Silah Bırakma ve Turizme Olası Yansımaları
2024 Ekim ayında başlayan, adını koymakta herkesin güçlük çektiği sürecin önemli bir aşaması tamamlandı ve PKK geçtiğimiz günlerde topladığı kongre sonrasında “örgütsel yapının feshedilmesi ve silahlı mücadele yöntemini sonlandırması kararlarını” aldığını duyurdu.
Kuşkusuz bu bir son değil, başlangıç. Ama umut verici bir başlangıç. Ülkenin farklı kesimlerin farklı kaygılarının olması da doğal. Kürt siyasi hareketi ve örgüt, gelinen aşamanın “Kürt sorununu demokratik siyaset yoluyla çözme noktası” olduğunu söylerken, iktidar Kürt Sorunu denilen bir şeyin kalmadığını, çözüldüğünü dile getiriyor. Taban tabana zıt bu bakış açısı, sürece nasıl yansıyacak merak konusu. Türkiye’de giderek otoriterleşen iktidarın, “Kürt Sorunu kalmamıştır” mealindeki tutumunun, hem bu soruna ve hem de Türkiye’nin demokratikleşmesine olumlu katkı yapmayacağı ortada.
Ama ben, silahların devre dışı kalmasının başlı başına önemli olduğunu, demokrasi mücadelesinin de önünü açtığını, iktidarın elinden otoriterleşme sürecindeki en önemli enstrümanını da aldığını düşünenlerdenim.
İktidar bu enstrümanı kaybetmemek için uğraşmaya devam edecek. Özellikle yargı yoluyla siyaseti dizayn etme çabaları hız kesmeyecek. Bu anlaşılıyor. PKK bitti, DHKP-C verelim ya da yeni bir terör örgütü icat edelim demeyi sürdürecek. İmamoğlu davasından yeni bir terör örgütü yaratma girişimi de bunun bir parçası.
Her ne olursa olsun, gerçek olan Türkiye’nin 40 yılına malolan terör sorununun ortadan kalkacak olmasıdır ve bu başlı başına çok değerlidir.
Doğu ve Güneydoğu Turizminin Baharı
Oldu olacak, silah bıraktı bırakacak derken geçen şu son dört aylık dönemde bile, Doğu ve Güney Doğu illerinde turizmin nasıl hareketlendiğini izledik. Son Ramazan Bayramı tatilinde en çok Urfa, Diyarbakır, Mardin ve Midyat gibi merkezlerin tercih edildiği haberleri, ulusal ve yerel basında çokça yer aldı. Bölgeye yapılan turların sayısının ve kapasitesinin de arttığını biliyoruz. Bu ilgi halen devam ediyor. Diyarbakır Turizm Derneği Başkanı Edip Paçal, kentin artık yalnızca belirli dönemlerde değil, her gün turist ağırladığını belirterek, "Arabalarımızı park edecek yerimiz yok. Yerli ve yabancı turistler artık hafta sonu, hafta içi fark etmiyor." ifadelerini kullanmış.
Turizm, bu bölge ve illerin ekonomisinin motoru olmaya aday. Yıllardır ihmal edilen yatırımların da arkası gelebilir. Turizmin istihdam yaratma gücü, bölgenin toparlanmasına da katkıda bulunabilir.
Konu sadece bu bölge ve illerle sınırlı da değil.
İki komşu ülke, Suriye ve Irak ile normalleşme ve bu normalleşmenin turizme yansımaları bile tek başına büyük önem taşıyor. Halep başta Suriye’nin tarihi bölgelerinin ihyası, yeniden turizme açılmasının bize de katkısı olacak. Geçen hafta Erbil’de yapılan turizm fuarının canlılığı, katılanların beklenti ve umutları da kaydedilmeye değer.
Diyeceksiniz ki, son depremde yıkılan Hatay’a bile faydası olmayanların, çok renkliliğe, çok kültürlülüğe tahammülü bulunmayanların orada yapacaklarından ne beklenir? Meseleyi bugünün iktidarları açısından da bakmamakta yarar var. Yapılacaklar belli, bugün olmasa bile yarın…
Yeter ki barış, yeter ki huzur olsun…
Lütfen Bekleyin.