Kaliteyi Unuttuk, Verimliliği Hiç Konuşmadık
1998’de TÜRSAB Dergisi'nde yazdığım aşağıda belli alıntılar yaptığım yazımı dönemin efsane TÜRSAB Başkanı Değerli Talha Çamaş hatırlattı.
1998 yılında şöyle yazmıştım:
"Kaliteyi standartlar belirler. Kriterler, günün koşullarına göre yapılmalıdır." prensibinden hareketle; turizmimizdeki, bakanlığın “vasıflar yönetmeliği”ni yıllardır revize etmemesini anlamak mümkün değildir.
Türkiye’de, özellikle sanayi sektöründe uzun zamandır üzerinde durulan ve başarılan toplam kalite kavramı, son yıllarda bazı hizmet sektörlerinde de gündeme gelmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. Bu gelişmelerin ışığında, TÜRSAB da kendi sektöründe kaliteyi aramaya başlamış ve çeşitli çalışmalarla bu konuda öncülük yapmıştır.
TÜRSAB, Türk turizminin stratejik döneminde (1984–1999) bir ilki olarak, “1. Ulusal Turizm Kalite Kongresi”ni organize ederek sektör paydaşlarını bir araya getirmiştir. Burada “Toplam Kalite Yönetimi” ve hizmet sektöründe kalite standartlarının nasıl olması gerektiği tartışılmıştır.
“Kaliteyi standartlar belirler” ilkesinden hareketle, mevcut yönetmeliklerin güncellenmemesi büyük bir eksikliktir.
Özellikle vasıflar yönetmeliği ve işletme sınıflandırma kriterleri, günün koşullarına uygun hale getirilmelidir.
TÜRSAB’ın öncülüğünde düzenlenen “1. Ulusal Turizm Kalite Kongresi” bir milattı.
Sektör ilk kez kaliteyi, sadece belge değil; kurumsal bir davranış biçimi, bir kültür olarak görmeye başlamıştı.
Bugün geldiğimiz noktada, bu vizyonun sürdürülemediğini görüyoruz.
Bazı kurumlar kendini geliştirirken, sistem bütün olarak güncel kalite anlayışına entegre olamıyor.
Aradan geçen 27 yıl içinde dünya turizmi köklü değişimlerden geçti. Türkiye ise hâlâ aynı temel sorunu konuşuyor:
Kaliteyi kâğıtta arıyor, verimliliği ise hiç tartışmıyoruz.
Yönetmelik Aynı, Ama Dünya Değişti
Turizm Bakanlığı’nın hâlâ yürürlükte olan “İşletme Sınıflandırma Kriterleri”, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve deneyim ekonomisi gibi 21. yüzyıl kriterlerinden tamamen uzak.Bu belgelerle ne kaliteyi, ne de verimliliği sağlayabiliriz.
Bugün aynı yatırımla daha fazla gelir elde etmek isteyen tüm ülkeler, “verimlilik” odaklı turizm modellerine yöneliyor.
Türkiye ise kişi sayısı peşinde koşarken, verimlilikte rakiplerinin gerisinde kalıyor.
Türkiye’nin Turizm Verimliliği Nerede?
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2024 yılı verilerine göre:
Ülke Kişi Başına Gelir Ortalama Konaklama Süresi Turizmde Dijital Hizmet Payı
İspanya 1.120 $ 6,4 gün %78
Portekiz 980 $ 5,8 gün %72
Türkiye 830 $ 4,2 gün %41
Bu tablo bize şunu gösteriyor: Türkiye, sayıca yüksek turist almasına rağmen birim turist başına daha az gelir elde ediyor. Bu, doğrudan verimlilik eksikliğidir.
Ve kaliteyle birlikte ele alınmadığı sürece bu tabloyu tersine çevirmek mümkün değil.
Kalite ve Verimlilik El Ele Gitmeli
- Kalite: Hizmetin beklentiyi aşma kapasitesidir.
- Verimlilik: Aynı kaynakla daha çok değer üretme becerisidir.Eğer Türkiye “daha çok turist” hedefini “daha nitelikli turist” anlayışıyla değiştirmezse, hem kaliteyi hem verimliliği aynı anda kaybedecektir.
