Ortada Kalmak, Zamanla Geride Kalmaktır
Türkiye turizmi, uzun yıllar boyunca “kaliteli hizmetin uygun fiyatla sunulması” formülüyle pazarda yer buldu. Bu formül, ilk bakışta olumlu gibi görünse de zamanla kalite-fiyat dengesinin bozulmasına ve sektörün ‘orta gelir tuzağına’ yakalanmasına neden oldu. Turizmde bu tuzak, ne üst düzey segmentte rekabet edebilmek ne de düşük maliyetle sürdürülebilir olmak anlamına gelir. Ortada kalmak, zamanla geride kalmaktır
Gastronomi rotaları haritada yok, sağlık turizmi teşvikle destekleniyor ama kalite ve denetim standardı tam oturmamış, kültür turlarında hâlâ İstanbul–Kapadokya–Efes üçgeni dışına çıkmak zor.
Türkiye turizmi, otuz yılı aşkın süredir küresel rekabette yerini sağlamlaştırmaya çalışırken bir yandan da yapısal sorunlarla boğuştu: fiyat odaklılık, düşük kişi başı harcama, imaj sorunları ve dışa bağımlı pazarlama modelleri. Bugün geldiğimiz noktada hâlâ aynı sorular etrafında dönüyorsak, artık bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç olduğu açıktır.
Bu dönüşüm; yalnızca fiyatı artırmakla değil, ülke turizminin genel çerçevesini yeniden tanımlamakla mümkündür.
Daha fazlası için: Bkz. Pusula







Lütfen Bekleyin.