Turizmdeki Gelişmeler
Turizmde yaşananlar, gerçek ile yanılsamanın iç içe geçtiği bir çıkmazı gösteriyor. Geçtiğimiz hafta kamuoyuna yansıyan iki gelişme henüz yeterince değerlendirilmedi. İlki; görevdeki Sayın Bakanın şirketine ait lüks bir kıyı otelinde yaşandı. Büyük olasılıkla özel sözleşmeye dayalı, gelir paylaşımlı bir işletme modeli uygulanıyordu. Adı bilinen uluslararası işletmenin iki sahibi otel yönetimini eleştirerek, çalışmalarını durdurdular.
Alman kökenli iki ortağın adlarını vererek açıkladıkları gerekçe; otel sahibinin verdikleri sözü tutmadığıydı. Belli ki, gelişmeler beklentileri karşılamamıştı. Konu eskilerin deyimiyle, suret -i haktan yana görünen ama güçlüden yana durmaktan kaçınmayan biri tarafından basit bir nedene dayanılarak yorumlandı.
İnanılması çok güç bu neden kısaca şöyle: Bodrum Belediyesi zabıta ekipleri gürültü kirliliği gerekçesiyle, işletmeye ceza yazmışlar ve işletmeciler de kapatma kararı almışlar.
Çevrede yayılan söylentilere bakılırsa, son günlerin moda deyimiyle adı geçen “mekanda” uyuşturucu kullanıldığı gerekçesiyle, bir polis operasyonu da yapılmış.
İşin magazin yanı bir yana üzerinde durulması gereken konu, ülkenin Kültür ve Turizminden sorumlu Sayın Bakanın, kendisine ait bir işletmede ülkesine ait bir kuruluş yerine, Yunanistan’da ünlenen bir markayı seçmesi olmasıydı.
Önümüzdeki günlerde örneğin yurtdışındaki bir fuarda, Sayın Bakan Türkiye’yi tanıtırken, birisi çıkıp; “Türk Mutfağı yerine, neden kendi otelinizde bir Yunan markasını tercih ettiniz?“ sorusunu yöneltirse, nasıl yanıtlayacak?
Henüz söylenti aşamasında olan bir gelişme daha var. Hazırlık çalışmaları ilerleyen bu konu çok ilginç.
Sayın Bakanın iki yıl önce şiddetle karşı çıkarak, “Digital Kapitülasyon“ olarak nitelediği uluslararası rezervasyon ağlarına, Türkiye’de 5 milyon lira karşılığında çalışma izni verilmesi, Bakanlığın gündeminde.
Yürürlükteki 1972 tarihli 1618 sayılı Seyahat Acenteleri ve Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği'nin (TÜRSAB) çalışmalarını düzenleyen, yasa değiştirilmeden bu uygulama nasıl hayata geçirilecek, bilinmiyor. Ancak bilinen bir gerçek var. Sayın Bakan TÜRSAB’ın varlığından rahatsız. İçinden geldiği meslek koluna böyle bir tavır almasının nedenleri, henüz açıklığa kavuşmadı.
Her şey bir yana, düşen talep yüzünden sektör gerçekten ciddi bir dar boğaza girerken, Bakanlığın uğraştığı konulara, sektörün meslek kuruluşlarının tepkileri nasıl olacak? Hep birlikte göreceğiz.







Lütfen Bekleyin.