• 04 Temmuz 2020 22:05
  • 0
  • 5 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

1989’da GEO Special gözüyle Almanya’daki imajımız (1)

Bu yazıyı dinleyin
Nizamettin Şen 04 Temmuz 2020 1989’da GEO Special gözüyle Almanya’daki imajımız (1)

Raftan sırtında GEO SPECIAL TÜRKEI yazan dergiyi tam alırken içinden Turizm Bakanlığı’nın o yıllarda bastığı Antalya ve Türkiye broşürleri de düştü. 

Dergi kitaplıkta arka sırada bulunduğu için uzun zamandır dikkatimi çekmemişti.

GEO SPECIAL TURKEI 8.2.1989 basım. 

Yani Türkiye turizminin emekleme döneminden. 

Her yazılı kaynak döneminin analizi için önemlidir.

Türkiye’nin tanıtımı için kapakta bir erkek portresi kullanılmış. 

Ellerinde ve yüzündeki çizgilerden Almanların pek yakından tanıdıkları bir emekçi portresi… 

Kapakta İstanbul için “Haliç’te Zevk ve Acı”İslam başlığı altında “Allah Urfa’da Yaşıyor” okumayı tahrik eden başlıklar. 

Turizm için ise “Geçmiş ve Şimdiki Zamanda Yolculuk” başlığı kullanılmış.

Bundan 31 yıl önce yayınlanmış çok özel bir dergide (ki Türkiye’ye ilk özel sayı yapılmış ve 2. Özel sayı yıllar sonra 1998 de yayınlanmış) Türkiye ve turizm imajını sizlerle paylaşmak istiyorum. Böylece hep birlikte “Neredeydik nerelere geldik” muhasebesini yapabiliriz.

Öncelikle belirteyim; o yıllarda bu tip yayın kuruluşlarında kadrolu yazar ve yönetici Türkler bulunmuyordu ama Almanya’da ve Türkiye’de yaşayan bir çok entelektüel ile yayıncıların işbirliği yaptığını görüyoruz.

Stefan Reisner imzalı önsözde “Avrupa’nın Türklere karşı ilgisi Viyana’da tattıkları kahve ve Mozart’ın Türk Marşı bestesiyleydi. 

Günümüzde Türkiye’nin imajı Anadolu’dan gelen göçmen işçileri takip eden sanatçılar, yazarlar, film yönetmenleri, entelektüeller tarafından belirlenir oldu.(Bugün de aynen böyle devam ediyor bir farkla artık Almanya’da doğup büyüyen her branşta başarılı 3.- 4. Kuşak Türklerin varlığını eklemek gerekiyor)

Yazı çok önemli bir vurguyla devam ediyor “ Her şeyden önce Türkiye’yi Akdeniz’in en son bozulmamış tatil ve turizm bölgesi olarak algıladık. 

Yüzbinlerce güneşe susamış kişi Türkiye’nin kıyılarını geziyor.”

Bu tespit o yıllar için ne kadar doğru ve bugün imajımız hep öyle kalsaydı  dedirtiyor insana.

Sonra siyasi imajımıza vurgu yapıyor; 

“Asya ve Avrupa arasında yeni bir İslami köktendincilik tarafından adlandırılan modern bir devlet. “ 

Sınır komşularımızı sayarak zorlu coğrafyamıza gönderme yapıyor. 

Sunum yazısı o günün ve de bu günün ruhuna uygun bir cümle ile bitiyor “Yalnız Allah mükemmeldir bu nedenle her el dokuması halıda bir hata yapılır, umarım Türkiye hakkında her zamankinden daha fazla bilgi edinmek isteyen okuyucular Allah’ı hayal kırıklığına uğratmaz”

Yayın tarihinde bilindiği gibi Irak’tan Türkiye’ye göçen sığınmacıların yoğun Kürt sorunu konuların arasında (bugünkü Suriyeli göçü gibi) Ya şu vurgulamaya ne demeli? “Geniş  Anadolu yaylalarında

Koyun, sığır keçiler yetiştirilir, yünleri kıyafet kilim ve halı yapmakta kullanılır. Türkiye halen tarımsal bir ülkedir ancak genç erkekler işsizlik nedeni ile köylerinde kalmamaktadır.”

Kırsal hayat için kullanılan fotoğraflar insanımız ve o günlerin kırsal hayatında ulaşımda sıklıkla kullanılan atlar ve eşekler. 

Bir traktör vagonunun içine doluşmuş her yaştan tarlaya giden neşeli kadınları gösteren fotoğrafın altında “Antalya’da bir yerde” yazıyor oysa  traktörün plakası 09 Aydın (eh o kadar kusur Almanda da bulunsun…)

“Sovyetler’den Suriye’ye 7200 kilometre Sahil” başlığı altındaki deniz sahil koylar fotoğraflarının ortak özelliği “bakirliği”

“Erkek olmak zordur”  yazısı tahmin edileceği gibi Türkiye’nin ataerkil yapısından örnekler…

Tam 1 sayfa Almanların ünlü otelcilik markası Steigenberger Hotels  reklamı.(2019 yılında Çinlilere satılan) Hatırlayalım Kaya Hotel Side ve Falez Oteli ile kısa bir beraberlikleri olmuştu ve bir gecede askılarındaki logoları bile sökülerek kapının önüne konulmuşlardı.

Bu olaydan sonra Antalya’ya uzun süre yabancı otel markası cesaret edip giremedi.

Ömer Erzeren imzalı bir yazıda  Atatürk Devrimleri ve özellikle kadının modern toplumdaki yeri seçme ve seçilme haklarından detaylı söz ediliyor “Hiç Çarşaf Giymedim” diyerek sözlerini özetleyen 81 yaşındaki Sıdıka Saltuk söyleşisi dikkat çekici.

İstanbul ile ilgili bölümde o günlerin iki önemli şahsiyeti var; Belediye Başkanı Bedrettin Dalan ve Türkiye Otomobil Klübü TURİNG’in efsane Başkanı Çelik Gülersoy. 

1984 de İstanbul Belediye Başkanı olan Dalan o dönemdeki Tarlabaşı’da yol açmak için yıktığı tarihi binalar için kendisine “BULDOZER” olarak hitap edildiği belirtilmiş. 

Çelik Gülersoy için de, “Dalanı en önemli eleştiren kişi”  tanımlıyor. 

“Türklerin mantalitesi değişti, yeni olan her şeye hayranlar, eski değersiz olarak aşağılanıyor. 

Ev kadınları böylece Selçuklu’dan kalma bakır tencerelerini düdüklü tencere ile, imamlar el halısı seccadeyi naylon terlikle değiştiriyorlar. 

Yeni Brezilya olmak yolunda beton bloklar, otoyollar, arabalar, arabalar,  arabalar” Rahmetli Çelik Bey (benim rol modelim) 31 yıl önce bunları korkmadan söylerken  bu rant anlayışının onca yıl sonra hala devam edebileceğini düşünmüş müdür?.

Ve 1 tam sayfa Condor havayolları reklamı başlık“Antalya 80 Condor destinasyonundan sadece biri” Plajda sihirbaz görünümlü bir çocuk elinde portakallar çeviriyor. (Antalya’nın logosunun PORTAKAL olması tesadüf değil)

Devam edecek…