Kaptan'ın Limanı: Attilâ İlhan'ın İzmiri
Attilâ İlhan'ı İzmir'den ayrı düşünmek zordur. Şairin edebiyat hayatının köşe taşı sayılan dört şehir -İzmir, İstanbul, Paris, Ankara- arasında en erken tanıdığı, çocukluğunun geçtiği ve şiirine en derin işleyen şehir İzmir'dir. 1925'te Menemen'de doğan İlhan, ilkokulu Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu'nda, ortaokulu Karşıyaka Ortaokulu'nda okudu, ardından İzmir Atatürk Lisesi'ne devam etti. Lise yıllarında bir mektubunda Nâzım Hikmet'in dizelerini kullandığı gerekçesiyle 1941'de gözaltına alınıp okuldan atılması, şehirle ilk kopuşu oldu; İzmir'e neredeyse bir sürgün edasıyla veda etti.
Aradan yıllar geçtikten sonra, 1965'te Demokrat İzmir gazetesinin başyazarı olarak şehre döndü ve tam sekiz yıl kaldı. Her sabah Karşıyaka'dan vapurla Pasaport İskelesi'ne geçip rıhtım boyunca yürüyerek Konak'taki gazete binasına gitmesi, kendi tabiriyle "dünyanın en güzel rutini"ydi. Vapur, iskele, rıhtım, kahve kokusu…
Bu güzergâh sonradan şiirlerinin sahnesi olacaktı.
"İzmir'i ilk kez böyle yazan ben oldum"
İlhan, İzmir'i bir liman şehri olarak edebiyata taşıma iddiasını kendi kaleminden de açıkça dile getirmiştir. Ben Sana Mecburum'a eklediği notlarda şöyle yazar:
"İlk kez ben İzmir'de bir liman şehrini, bir büyükşehir havasını saptayıp şiire aktarmaya çalışıyorum, çok yıllar sonra, 'Yasak Sevişmek'te yer almış bazı şiirlerde ayni şeyi İzmir'in geçmiş dönemlerine de uygulamaya çalışacağım. Bunda haklıyım da: limanlık, dışarı açık olmak, kozmopolitlik ve komprador kapitalizminin serpildiği bir yerleşme merkezi olarak İzmir’in gerek geçmişinde gerek son dönemlerinde İstanbul'dan kalır yeri yoktur, nedense bu işlenmemiş, edebiyata aktarılmamıştır."
Attilâ İlhan, "Meraklısı İçin Notlar", Ben Sana Mecburum, Bilgi Yayınevi, 1976
Bu cümle, onun İzmir'e bakışının özetidir: şehri sadece bir doğduğu yer olarak değil, kozmopolit, dışa açık, limanlığıyla İstanbul'dan aşağı kalmayan bir büyükşehir olarak görmüş ve bunu ilk kez şiirle kayıt altına aldığını düşünmüştür.
"Ne Kadar İzmir": beş parçalık bir şehir haritası
Kimi Sevsem Sensin kitabındaki "Ne Kadar İzmir" başlıklı beş parçalık şiir dizisi, İlhan'ın İzmir'i en ayrıntılı anlattığı metinlerdir. Kordon'un akşam kızıllığından İnciraltı'nın son vapuruna, Karşıyaka sinemalarından Halimağa Çarşısı'nın hamallarına kadar şehrin neredeyse her köşesi bu dizelerde yer bulur:
"kordon'da akşam kızıllığı tenha martılar"
"ne kadar izmir 1", Kimi Sevsem Sensin, Bilgi Yayınevi, 2001
"tuzlu ve uzak temmuz'ları osmanzade'nin
şu geçen son tramvay mıdır iskele'ye
çatalkaya'da yıldız yağmuru kızılca kıyamet"
"ne kadar izmir 3", Kimi Sevsem Sensin
"karşıyaka sinemalarında nedense fransız filmleri"
"ne kadar izmir 5", Kimi Sevsem Sensin
"İnciraltı'ndan son seferi 'uşak' vapurunun"
"ne kadar izmir 2", Kimi Sevsem Sensin
"halimağa çarşısı'nda hamallar izmir'i taşıyor"
"ne kadar izmir 3", Kimi Sevsem Sensin
"nefesini tutmuş askıda kızlarağası hanı
newyork borsası'nda buhran
fiyatlar düştü"
"ne kadar izmir 4", Kimi Sevsem Sensin
Bu dizide İlhan yalnızca manzara çizmez; İstiklâl Harbi anıları, Kurtuluş sonrası telaşlı günler, tüccarın, hamalın, işçinin gündelik hayatı da şiire karışır. Sonunda körfezden uzaklaşan vapurun ardından bakan bir çocukluk kalır geriye.
Sürgünün şehri: "İzmir'in yabancısıyım"
Ben Sana Mecburum (1960) kitabındaki şiirlerde İzmir, aynı zamanda genç İlhan'ın tutuklanıp sürgün edilmesinin acısını taşıyan bir şehirdir. "Tension a Smyrne" şiirindeki şu dizeler hem coğrafi hem duygusal bir yabancılaşmayı anlatır:
"ahmed beni fevzipaşa bulvarı'na çağırdılar
onikinci ağacın altında bekleyeceğim
ahmed beni neden çağırdılar bilmiyorum
izmir'in yabancısıyım ahmed korkuyorum"
"tension a smyrne", Ben Sana Mecburum, Ataç Kitabevi, 1960
Aynı kitaptan, limanı ve Basmane'yi konu alan iki örnek daha:
"izmir limanında suya çöktüğüm malûm
suya kırk beş kuruşluk bir akşam çöktü
yirmi dört yıldızın battığı mâlum"
"yirmibeÅŸinci saat", Ben Sana Mecburum
"basmânede gaziler caddesi'ne
küçük bir yağmur götürdüm
siz böyle akşamüstü görmediniz"
"gaziler caddesi", Ben Sana Mecburum
Bir istasyon, bir çiçek: Alsancak
Belâ Çiçeği (1962) kitabındaki aynı adlı şiirde, şehrin gece hayatı Alsancak Garı'nın saatiyle birlikte anılır:
"alsancak garı'na devrildiler
gece garın saati belâ çiçeği
hiçbir şeyin farkında değildiler"
"belâ çiçeği", Belâ Çiçeği, Ataç Kitabevi, 1962
Şehirle kurulan kalıcı bağ
İlhan'ın İzmir'le ilişkisi kâğıt üzerinde kalmadı. Karşıyaka'da bir dönem yaşadığı 1744 Sokak, bugün "Attilâ İlhan Sokak" adını taşıyor; şairin babası Bedri Bey, Soğukkuyu Mezarlığı'nda gömülü. İlhan hayatı boyunca dört kitabında -Ben Sana Mecburum, Kimi Sevsem Sensin, Sisler Bulvarı, Yasak Sevişmek- farklı bir İzmir'e döndü durdu: kâh Kurtuluş Savaşı'nın kahramanlık şehri, kâh gençliğinin sürgün edildiği şehir, kâh limanı, tüccarı, hamalıyla kozmopolit bir büyükşehir. Kendi ifadesiyle söylemek gerekirse, edebiyatımızda daha önce "işlenmemiş" bıraktığını düşündüğü bu şehri, adım adım, sokak sokak şiire taşıyan kişi oldu.






Lütfen Bekleyin.