerinin ise en büyüğü ve en zekisi. Üstelik bu, sanatçının sahne adı falan değil, gerçek adı.
İnsan bu canlı örnekten sonra “Acaba bazı mitolojik kahramanlar aramızda mı dolaşıyor” diye sormadan edemiyor.
Lütfen Bekleyin.