• 18 Haziran 2025 22:18
  • 2
  • 5 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Yeni Jenerasyon İle İletişim

Bu yazıyı dinleyin
Tolga Demirel 18 Haziran 2025 Yeni Jenerasyon İle İletişim

İlk dersimi, oğlumun 6 kişilik arkadaş grubu ofisimi ziyaret ettiğinde almıştım. 20 yaş ortalamasındaki grupta, her biri farklı karakteristik özellikteki bu gençlerin ortak tek tavrı vardı; her an sıkılmaya hazır olmaları.

Kimi ayağını sehpaya uzattı, kimisi koltuğa yayıldı, biri masa üstündeki bibloları kurcalarken diğeri çöp kovasına basket denemeleri yapmaya başlamıştı.

Neyse ki içlerinden biri ; “Abi, neden turizmi seçtin?“ diye sordu.

Hala “abi” diye seslenilmenin heyecanı ile derin bir nefes aldım ve anlatmaya başladım. Yıllardır beklediğim soruymuş gibi.

Detaylı, sebep-sonuç ilişkili, mesleğin avantaj ve dezavantajlarını işaret eden, bilgilendirici, aydınlatıcı bir konuşma yapıyordum ki, içlerinden birinin esnemeye başladığını fark ettim. Olabildiğince kısa kestim ve ikram içeceklerini söyledim.

Sonradan arkadaşları oğluma: “Babana da bir soru sorduk, hayatını anlattı yahu!“ demişler.

Ülkemizde, aslında bitirilen okul ile yapılan mesleğin çok bağlantılı olmadığı, yükselmek için hangi departmandan başlanıldığının sınırlayıcı sayılmadığı turizmin, inşaat, mimari, gastronomi, sanat, teknoloji, tekstil, sağlık, eğlence ve daha onlarca işkolunu kapsayan, gelişmeye açık renkli bir sektör olduğunu örneklerle anlatmıştım. Dezavantaj olarak ise, sektörün yaygın olarak yaz sezonuna endeksli olduğunu, çalışma saatlerinin üst yönetimler için neredeyse limitsiz olduğundan bahsetmiştim.

“İşte bu çok uzun, Baba” dedi oğlum. 3 kelime yeterli imiş :“Kazancı iyi, eğlenceli veya güvenli” gibi.

“Peki, tüm bu bilgiler, konuların geçmişi, gelişimi, muhtemel hatalar, başarı sırları?”

“Merak eden onları da sorar Baba, biz dinlemek değil, yaşamak istiyoruz. Geçmiş için ise, zaten bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Geçmiş...”

Bunu anlamaya çalıştım, empati kurmaya gayret ettim. Daha sonra devam eden diyaloglarımızda anladım ki bazı şeyler gerçekten değişmiş.

Uzun süredir bu jenerasyon ile otellerde de çalışıyoruz. Hatta son sezonlar tüm operasyon yükü, daha da genç olan öğrenci gruplarının üzerinde. Bunu pek çok misafir yorumlarında da görebilirsiniz

Departman müdürlerinin “Çok itirazcı, iş beğenmez, istekleri bitmeyen, telefon- sosyal medya bağımlısı, disiplinsiz” gibi şikayetlerle tanımladığı bu jenerasyon ile doğru iletişimi kurabiliyor muyuz acaba?

“Öğrenci çalışan” uygulamaları zaten bölge genelinde suistimal edilen, ucuz işçilik kapsamında kalarak çoktan vizyonundan koparıldı.

Yine de 20 yaş ortalamasındaki çalışan profilinde dikkat edilmesi gereken bazı hususları paylaşmak isterim. Öncelikle neredeyse tamamının “işi öğrenme” aşamasında olduğunu hatırlamakta fayda var.

Tüm diyaloglar sırasında, bir soru yöneltildiğinde sadece ve tam olarak sorulanı cevaplayınız. Bunun dışında anlatacağınız her detay sadece kafa karıştırır veya dikkati dağıtır. Cevap net ve tatmin edici olmalıdır. “Müdürüm, bunları neden buraya koyuyoruz?”, “Çünkü güvenli,”  ya da “Çünkü misafir görmemeli” gibi.

