Türkiye’nin Gündemi Ve Turizm
Türkiye’de siyasetin bir günlük gündemi, bazı ülkelerin yıllık gündemleri kadar belki daha yoğun geçiyor. Son günlerde tanık olduğumuz siyasal gelişmeler, sorunlara gerçekçi ve kalıcı çözümler bulunmasını ikinci plana itiyor.
Türkiye 25 yıllık AKP iktidarının belirlediği, geçmiş yıllardan çok farklı bir siyasal yapılanmaya doğru hızla ilerliyor. Son gelişmeler; ABD ve İsrail’in birlikte tasarladıkları yeni Ortadoğu modeline uygun, bir siyasal yörüngenin çizilmeye çalışıldığı izlenimi uyandırıyor.
Tasarlanan BOP adlı modelin, Türkiye’nin Rusya-İran ve Çin’den oluşan, ittifakla AB arasındaki sınırları koruyacak biçimde yapılandırılmasını amaçladığı anlaşılıyor. Ermenistan’daki son seçimleri iktidardaki Paşinyan’ ın kazanması, Azerbaycan ile İsrail’in gelişen ilişkileri sonunda ortaya çıkacak yeni bir siyasal ittifak modeli, Rusları Türkiye dışında yeni destinasyonlar aramaya yönlendirebilir.
Dış politikayı ilgilendiren, bu tür gelişmelerin turizm ile ilgisi sorgulanabilir. Ancak yurtdışı talep göz önüne alındığında, özellikle Rusya ile gerginleşebilecek diplomatik ilişkilerin, ne denli önemli olduğu ortaya çıkar. Rus Savaş uçağının Suriye’de düşürülmesinin ardından, yaşanan gelişmeler hala belleklerde. Gelen yabancı ziyaretçi sıralamasında, ilk sırayı alan Rusya’daki talebin düşmesi, kaçınılmaz olarak turizmcileri zorlayacaktır.
Kaldı ki, salt Rusya değil birkaç yıldır enerji girdileri çok yükselen, başta Almanya AB ülkeleri de büyüme hızlarını yitirdiler. AB ‘de bu yılın ilk 4 ayında topluluk dışı ülkelere yönelen dış gezi talebi düşüyor. Ziyaretçi sıralamasında, Rusların ardından gelen Almanya ve İngiltere pazarlarında, Türkiye satışları azaldı.
ABD-İsrail ile İran arasında başlatılan, son savaşın etkisiyle ekonomik üstünlüklerini yitiren, AB ülkelerinin, Türkiye’yi Bölgeden gelecek sığınmacı taleplerini engelleyecek biçimde konumlandırmak istedikleri anlaşılıyor.
Ancak şu anda Türkiye’de turizmi olumsuz etkileyen gelişmeler dış politika çizgisi ile sınırlı değil. Sorun uygulanan ekonomi politikasından kaynaklanıyor. Düşük tutulan, döviz kurlarına karşın hizmet üretiminde; girdilerin baskılanan kurların çok üzerinde artması, iç talebi ciddi ölçülerde düşürürken, işletmelerin kaynaklarını tüketti.
Konaklama sektöründe kullanılan, döviz kredilerinin 2024 yılına oranla 2025 yılında büyük ölçüde artması ve bu sezon gözlenen, doluluk oranlarındaki düşüş, turizmcileri zor bir dönemin beklediğini gösteriyor.
Dışarıdaki olumsuz gelişmeler sürerken, turizm ile ilgili meslek kuruluşlarının sessiz kalmaları da düşündürücü. Örneğin vize aracılarının uygulamalarını haberleştiren, “Kısa Dalga” nın duyurularının sosyal medyayı da kapsayan, yasaklama kararları karşısındaki suskunluk, anlaşılır gibi değil.
Özellikle 1985 yılında “Helsinki Nihai Senedinde” açıkça belirtilen, yurtdışı seyahat haklarının kısıtlanmasına karşı çıkan maddeleri yürürlükteyken, TÜRSAB’ın yasaklara karşı çık(a)mayışı düşündürücü.
Bu yıl turizmcilerin girdikleri dar boğazdan çıkış için, hızla bir araya gelmeleri ve gerçekçi önerilerle, kamuoyunun karşısına çıkmaları kaçınılmaz hale geliyor.







Lütfen Bekleyin.