“Vasıf” Tanımını 21. Yüzyıla Taşımak Zorundayız
"Vasıf" kelimesi Arapça "vasf" kelimesinden türemiştir ve "niteleme", "nitelik", "özellik" gibi anlamlara gelir.
Bugünün hizmet sunucusu artık sadece “yatak satmaz”, deneyim üretir, veri toplar, sürdürülebilirlik raporu yayınlar Bu nedenle; vasıf yönetmeliği sadece fiziksel koşulları değil, dijital kapasiteyi, sürdürülebilirlik pratiğini ve müşteri deneyimi kalitesini de kapsamalıdır.
Diğer taraftan turizmin öbür aktörü
Seyahat Acentelerinde, Kalite Kültürü Yaygınlaştırılmalı
- 1998’de önerdiğimiz gibi, acenteler sadece tur satışı değil, marka yönetimi ve müşteri sadakati üretmeli.
- TÜRSAB ve Bakanlık iş birliğiyle, seyahat acenteleri için ulusal kalite endeksi oluşturulmalı. ISO benzeri, sektöre özgü bir belgelendirme sistemine geçilmeli.
Kurumsal Kalite = Ulusal imaj
Bugün, yurt dışındaki Türk turizm algısı hâlâ büyük ölçüde hizmet kalitesi üzerinden şekillenmiyor tamamen ucuz ürün imajı sürdürülüyor
Sadece oteller değil, transfer şirketleri, restoranlar, rehberler ve acenteler de bu zincirin halkalarıdır.Kaliteyi sadece “tesis”te değil, tüm temas noktalarında görmeliyiz.
Toplam Yaşam Kalitesi Hedefi Yeniden Ele Alınmalı ve bir Life Style/ Yaşam Tarzı algısı yaratılmalıdır. Kuşkusuz modern dünya kriterlerini benimseyen Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ilkelerine (fabrika ayarlarına) geri dönülmelidir
1998’de ortaya attığımız bu vizyon, bugün turizmde sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle birebir örtüşmektedir.
Turizm yatırımları artık sadece gelir değil, yaşam kalitesi katkısı açısından da değerlendirilmelidir. (Örneğin: karbon salınımı, sosyal etki, yerel ekonomiye katkı gibi ölçütlerle)
2025’te Ne Yapmalıyız?
1. Yönetmelikler Güncellenmeli, Performans Bazlı Olmalı
Artık belge değil, davranış bazlı değerlendirme sistemine geçilmeli. İşletmelerin dijital performansı, karbon ayak izi, yerel katkı oranı gibi metrikler ölçülmeli.
2. Verimlilik Göstergeleri Geliştirilmeli
Her turizm türü (kültür, kıyı, sağlık, gastronomi) için özel verimlilik kriterleri geliştirilmeli. Otomatik veri izleme ve dijital raporlama sistemleri devreye alınmalı
3. Kamu-Özel Sektör İş Birliğiyle Verimlilik Endeksi Kurulmalı
Tıpkı sanayideki gibi, turizm sektörü için de yıllık “Turizm Verimlilik Endeksi” yayınlanmalı. Hedef: Sadece sayı değil, değer üretmek.
Son Söz: Sadece Gelen Turist sayısını saymayalım. Sonuçta kafa değil kasayı sayma mutluluğuna erişebiliriz
27 yıl önce kaliteye dikkat çekmiştik.
Bugün artık verimlilik olmadan kalite olmayacağını, kalite olmadan verimliliğin anlamsız kalacağını biliyoruz.
Türkiye artık yalnızca “kaç kişi geldi?” diye sormamalı.
“Kaç kişi mutlu döndü?”, “Kaç kişi tekrar gelecek?” ve “Her bir turist ülkeye ne değer kattı?” sorularını sormalı.
Çünkü turizmde sürdürülebilir başarı, hem kaliteyi yükseltmekle hem de verimliliği artırmakla mümkündür.
Lütfen Bekleyin.