Cevap tatmin etmezse emin olun zaten sorular devam edecektir.

Bir olayı anlatırken canlandırma yapmaya, hele ki konu olan kişilerin ses ve davranışlarını taklit ederek olup biteni aktarmaya çalışmayın. İnanın bunu çok itici buluyorlar. Aktarmak istediğiniz olayı üç cümlede ifade edin. Unutmayın, bu jenerasyon günde yüzlerce görsele maruz kalıyor, en uzun hikayeler saniyelik videolar ile hafızalarına işleniyor.

“Konuların kökenine inelim, geçirdiği evrimleri aktaralım, tarihçesinden bahsedelim” diye saatlerinizi harcamayın. Onlar sonuca odaklılar. Günlük planlar yapmaları gerektiğini bizler öğrettik onlara, ülke politikaları ile.

Monologlara tahammülleri yok, diyalogları soru-cevap şeklinde olmalı. Konuşturmazsanız, baştan kaybedersiniz bu jenerasyonu.

Verim almak istiyorsanız, ikna etmek zorundasınız. Geleneksel, ataerkil yaklaşımlar, sert otorite şovları bir an için kabul edilmiş gibi görülse de, en beklenmedik anlarda toplu istifalar yakındadır. Hatta istifa etme gereği bile duymadan kaybolurlar.

En itici buldukları seminer türü ise “ Kariyer hikayeleri”… Kimsenin “Bulaşıkhaneden genel müdürlüğe“ giden hikayesi ilgilerini çekmiyor. Koşulların ne kadar değişken olduğunu, tercihen ödenecek bedellerin farkındalar. Zaten kendilerini bekleyen bir ‘’alaylı’’ tayfa var. Bu kitle mutlaka bu jenerasyonla iletişim konusunda eğitilmelidir. Yoksa sektörden kopuşlara katkıları olur sadece.

Genç, acemi, tecrübesiz, saf, kolay yönetilir veya kullanışlı oldukları yanılgısına düşmeyin. Bir kere gözlem yetenekleri çok gelişmiş durumda ve de "hardisk"lerinden çok işlemci ve "ram"lerine güveniyorlar.

Güvenlerini yitirdiğiniz an, geri sayım başlıyor. Tutarlı olmanız temel gösterge. ‘’E herkes böyledir, bunu ister zaten’’ diyebilirsiniz. Hayır, bir yanılsama örneği vereyim: Yeni aldığı ayakkabıları ve temiz gömleği ile resepsiyonda ya da barda, görevi ile ilgili bilgileri öğrenmeye çalışan bu jenerasyona, ‘’Haydi, her departmandan dörder kişi, hemen sahile! İskele kalasları taşınacak!’’ dediğinizde, evet, günlük yevmiyeli işçiden tasarruf edersiniz ve onlar da söyleneni yaparlar. Ama içlerinde ne size, ne işletmeye ne de sektöre saygıları kalmamış, alternatif arayışları başlamıştır bile.

‘’Kızı-erkeği çok rahatlar ve küfürlü konuşuyorlar’’ şikayetinide duyuyoruz sürekli… Pardon, küfürlü konuşmayı sizin jenerasyonunuzun ünlü komedyenleri normalleştirmedi mi hayatımızda?

Siz artık onların nasıl değil, ne söylediklerine odaklanmaya çalışın. Ve öncelikle de ‘’örnek‘’ olun, tabii ki zengin kelime haznenizle.

Hayal dünyaları sınırlandı şüphesiz, günümüz ülke ortamında. Ama gerçeklerin de ilginç, zevkli, heyecanlı olabileceğinin keşfindeler.

Unutmayın; "Bana bir masal anlat Baba"dan, "Bana masal anlatma Baba"ya çoktan geçtik.

 

Yorumlar

  • Lütfen Bekleyin.

Yorum Yaz