• 05 Mayıs 2020 14:42
  • 0
  • 4 DAKİKA OKUMA SÜRESİ

Chp'nin corona ile imtihanı

Bu yazıyı dinleyin
Bahattin Yücel 05 Mayıs 2020 Chp'nin corona ile imtihanı

 

Salgının dünya dengelerini alt üstettiği bugünlerde, yerel yönetimler dışında iktidarla ilgisi çok az bir partiyi virüsle sınamak, akıldışı sayılabilir.
 
İlk bakışta Corona ile CHP’yi ilişkilendirmek çoğumuza garip gelebilir. Ama CHP’nin 11 B.Şehir Belediyesi ve kıyı bandındaki turistik merkezlerde yerel iktidarı elinde tutması, salgının olası etkilerini dengelemek açısından gerçek bir sınavdır.
 
AKP   salgının inişe geçmesiyle, gündelik hayatımızın eskiye döneceği hayalini, kamuoyundan gizlemiyor. Bu ortamda Salgına karşı gerçekçi uygulamaları hayata geçirecek CHP’li yerel yönetimler, pekala başarılı olabilirler.
 
Kültür ve Turizm Bakanlığı kamuoyunun fazla ilgisini çekmeyen uygulamayı hayata geçirdi. 
 
Geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren bir kararla uzun yıllar boyunca elinde tuttuğu, lokanta, bar, gazino ve eğlence yerlerine  “turistik işletme belgesi” verme hakkından vazgeçti.
 
Kararın açıklanmayan gerekçesinin; Emevi ideolojisine aykırı sayılan, içki satış izinlerinin iptali olduğuna hiç kuşku yok.
 
Gündeme getirilen uygulama ile dünyada benzeri olmayan bir işletme türü yaratılmasının  amaçlandığı- Gastronomi  Turizmi İşletmesi- , sektördeki meslek kuruluşları dahil kamuoyunun ilgisini çekmedi.
 
Özellikle eğitim kurumları ve camilere yakın konumda bulunan içkili yerlerde, eğitim çağındaki çocuklar üzerinde olumsuz etkileri ve dini inançlara saygı açısından içki satılması engellendi.
 
Asıl amacın; ne çocukların etkilenmesi ne de dine saygı değil, içki satışını belirli yerlere yönledirmek olduğu kısa sürede ortaya çıktı.. Öyle olsa, “Gastronomi Turizm İşletme Belgesi” ilk kez İstanbul’da Yeni Cami’nin bitişiğindeki bir lokantaya verilir miydi?
 
Şimdi aklınıza CHP’li Belediyelerin Corona ile sınavlarında, ne ilgisi var bu belgenin sorusu gelebilir.
 
Kesinlikle var.  
 
Açıklayalım.
 
Geçtiğimiz  günlerde  “Gastronomi Turizmi İşletme Belgesi” nin fikir babaları ,bu kez aralarında  “Corona free” adıyla tartıştıkları bir yeni belge tasarısını ortaya attılar. Bakan; verdiği demeçlerde bazı STK’lar ile bir araya gelerek, yeni bir belgelendirme modeli üzerinde çalıştıklarını,  verecekleri belgenin yurtdışında da ilgi çektiğini ve uygulanacağını açıkladı. 
 
Aslında ilk kez bulduklarını önesürdükleri bu çalışmayı, bir Fransız Grup hazırlamış ve kendileriyle paylaşmıştı.
 
Doğrusu; salgın nedeniyle talepte ciddi düşüş olacağını biliyorlar, bu nedenle belirleyecekleri kriterlere gore seçecekleri bazı işletmeleri belgelendirerek, sektörde ayrıcalıklı bazı  işletmeleri kayırmak istiyorlardı.
 
Gelelim işin eskilerin deyimiyle püf noktasına.
 
Bakanlık kendi eliyle oteller ve tatil köyleri dışındaki, lokanta, café, bar ve eğlence yerlerini belgelendirme hakkından vazgeçince, özellikle yabancı ziyaretçilerin de sıklıkla  gittikleri, kapsam dışına ittiği bu işletmeleri nasıl belgelendirecekti?
 
CHP’li belediyelerin sınavları bu noktada başlıyor.
 
Henüz  nasıl önleneceği bilinmeyen aldatıcı “Corona free” belgesi vererek, yakınlarını kayırmayı hedefleyen bu yaklaşıma karşı, CHP’li belediyeler Yerel Yönetimler Yasasından kaynaklanan yetkilerini kullanarak, gerçekçi ve işlevsel bir belgelendirme düzenini hayata geçirebilirler.
 
Genel hizmet alanları dışında, ıslak mekanlar , yiyecek-içecek hazırlığı yapılan bölümler ve depolama alanlarının, çok kısa sürede belirlenmiş uluslararası normlara uygun hale getirilmelerini destek vererek,  sağlayabilirler.
 
Bu süreçte; önceden belirlenmiş kapasitelerinin üzerinde hizmet vermek amacıyla eklenen, kuraldışı kapasite kaldırılır. Böylece “sosyal mesafe” sınırları kendiliğinden korunmuş olur.
 
İşyerleri çalışanları uzmanlarca eğitilirler. 
 
Verilecek eğitimlerin yeterlikleri basit sınavlar ve yerinde denetimlerle projenin etkin paydaşları haline getirilebilirler.
 
CHP  Genel Merkezi uygulamayı tek merkezden yöneterek, digital teknoloji yardımıyla rahatlıkla yönlendirebilir. 
 
Kuşkusuzher fırsatta Belediyelerin kamuoyu ile paylaştıkları sosyal yardımlaşma çok önemli. Ama üretmenin daha kalıcı ve eğitici olduğu da unutulmamalı.
 
Bir Çin atasözü;  bin balık vermek yerine bir balık avlamayı öğret , diyor.
 
Ne kadar doğru değil mi?